15 Nisan 2013 Pazartesi

Heyet-i Nasiha


                      KARAHİSAR-I ŞARKİ'DEN BİR "AKİL İNSAN"
                                                                                                                         
                 Bilindiği gibi, geçmişte ilçemiz topraklarında da eylemler yapan terör örgütünün hapisteki lideri ile yapılan,  içeriği bir türlü resmi ağızlardan açıklanmayan, ancak Başbakan'ın Devlet Başkanı olmasını ve ülkenin bölünmesine neden olabilecek yeni anayasanın kabul edilmesini sağlamaya yönelik olduğu anlaşılan bir anlaşmanın Türk Halkına benimsettirilebilmesi için bir "akil insanlar" heyeti oluşturuldu. Gazetelerde, bu akil insanlar heyetinin, Osmanlı'nın son dönemlerinde Damat Ferit Hükümeti tarafından oluşturulan "Heyet-i Nasiha" (Nasihat Heyeti) ile aynı niteliği taşıdığı iddiaları dile getirildi.
                "Heyet-i Nasiha" ile ilgili bir araştırma yapan Mevlüt Çelebi'ye göre, uzun yıllar süren savaşların bütün sıkıntısını çeken Anadolu’nun harap olması yetmiyormuş gibi, azınlıkların silâhlı çeteler kurarak Türkleri sindirmeye çalışmaları ve Türklerin de can güvenliklerini korumak için harekete geçmeleri sonucu, Anadolu’da asayiş bozulmuştu. Özellikle Rumlar, Hükümet’e meydan okumaya başlamışlardı. İzmir'in işgal edileceği söyleniyordu.
                1919 yılının başlarında Sadrazam Damat Ferit Paşa, şehzadeler başkanlığında vilâyetlere, mülkiye, ilmiye ve askeriyeden seçilecek kişilerden oluşacak birer “heyet-i fevkalâde” gönderilmesi fikrini benimsedi. Sadrazama göre heyetler, “hukuk-u mukaddese-i devlet ve milletin sıyânetine çalışılacağı” hakkında halka, padişah adına teminat vereceklerdi. Oluşturulan Anadolu Heyet-i Nasihası Başkanı Şehzade Abdürrahim Efendi’ye göre; “heyetin bu seyahatten amacı, savaşın felâketlerinden etkilenen Anadolu halkını se-lâm-ı şahane ile taltif etmek ve aynı zamanda Anadolu’nun ihtiyaçlarını yakından görerek neticesini hükümete bildirmektir. Sadrazam Damat Ferid’e göre ise, Heyet-i Nasiha’nın vazifesi, “daha ziyade manevidir. Vazifesi, ahaliye selâm-ı şahaneyi tebliğ etmek, padişahımızın kendilerini düşündüğünü anlatmak ve ân-ı hazırda kalb-i hümayunlarının da tebanın kalbi gibi rencide olduğunu anlatmaktı."
                Kısacası Heyet-i Nasiha'nın temel gündem maddesi halkı yatıştırmaktı. Heyet halka “barışın ancak koşulsuz teslim ve düşmanı kızdırmamakla sağlanacağını” anlatmakla görevlendirilmişlerdi.
                Üyeleri Sadrazam Damat Ferit tarafından seçilen ve Şehzade Abdürrahim Efendi başkanlığında Anadolu’ya gönderilmesine karar verilen birinci heyet, Bahriye eski nazırı ve ayandan Ali Rıza Paşa, Divan-ı Harb-i Örfî eski reisi Mahmud Hayret, Süleyman Şefik Paşa, Erkân-ı Harbiye mirlivalığından emekli Ali Fevzi, Bursa Müftüsü Ömer Fevzi, Pazarcık eski müftüsü Halil Fehim, Karahisar eski mebusu Yanko Güvenidis, Dahiliye Nezareti Memurin-i Kalem Müdürü Ohanes Ferid'den oluşuyordu.
                16 Nisan 1919 günü İstanbul'dan hareket eden ve Bursa ve  Balıkesir'de törenle karşılanan ve ilgi gören Anadolu Heyet-i Nasiha'sı, İzmir'de Rum gazetelerin, Aydın'da da Türk din adamlarının tepkisi ile karşılaştı. Heyet, hükümet konağı önünde toplanan halka önce padişahın bildirisini okuyordu. Padişah asayişin korunmasını ve hükümete itaat edilmesini istiyordu. Ayrıca, heyetteki bir paşa veya yüksek dereceli bürokrat konuşuyordu.
                Heyet-i Nasiha Aydın’da ikiye ayrıldı. Mahmud Hayret Paşa başkanlığında ve Süleyman Şefik Paşa, Yanko Bey ile Halil Fehim Efendi’den oluşan heyet Muğla’ya giderken, Abdürrahim başkanlığındaki heyet de Burdur’a hareket etti. Bu heyetin Muğla’ya gidişinin bir nedeninin de Hürriyet ve İtilâf kulübünü açmak olduğu, o dönemi yaşamış kişiler tarafından yazılmıştı. Afyon, Antalya'ya da uğrayan Heyet-i Nasiha’nın Burdur ve Isparta gezilerini değerlendiren İngiliz denetim subayı, “şehzade ve çevresindekilerin, halkın heyete yaptığı sevgi gösterilerine kendisinin dikkatini çekmekteki gayretlerine bakarak, heyeti göndermekteki asıl amacın, unsurlar arasında barışı sağlamaktan çok hükümet ya da sarayın taşradan bekleyebileceği desteği tespit etmek olduğunu” raporunda belirtiyordu.
                Heyet-i Nasiha’nın Konya’da bulunduğu günlerde, İzmir, 15 Mayıs 1919 günü  Yunanlılar tarafından işgal edildi ve bu olay üzerine  Heyet-i Nasiha 18 Mayıs 1919 günü İstanbul’a dönmek zorunda kaldı. Heyeti-i Nasiha'nın önceden planlanan Trabzon ve Karadeniz gezisi yapılamadı. 28 Nisan’da Trakya’ya hareket eden Şehzade Cemalettin Efendi başkanlığındaki ikinci heyet de aynı usullerle kentleri ziyaret ederek çalışmalarını sürdürmüştü.
                Anadolu Heyet-i Nasiha'da yer alanlar arasında ismi bulunan "Karahisar eski mebusu Yanko Güvenidis", Meclis-i Mebusan'ın 3. döneminde, yani 1 Mayıs 1330 (1914) ile 21 Aralık 1334 (1918) tarihleri arasında Karahisar-ı Şarki'yi temsil eden Rum kökenli milletvekili Yanko Küvanoğlu Efendi'dir. TBMM internet sitesinde yer alan  Meclis-i Mebusan'ın 3. döneme ait toplantı tutanaklarında  Yanko Küvanoğlu Efendi'nin "Ayvalık ve civarındaki Rumların tebîdinde methaldar olan Liman Von Sandres Paşa hakkında Hükümetçe ne gibi tahkikat ve takibatta bulunulacağına dair sual takriri"nden başka bir faaliyetine rastlanmıyor.
                Elimizde henüz ayrıntılı bir bilgi bulunmasa da, şimdiki "akil insan"ların çoğunun hükümete yakın olması gibi Karahisar-ı Şarki eski mebusu Yanko Küvanoğlu Efendi de, Heyet-i Nasiha'da yer aldığına göre, Damat Ferit Başkanlığı'ndaki Osmanlı Hükümetine yakın birisi olması gerekiyor. Yine, Heyetin Aydın'dan Muğla'ya Hürriyet ve İtilâf Fırkası'nı açmak  amacıyla ayrıldığı belirtilen kolunda bulunduğuna göre, Hürriyet ve İtilâf Fırkası'nın önde gelen simalarından olduğu kabul edilmeli. Buradaki konu ile ilgili olarak kısaca ifade etmek gerekirse, 1911 yılının Kasım ayında kurulup, Ocak 1913'de dağılan ve Ocak 1919'da tekrar faaliyete geçen  Hürriyet ve İtilaf Fırkası, Mustafa Kemal'in Anadolu'da başlattığı, Kurtuluş Mücadelesi'ne şiddetle karşı çıkıyor,  Kuvayı Milliye'yi, İstanbul'daki meşru hükümete karşı bir ayaklanma sayıyordu. Hürriyet ve İtilaf Fırkası'nın etkin isimlerinden biri de, daha sonra ülkeyi terk etmek zorunda kalan ve Yüzellikler'den olan  Karahisar-ı Şarki eski mebusu Ömer Feyzi Efendi idi.
                İşin ilginç yanı Karahisar-ı Şarki Mebusu Yanko Küvanoğlu Efendi, o zamanki Osmanlı Yönetimi'ne yakın bir "akil insan" olarak görev yaparken, aynı tarihlerde diğer Karahisar-ı Şarki eski mebusu Serdarzade Mehmed Mustafa Efendi  (Atay, Serdaroğlu) Erzurum Kongresi’nde Karahisar-ı Şarki’yi temsil eden delegeler arasında Mesudiye Delegesi olarak yer alıyordu.  Zaten, Heyet-i Nasiha, Erzurum ve Sivas Kongrelerinden sonra etkisini tamamen yitirdi.
 
Anadolu Heyet-i Nasiha'sı İzmir'de (Kaynak http://hakimiyetimilliye.org)
KAYNAKLAR:
1- Mevlüt Çelebi, İzmir’in İşgalinden Önce Şehzade Abdürrrahim Başkanlığında Anadolu’ya Gönderilen Nasihat Heyeti (Anadolu Heyet-i Nasihası): 16 nisan- 18 mayıs 1919, dergi sayı 18, (http://atam.gov.tr)
2- Ercan Dolapçı, 1919'un Akil Adamlarını Aydın'dan Kovmuşlardı, Aydınlık 9 Nisan 2013
3- http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/tutanak_dergisi_pdfler_mmb.meclis_donemleri?v_meclisdonem=0
4- http://baydin2.blogspot.com/2013/02/yerel-tarih_6621.html
5- http://hakimiyetimilliye.org/2013/04/nasihat-heyeti-alev-coskun/
6-http://baydin2.blogspot.com/2013/03/milletvekillerimiz.html
7-Milli Mücadele Döneminde Hürriyet ve İtilaf Fırkası, Hacer Göl, Doktora Tezi.

1 Nisan 2013 Pazartesi

Şebinkarahisar Ermenileri


                   RUS ve BULGAR ORDUSUNDA ŞEBİNKARAHİSAR ERMENİLERİ
                                                                                                                           
                Bugüne kadar bildiğimiz, 1915 yılında Ermenilerin "direniş" dedikleri bizim de ayaklanma adını verdiğimiz bir olay oldu, akabinde Ermeniler tehcire tabi tutuldular.
                Rus ve Bulgar arşivlerinde yapılan araştırmalarda, olayın bu kadar olmadığı, 1912 yılından itibaren Şebinkarahisarlı Ermenilerin ülkede yaşanan olaylarda aktif rol aldıkları ortaya çıktı.
                Gerçi daha önce yazdığımız Tehcir başlıklı yazımızda, suikast hazırlığında olan Şebinkarahisarlı iki Ermeni'nin, Kirkor oğlu Karnik Boyacıyan, ile Arakel Bogosyan oğlu Karakin'in İstanbul'da asılarak idam edildiği,  Şebinkarahisar Asliye Mahkemesi üyelerinden Huruf Bekyan Efendi'nin,  Ermeni örgütünü idare ettiği ve devlet sırlarını açıkladığından  görevine son verildiği dile getirilmişti.
                Yine, birçok cephede Osmanlı'ya karşı savaşan Şebinkarahisarlı Ermeniler arasında en bilinen örnek olan Andranik Toros Ozanyan ise Ermeniler tarafından ulusal kahraman olarak kabul ediliyor.
 
Şebinkarahisar'lı Antranik Toros Ozanyan (Kaynak wikipedia)
                Her ne kadar Ermeniler, Bulgar ve Rus Ordularında gönüllü olarak Osmanlı'ya karşı savaşan Ermenilerin başka ülkelerden geldiğini iddia etmekte iseler de, Osmanlı'ya karşı savaşmak için Rusya'ya başvuran ve Bulgar Ordusu'nda savaşan birçok Şebinkarahisarlı Ermeni'nin ismi yayınlanan belgelerde yer alıyor.
                Mehmet Perinçek'in Rus Arşivleri'nde yer alan belgelere dayanan tespitlerine göre "Taşnakların, Çarlık Rusyası yetkilileriyle yaptıkları yazışmalarından ve görüşmelerden Türkiye’yi işgal planlan çerçevesinde Ermenilere iki misyon yüklenildiği görülmektedir. Ermeniler, cephe gerisinde ayaklanma çıkararak Türk ordusunu zaafa uğratacaktır. Bu birinci görevdir. İkincisi ise oluşturulan Ermeni gönüllü birlikleri yoluyla Türk ordusunun savunma hattını yırtarak Rus işgalini kolaylaştırmaktır. Ayrıca bu temelde Rus yetkililerinin yazdığı sayısız rapor vardır. Bütün bu planlar, Batı devletlerinin ve Çarlık Rusyası’nın emir komutası altında yürütülmüştür.
                Her iki görevin yerine getirilmesinde Türkiye Ermenileri aktif rol oynamıştır. Mesele birkaç Taşnak teröristinin işinden ibaret değildir. Gönüllü birliklerin oluşturulmasına ve ayaklanmalara ne yazık ki, geniş Ermeni kitleleri katılmıştır. Arşivler, Çarlık ordularına hizmet etmek ve Türkiye’ye karşı gönüllü birliklerde savaşmak için Türkiye Ermenilerinin Rus yetkililere başvurularıyla doludur. Osmanlı uyruklu aydınlardan ve doktorlardan üniversite öğrencilerine ve sıradan köylülere kadar binlerce Ermeninin listeleri arşivlerde isim isim mevcuttur. Türkiye Ermenilerinin bu hareketi tehcirin çok öncesinde başlamış ve ülkenin doğusundan batısına, hatta İran’dan Avrupa’ya Amerika’ya kadar yayılmıştır"
                Mehmet Perinçek tarafından yayınlanan belgeler arasında, Balkan Savaşları sırasında Türk Ordularından firar etmiş veya Türk tarafından esir düşmüş, sadık oldukları ve hiçbir anarşist partiye üye olmadıkları  belirtilen 346 kişinin isminin yer aldığı, Rusçuk'da 15.12.1914 tarihinde Bulgarca düzenlenmiş, Hınçak'ın Rusçuk Başkanı Arşak.A. Bakahyan imzalı bir listede, yaşları ve medeni durumları da gösterilen Şebinkarahisarlı Ermenilerin isimleri de yer alıyor. Yine 1915 tarihli Varna'dan çekilen bir telgrafta da, Rus Ordusuna katılarak Kafkasya'ya gitmek isteyenler arasında Şebinkarahisarlı Solomon Bogosyan ismi de bulunuyor (Kaynak,  RGVİA fond 2100, liste 1, dosya 558, yaprak 232, Mehmet Perinçek 150 Belgede Ermeni Meselesi, 53. Belge.)
                Osmanlı'nın Bükreş Sefaretinden İstanbul'a yazılan 1914 tarihli bir yazıya göre, Romanya'da yaşayan Suşehrili fırıncı Kirkor ile Karahisar-ı Şarki'li fırıncı Nişan, Rus Ordusuna katılacak Ermenilere yönelik organizasyonu yürüten kişiler arasında yer alıyor. Yazıda yer alan bilgiye göre, bu kişiler, mektup ve telgraflarla Romanya'nın çeşitli yerlerinde çalışmakta olan  Ermenileri kandırıp, Rus Konsolosunun verdiği maddi destek ve tavsiye yazıları ile Rusya'ya gönderiyordu.
                Ermenilerin  Rus ordusuna katılımı, 1914 yılında doruk noktasına ulaştı. Rus Dışişleri Bakanlığı'nın tahminine göre, Osmanlı'nın 1. Dünya Savaşını izleyen ilk oniki ayda yaklaşık 200 Bin Ermeni sınırı aşarak Rus Ordusu'na katıldı. Bunun öncülüğünü de yine Şebinkarahisarlı Ermeni Antranik Toros Ozanyan yapıyordu.
                Ermeni Gönüllü Tugayları veya Ermeni Gönüllü Kolordu'su,  Rus Kafkas Ordusunda I. Dünya Savaşı sırasında kurulan Ermeni taburlarıdır. Bu birimler Osmanlı Ermenilerden oluşmakta hatta Osmanlı Meclis-i Mebusan üyesi Karekin Pastırmacıyan gibi komutanları vardı. Andranik Toros Ozanyan ise bu Rus gönüllü birliklerin genel komutanı idi. Bogos Nubar Paşa'nın anlatımına göre Ermeniler, "Kafkasya'da, Kafkas Rus Ordusunda altında Tovmas Nazarbekian, Andranik, Nazarbekoff ve diğerleri ile İtilaf devletleri için dört yıl savaşmışlardır, yaklaşık 50.000 Ermeni milis ve 150.000 Ermeni gönüllüsü hiç söz etmeden Rusya Devriminden sonra Kafkasya'daki tek kuvvet olarak Mütareke imzalanıncaya kadar Türklere karşı geldiler" Bu gönüllü akını dışında, Rus Ordusu, daha Osmanlı'nın savaşa girişinden önce Taşnaklarla, Antranik ve Tiflis'teki Ermeni liderlerle tam bir işbirliği halinde Osmanlı Ermenilerini silahlandırmak için yoğun bir şekilde çaba harcamıştı.
           Ermeniler sadece Rusya'nın emrinde Osmanlı'ya karşı savaşmadılar. 1912 Balkan Savaşları'nda da Bulgar Ordusu saflarında Osmanlı'ya karşı savaştılar.
     Suzan Ertürk'ün incelemesine göre, Balkan Devletleri’nin Osmanlı’ya savaş ilan edeceğinin kesinleşmesinden sonra Anadolu’da pek çok kanlı eylemlere imza atmış Şebinkarahisarlı Ermeni Antranik Toros Ozanyan öncülüğünde, aralarında Şebinkarahisarlı Ermeniler'in de bulunduğu yüzlerce Anadolu Ermeni’si de Bulgar Genelkurmayına müracaat ederek, Türklere karsı Bulgar ordusu ile beraber çarpışmak istediklerini iletti. Bulgar ordusu kendi bünyesinde bir Ermeni taburu oluşturdu. Savaşta, Bulgar ordusu tarafından hazırlanan farklı tabur ve çetelerde de Ermeniler görev aldı. Ermeniler, özellikle savasın doğu bölgelerindeki çarpışmalarda Bulgar ordusuna büyük hizmetlerde bulundu. Ermenilerin bu hizmetlerini karşılıksız bırakmayan Bulgaristan, savaş sonrası kendilerine Bulgar tebaalığı verdi.
Kaynak Wikipedia

 RUS ORDUSU'NDA OSMANLI'YA KARŞI SAVAŞMAK İÇİN BAŞVURAN 
                        ŞEBİNKARAHİSAR ERMENİLERİ
              Mnatsakan Daçmanyan,  38 yaşında , bekar
              Kevork Sarkisyan,  32 yaşında, evli
              Avedis Merdinyan, 24 yaşında, bekar
              Kevork Yahonciyan, 21 yaşında, bekar
              Karkin Derderyan, 26 yaşında, bekar
              Setrak Yevronyan, 30 yaşında, evli
              Ohannes Tutyan, 35 yaşında, evli
              Ardaşes Tutyan, 30 yaşında, evli
              Hovagim Babkaryan, 25 yaşında, evli
              Mateos Merdikyan, 32 yaşında, evli
              Yehişe Derderyan, 27 yaşında, evli
              Aram Nersesyan, 27 yaşında, evli
              Karnik Tatyan, 28 yaşında, evli
              Güresh Banyan, 30 yaşında, evli
              Melikset Tutyan, 29 yaşında,  bekar
              Karekin Derderyan, 22 yaşında, bekar
              Muşeh Yervanyan, 24 yaşında, bekar
              Garabet Yervanyan, 26 yaşında, evli
              Bartan Vanyan, 27 yaşında, evli
              Ohannes Bohosyan, 38 yaşında, evli
              Kulust Donikyan, 20 yaşında, bekar
              Rupen Merdinyan, 22 yaşında, bekar
              Artin Kamburyan, 27 yaşında, evli
              Zareh Tutyan, 20 yaşında, bekar
              Agop Mazmanyan, 25 yaşında, evli
              Artin Zurkacinyan, 27 yaşında, evli
              Rapael pahavaryan, 26 yaşında, evli
              Zakar Keşişyan, 26 yaşında, evli
              Hovagim Sarkisyan, 22 yaşında,  bekar
              Markar Minasyan, 27 yaşında,  evli
             Artin Tutyan, 28 yaşında, evli
             Sarkis Asaduryan ,27 yaşında,  bekar
             Agop Baronyan, 21 yaşında,  bekar
             Levan Sarkisyan, 28 yaşında,  evli
             Setrak Iyeretsyan, 30 yaşında,  evli
             Hovagim Şubaroyan,  21 yaşında,  bekar
             Karnik Bakalyan,  30 yaşında,  evli
             Kurken Ter-Nersesyan, 22 yaşında,  bekar               
          (Kaynak,RGVİA fond 2100, liste 1, dosya 558, yaprak 373-377, 373 arkası-377 arkası, Mehmet Perinçek, 150 Belgede Ermeni Meselesi, 39. Belge)

              

                              I. BALKAN SAVAŞI’NDA  BULGAR ORDUSUNDAKİ 
                                            ŞEBİNKARAHİSAR ERMENİLERİ

Agop AMPARSUN, 32 yasında, Şebinkarahisar , Ayakkabıcı, 4. Bölük, 13. Kukus Taburu, Göreve başlama ve bitiş 3 Mart 1913-26 Nisan 1913.
 Nahabed  ÇETAKYAN, 21 yasında, Şebinkarahisar,12.Lozengrad (Kırklareli) Taburu, Göreve başlama tarihi 22 Eylül 1912.
Sapu  EKMEKCİYAN, 21 yasında, Şebinkarahisar, ikamet yeri Burgaz, Saraç, 2. Bölük, 12.Lozengrad (Kırklareli) Taburu, göreve başlama 22 Eylül 1912, 7 Kasım 1912’de yaralanmış, Cesaret Haçı Madalyası.
Vahan  KALAYCİYAN, 22 yasında, Şebinkarahisar, Terzi, 2. Bölük, 12.Lozengrad (Kırklareli) Taburu, Göreve başlama 3 Ekim, 1912.
Agop KIZİRYAN,  27 yasında, Şebinkarahisar, Çizmeci, Stefan Çavdarov çetesinden.
Vartan  KRİKORYAN, 25 yasında, Şebinkarahisar, İkamet yeri Bükreş, Romanya, Değirmenci, 2. Bölük, 12.Lozengrad (Kırklareli) Taburu, Göreve başlama 12 Ekim 1912.
Agop KULYAN, 23 yasında, Şebinkarahisar, Demirci, 2. Bölük, 12.Lozengrad (Kırklareli) Taburu, Göreve başlama 3 Ekim 1912.
Kerofie MAGYARDİÇYAN, 20 yasında, Şebinkarahisar, 2. Manga, 2. Bölük,12.Lozengrad (Kırklareli) Taburu, Görev başlama 22 Eylül 1912.
Leon SARKİSYAN, 28 yasında, Şebinkarahisar, 2. Bölük, 12.Lozengrad (Kırklareli) Taburu.

KAYNAKLAR
1- Mehmet Perinçek, Birinci Dünya Savaşı’nda Türkiye Ermenilerinin Rus Ordularına Katılımına Dair Yeni   
  Belgeler, http://www.karalahana.com/makaleler/tarih/birinci_dunya_savasi_ermenler_rus_ordusu_katilimi.html
2- Mehmet Perinçek, 150 Belgede Ermeni Meselesi, Kırmızıkedi yay. 2012
3- http://tr.wikipedia.org/wiki/Ermeni_G%C3%B6n%C3%BCll%C3%BC_Tugaylar%C4%B1
4- http://tr.wikipedia.org/wiki/Ermeni_milisleri
5- Suzan Ertürk, 1. Balkan Savaşı’nda Bulgar Ordusundaki Anadolu Ermenileri, Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi / Journal of Turkish World Studies, XII/2 (Kış 2012), s.121-140.
6- www.devletarsivleri.gov.tr (belgeyi temin eden Ünsal Çalık)
7- Sean McMeekin, 1 Dünya Savaşı'nda Rusya'nın Rolü, YKY yay. 2012

 Bu yazı Yeni Şebinkarahisar Gazetesi'nde de yayınlanmıştır

13 Mart 2013 Çarşamba

Salname


                SALNAME-İ  KARAHİSAR-I ŞARKİ 1890 (1308)
                                                                                                             
               Yıllık olarak adlandırılan Salnameler Osmanlı İmparatorluğunda,geçmiş yıllardaki önemli olayları özetleyen ve bulunduğu yılın özelliklerini ayrıntılarıyla ortaya koyan yayınlardır.
                İlk salname Said. Reşit Paşa , A. Vefik Paşa ve A. Cevdet Paşa tarafından 1847’de çıkarıldı. 1888’den itibaren devlet eliyle çıkarılmaya başlandı. İlk vilayet salnamesi de Trabzon’da 1864 yılında yayınlandı. Sivas Vilayeti’nin yayınladığı salname sayısı, ilki  1870  yılında olmak üzere 1907  yılına kadar, 17’dir.
             1890 (1308) yılında yayınlanan Sivas Vilayet Salnamesi’nde Karahisar-ı Şarki’den ve kazalarının genel durumundan bahsediliyor ve devlet görevlilerinin isimleri de salnamede yer alıyor.
           Salnamede dikkati çeken bir konu, Karahisar-ı Şarki merkez kazasında bir belediye teşkilatından bahsedilmemesi. Salnamede Karahisar-ı Şarki’de görevli olarak isimleri verilen kuruluşlar arasında belediye teşkilatı ve devlet görevlileri arasında belediye görevlileri yer almıyor.
            Salnameye göre, Karahisar-ı Şarki Sancağının (Livasının) 1888 (1306) yılı itibariyle geliri 4760133 (lira) olup, gideri de 1589304  (lira)dır.
              Karahisar-ı Şarki kasabası merkez vilayetin canib-i şarkisinde (doğu yönünde) vaki olup merkez vilayete 30 saattir.
            Kasaba-yı mezkurda 15 cami-i şerif ve 5 mescit ve 3 medrese ve 4 hamam ve 8 han ve 753 dükkan ve 2.450 hane ve 1 mekteb-i rüşdi ve 1 hükumet konağı ve 15 İslam ve 4 Hristiyan mektebi vardır.
Ma'a nevahi (bucaklar ile birlikte) kasaba-yı mezkure 7.642 hane ve 17.544 İslam ve 8.054 Hristiyan nüfusunu ve 124.574 dönümlük 26.744 kıta araziyi havi olup hınta (buğday), şair (arpa) ve hububat-ı saire ve envai esmar (meyveler) ve sebze ve ipek ve tütün hasıl olarak dahil ve haricde satılır. Kuvve-i inbatiyesi (üretim gücü) evasıt (orta) derecede olup bire altı hasılat verebilir. Cins-i hayvanattan koyun, keçi, esb (at), ester (katır), merkep, camus bulunur.
             Karahisar ve Temezre kasabalarında 50 kadar destgah olup iplik, çitari ve havlu ve çarşaf nesc (dokuma) ve imal olunur.
               Bir bab dakik (un) fabrikası vardır ve pazartesi günleri hafta pazarı kurulup dad-ü sited (alışveriş) edilir.

Görevliler
Mutasarrıf Ahmed Rasih Efendi
Naib (Vekil)  Mustafa Nuri Efendi
Meclis-i İdare    
Aza-yı Tabiiye (Atanmış Üyeler)
Reis Mutasarrıf Efendi
Naib Efendi
Muhasebeci Mehmed Emin Efendi
Müftü Abdülkerim Sıdkı Efendi
Tahrirat Müdürü Rıza Efendi
Meclis-i İdare Başkatibi Mehmed Abdi Efendi
Refiki Mehmed Şadi Efendi
Aza-yı Müntehabe (Seçilmiş Üyeler)
Abdülkadir Efendi
Mehmed Saib Efendi
İlya Ağa
Liva Tahrirat Kalemi
Müdür Efendi
Başkatib Ali Rıza Efendi
Evrak Memuru Ömer Şevki Efendi
Refiki Osman Efendi
Mübeyyiz (kalem katibi) Rıza Efendi
Refiki Salih Efendi
Muhasebe Kalemi
Başkatib Mehmed Vehbi Efendi
Merkez Mal Müdürü Hacı Bekir Efendi
Sandık Emini Manas Efendi
Muhasebe Mukayyidi (Kayıt Memuru) Aziz Efendi
Masarif (Gider) Katibi Mustafa Efendi
Varidat (Gelir) Katibi Abdullah Efendi
Ma'a Tahrir Vergi İdaresi
Vergi Memuru Abdullah Efendi  
Vergi Katibi Rıza Beg
Katibi Salih Efendi
Refiki Rıza Efendi            
Refiki Tahsin Efendi
Diğeri Mehmed Hamdi Efendi     
Nüfus Dairesi
Memuru Bekir Efendi
Katibi Münib Efendi
Mahkeme-i Bidayet
Ceza Reisi Yusuf Efendi
Müddei-i Umumi (Savcı) Muavini Mahmud Efendi
Başkatib Hüseyin Efendi
Müstantik (Sorgu Hakimi) Karabet Efendi
Aza Hafız Mustafa Efendi
Aza Rasim Efendi
Aza Sava Ağa
Aza Agob Ağa
Şeriyye Katibi Asım Efendi
Ceza Zabıt Katibi Ömer Efendi
Ceza Zabıt Katibi Arif Efendi
Hukuk Zabıt Katibi Zihni Efendi
Hukuk Zabıt Katibi Hüseyin Efendi
Aza Mülazımı (Stajyer üye) Mehmed Vasfi Efendi
Aza Mülazımı Mustafa Efendi
Mukavelat Muharriri (Noter) Zühdi Efendi
İcra Memuru Osman Beg
Defter-i Hakani (Tapu ve Kadastro)
Memuru Hüseyin Hasib Efendi
Başkatib Hacı Zühdi Efendi
Tapu Katibi Asım Efendi
Evkaf Dairesi (Vakıflar İdaresi)
Müdürü Mustafa Tevfik Efendi
Başkatib Ali Beg
Refiki Zühdi Efendi
Telgraf ve Posta İdaresi
Müdür Mehmed Şevki Efendi
Baş Muhabere Memuru Halil Efendi
Mekteb-i Rüşdi (Ortaokul)
Muallim-i Evvel Hüseyin Hamdi Efendi
Muallim-i Sani Hüseyin Efendi
Rik'a Muallimi Abdullah Efendi
Zabıta Memurları
Tabur Kumandanı Alay Begi Şevki Beg
Hesap Emini Edhem Efendi
Süvari Bölük Ağası Ahmed Efendi
Piyade Bölük Ağası Ahmed Ağa
Süvari Jurnal Emini Halid Efendi
Süvari Mülazımı (Teğmen) Ali Ağa
Piyade Mülazımı Ali Ağa
Pivadegan

Süvariyan



Kolvekili
2
Kolvekili
3
Muavini
4
Muavini
5
Neferat
20
Neferat
12
Tahsildaran
2
Tahsildaran
8
Ceman Yekün
28
Ceman Yekün
28


                KAYNAK: 1- Salname-i Vilayet-i Sivas, Fikri Karaman, İstanbul 2001
                                   2- www.basbakanlik.gov.tr

2008 Ağustos'unda hazırlanan bu yazı Yeni Şebinkarahisar Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

11 Mart 2013 Pazartesi

Andronikos


                 ANDRONİKOS  I  KOMNENOS
                                                                                                           
                Bizans İmparatorluğu’nun imparatorlarından, “köylülerin imparatoru” olarak anılan Andronikos  I  Komnenos 1183-1185 yılları arasında Bizans’ı yönetti.
                Andronikos  I  Komnenos’un Şebinkarahisar ile ilgisi, imparator olmazdan evvel, o zamanki adı Colonia (Koloneia) olan Şebinkarahisar’da kalması ve buradan Bizans yönetimini rahatsız etmiş olmasında yatıyor.
                Andronikos  I  Komnenos, 1143-1180 yılları arasında Bizans İmparatoru olan ve Kılıçaslan ile 1176 yılında yaptığı Mirkefalon (Myriokephalon-Düzbel)  Savaşı ile bilinen Manuel I Komnenos’un yeğenidir. Şaşılacak kadar yüklü, yenilgilerle zaferler arasında gidiş gelişlerle dolu bir geçmişi vardı. Yirmi yaşından itibaren Bizans’ta skandalları ile tanınmaya başlamıştı. Tehlikeli olunca da İmparator Manuel I Komnenos tarafından hapse atıldı ve 1155-1164 yılları arasında hapiste kaldı. 1164 yılında hapisten kaçarak Rusya’da Haliç Knezi (prensi) Jaroslav’a sığındı ve onları Bizans’a karşı kışkırtmaya çalıştı.
                Manuel I Komnenos, Andronikos’u affederek 1166’da Ermenilerle savaşması için Kilikya’ya Vali olarak atadı. Andronikos burada buluduğu  süre zarfında vergileri zimmetine geçirdikten başka, Kudüs’te bulunan imparatorun Kudüs Kralı Baudin’den dul kalan  yeğeni Teodora’yı kaçırdı. Kuzey Suriye ve Doğu Anadolu’da Türk beylerinin ve prensliklere sığındıktan sonra, o zamanki adı Colonia ( Koloneia) olan Şebinkarahisar Mengücek beyi kendisine yurtluk verince de Şebinkarahisar’a yerleşti. Şebinkarahisar (Colonia - Koloneia)’da bulunduğu sürede de Mengücek Beyi ile Trabzon ve Bizans sınırlarına yapılan seferlere katıldı.
1140 Yılında Anadolu (kaynak wikipedia)

                Trabzon Dukası olan Nikoforos’un Teodorayı kaçırması ve teslim olmasını istemesi üzerine Andronikos, teslim oldu ve affını diledi. İmparator Manuel I Komnenos’un bağışlaması ile de Ünye’ye sürüldü.
                Manuel I Komnenos’un  ölümünden sonra, halk tarafından sevilmeyen dul imparatoriçe Maria'nın, imparator naibi olarak ülkeyi yönetmesine karşı çıktı. 1182 baharında bir ordu toplayarak, küçük yaştaki imparator II. Aleksios'u korumak bahanesiyle Kons­tantinopolis'e (İstanbul) girdi ve iktidarı ele geçirdi. Bunun başlıca sonuçlarından biri, çoğunluğunu Venediklilerle Cenevizlerin oluşturduğu Batılıların kentte topluca öldü­rülmesi oldu. Andronikos hemen ardından dul imparatoriçeyi de öldürttü. Eylül 1183'te Aleksios'la birlikte hükmetmek üzere taç giydi. İki ay sonra Aleksios'u boğ­durttu. Zorbalığını yasallaştırmak için de Aleksios'un 13 yaşındaki dul kansı ile ev­lendi. Bu sırada 65 yaşındaydı
                Başkenti bir kan gölüne çevirmesine kar­şın, yozlaşmış siyasal sistemde giriştiği re­formlar, mevki ve makam satışını yasakla­ması, rüşvet alan görevlileri cezalandırması, en önemlisi de ayrıcalıklarıyla imparatorlu­ğun birliğini zayıflatan büyük feodal soylu­ların ve toprak sahiplerinin gücünü kırması, eyaletlerdeki yaşam koşullarını iyileştirme yönünde sonuçlar verdi
                l185'te,  Normanların yaklaş­makta olduğu yolundaki haberler üzerine başkentte ayaklanma patlak verdi. II. İsa­akios (Angelos) imparator ilan edildikten sonra, Andronikos I  Komnenos  isyancı bir grup tarafın­dan öldürüldü.

Kaynaklar :
1- http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=bizans+imparatorlugu
2- Türkiye Ansiklopedisi 3. Cilt, Ankara 1946
3- Augsute Bailly, Bizans Tarihi
4- Mahmut Goloğlu, Anadolu’nun Milli devleti Pontos, 1973
5- Ana Britannica 2. cilt

Ocak 2007'de hazırlanan bu yazı Yeni Şebinkarahisar Gazetesi'nde de yayınlanmıştır.

İdareciler


                                   OSMANLI ARŞİV BELGELERİNE GÖRE
                                       ŞEBİNKARAHİSAR'IN İDARECİLERİ                                                                                                                                                            

                Devler Arşivleri Genel Müdürlüğü tarafından, Osmanlı Arşivlerinde yer alan belgelerin bir kısmı Türkçe'ye çevrilerek özet halinde internette yayınlanmaya başlandı. Kullanıma açılan, Karahisar-ı Şarki ile ilgili bir kısım belgeler içerisinde Karahisar-ı Şarki ve bağlı ilçelerde yaşanan olaylar ve yapılan atamalarla ilgili birçok belge yer alıyor.
                Belgeler incelendiğinde dikkat çeken ilk şey, Osmanlı merkez merkez yönetiminin, yerel idarecilerin suçlarına ve yolsuzluklarına müdahale etmek konusunda ve başarılarına verdikleri önem. Belgelerden, merkez yönetiminin yolsuzluğu saptanan yerel yöneticileri azlettiği gibi, suçu tespit edilen idareciye de gereken cezayı vermekte çekinmediği anlaşılıyor. Başarılı yerel idareci de nişanla ödüllendiriliyor.
                Yine dikkat çeken diğer bir konu da, mutasarrıf yardımcılıklarına gayrşimüslimlerin atanmaları. Belgelerde, Karahisar-ı Şarki'ye mutasarrıf yardımcısı olarak  atanan gayrimüslimlerin  isimlerine de  rastlanılıyor.
                Mutasarrıf, Osmanlıda eyalet yönetimindeki valigibi, sancaklarda da aynı yetkiye sahip görevlidir. Mutasarrıflar, padişah tarafından fermanla atanmakta idiler. Atama sonrası kadı ve nâiblere hitab edilerek, ismi belirtilen paşanın sancağa mutasarrıf olarak atandığı belirtildikten sonra, bütün görevlilerin yeni mutasarrıfa itaat etmeleri, emirlerine uymaları istenirdi. Mutasarrıflar çağrıldıkları zaman, emrindeki kapı halkı ile beraber savaşa gitmek zorunda idiler. Mukâtaaların denetimi ve iltizam işleriyle de doğrudan ilgileniyorlardı. Ayrıca şehirde bulunan bazı dînî ve sosyal yapıların, su yollarının tamiri ve bakımı, herhangi bir âfet anında halkın ihtiyaçlarının karşılanması, sancakta görev yapacak idareci ve vazifelilerin atanması için takrir yazılması, âyan-ı vilâyetle birlikte esnafın sattığı mallarla ilgili narh konulması gibi pek çok idarî, askerî, ekonomik ve sosyal içerikli görevler üstleniyorlardı. Mutasarrıflıklar, bazen muhafızlık şartıyla, bazen yürütülen göreve ek olarak, bazen de ya tek başına ya da birden fazla sancakla birleştirilerek, (genellikle“ber vech-i arpalık” şartıyla) vezir rütbeli paşalara verildiği de oluyordu..
                Mutasarrıf, diğer görevlerinden dolayı veya başka bir sebeple sancağa gelemeyecekse, kapı kethüdası arzıyla yanında bulunan güvendiği adamlardan veya dışarıdan ismini verdiği bir kişinin sancağa mütesellim tayin edilmesini talep ederdi.  Mutasarrıfların geçici bir görev vesilesiyle başka bir yere gittiklerinde yerlerine bıraktıkları kimselere de  “kâim-i makam” (Kaymakam) deniliyordu. Mütesellimlerin azil ve tayini de, merkezi hükümette Reisül Küttab dairesi vasıtasıyla gerçekleşirdi.

                Osmanlı arşiv belgelerine göre, Karahisar-ı Şarki Sancağı'na atanan mutasarrıflar ve atama  tarihleri şöyle.

                1722/1135  Vezir Yusuf Paşazade Mustafa Paşa (Aynı yıl  Kırşehir'e atandı)
                1722/1135  El-Hac İbrahim Paşa
                1733/1146  Ömer Paşa (Gönye Sancağından Karahisar-ı Şarki'ye atandı)
                1830/1246  Vezir Osman Paşa
                1845/1262  Kethudazade Trabzonlu Ahmet Emin Ağa (Kaymakam olarak da  ismi geçiyor)
                1862/1279  Ömer Cemal Paşa (Kaymakam olarak da  ismi geçiyor)
                1867/1284  Muhyiddin Paşa (Kaymakam olarak da  ismi geçiyor)
                1868/1285 Münib Efendi (Karahisar-ı Şarki'den Kars'a atandı)
                1868/1285 İzzet Bey (Bilan Kaymakamlığından Karahisar-ı Şarki'ye atandı)
                1874/1291 Mehmet Haydar Bey
                1881/1299 Mehmet Tali Paşa (Karahisar-ı Şarki'de iken nişan verildi)
                1884/1302 Reşid Paşa (Sivas Mutasarrıfı ile becayiş ederek Sivas'a atandı)
                1884/1302 Osman Paşa (Karahisar-ı Şarki Mutasarrıfı ile becayiş ederek Sivas'tan atandı)
                1886/1304 Vehbi Paşa (Görevde iken azledildi 1305 'de Ergiri Sancağı'na atandı)
                1884/1304 Rüşdü Bey (Vehbi Paşa'nın yerine atandı)
             1884/1304 Mehmet Enis Efendi (Ammara mutasarrıfı iken Rüşdü Bey ile becayiş ettttirilerek atandı)
            1887/1305 Rasih Efendi (Mardin'den becayiş ile atandı, görevde iken taltif edildi, 1891'de Tokat'a atandı)
           1891/1309 Mehmed Şakir Bey (Gümüşhane'den atandı. İktidarsızlık gerekçesi ile görevden azledildi)
      1893/1311 Mustafa Bey (Maraş'tan atandı. Tamzara'da Türklerle Ermeniler arasındaki olayları                                                                   önleyemediği için 1895'de azledildi)
                1895/1313 İbrahim Hakkı Efendi (Eski Dersim Mutasarrıfı. Aynı yıl Kerkük'e atandı)
           1895/1313 Raif Efendi (Cezayir-i Bahri Sefid Vilayeti Mektupçuluğundan Karahisar-ı Şarki'ye atandı)
                1897/1315 Şükrü Paşa (Mardin'den Raif Ef. İle becayiş ederek atandı.1898'de kış aylarının uzun olmasından  dolayı tayin istedi. Mersin Mutasarrıfı Ziya Paşa ile becayiş etti)
                1900/1318 Ziya Paşa (Karahisar-ı Şarki'den Drama'ya atandı)
                1900/1318 Mahmut Nedim Bey (Cebel-i Garbi Mutasarrılığından Karahisar-ı Şarki'ye atandı)
                1903/1321 Reşid Paşa (Muş'a atandı)
                1903/1321 Husnü Bey (Becayiş ile Maraş'a atandı)
                1903/1321 Nuri Efendi (Becayiş ile Maraş'tan atandı)
                1904/1322 Selahaddin Efendi
                1905/1323 Ahmet Cavit Bey (Ergir Sancağı'ndan becayiş ile Karahisar-ı Şarki'ye atandı)
                1908/1326 Asaf Bey
                1909/1327 Zeki Bey (Dıraç Mutasarrıfı iken Asaf Bey ile becayiş etti)
                1912/1331 Cemal Bey
                1913/1332 Nazmi Bey (Karahisar-ı Şarki'den Ergani'ye atandı)
                1913/1332 Hilmi Bey (1916'da Kırşehir'e atandı)
                1916/1335 Yahya Sezai Bey
                1916/1335 Asaf Bey (görevde iken azledildi)
                1918/1337 Dikran Efendi
                1919/1338 Abdulvahap Bey

          Osmanlı arşiv belgelerine göre, Karahisar-ı Şarki'de görevlendirilen Kaymakamların isimleri  atandıkları tarihleri ise şöyle:

                1835/1251 Hacı Yahya Bey
                1846/1263 Şehrab Paşa
                1847/1264 Kethüdazade Emin Ağa
            1848/1265 Mehmet Emin Ağa (Dergah-ı Ali Kapıcıbaşılığından Maden-i Hümayun Müdürü ile atandı)
                1849/1266 Mahmet Galip (Bozok Malmüdürlüğünden atandı)
                1851/1268 Hüseyin Ağa
                1853/1270 Abdulhamid Bey (görevde iken azledildi)
                1854/1271 Hurşid Ağa (görevde iken rüşvetten ve halka eziyetten yargılandı)
                1855/1271Abdi Efendi
                1857/1274 Mustafa Efendi (Denizli Kaymakamı iken Abdi Efendi ile becayiş etti)
                1858/1275 Ömer Cemal Paşa (Mardin Kaymakamı iken becayiş ile atandı. Rüşvet aldığın iddiası ile görevde iken azledildi. Ancakberaat etti. Mutasarrıf olarak da ismi geçiyor)
            1858/1275 Namık Efendi (Kars Kaymakam vekilliğinden atandı. Görevde iken ödüllendirildi. Daha sonra  gayrimüslimlere kötü davrandığı iddiası ile görevden azledildi)
        1861/1278 Kamil Efendi (Meclis- Vala Mazbata odasından Karahisar-ı Şarki Kaymakamlığına atandı.1862'de azledildi ve Midilli'ye sürüldü. 1865'de affedildi)
                1863/1280 Abdullah Efendi (Burdur'a atandı)
                1866/1283 Muhyiddin Paşa (Erzincan'a atandı. Mutasarrıf olarak da ismi geçiyor)
                1866/1283 Ali Kemal Paşa
                1868/1285 Ömer Lutfi Paşa
                1868/1285 Ömer Asaf Efendi (Görevde iken tahkikat geçirdi)
                1894/1312 Süleyman Rakım Efendi (Sason'dan atandı)

KAYNAK     : 1- www.devletarsivleri..gov.tr
                        2- http://tr.wikipedia.org/wiki/
 Ağustos 2008 de hazırlanan bu yazı Yeni Şebinkarahisar Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

Kale Mahallesi


                 KALE MAHALLESİ
                                                                                                           
                Şebinkarahisar Kalesi ağaçlandırıldı. Yakın zamana kadar çıkmak için bir yolu dahi bulunmayan, çevre mahallelerin hayvanları için yaylım alanı olarak kullanılan Kale’de eskiden yerleşim vardı tabi ki.
                Bizans tarihçisi Procopius’a göre, Kale “dalgalanan bir çiçek denizinin ortasında tek başına duran bir ada gibidir.”  Eski  zamanların insanı tarafından yapılmıştı ve beş adet derin kayadan oyulmuş derin tünel ve odacıkları vardı. Bizans İmparatoru Justinianus, Kolonea’yı güçlendirmek ve bölgeyi refaha kavuşturmak için çaba harcamış ve Kale’yi onarmıştı.
                Evliya Çelebi’nin Kale’yi nasıl anlattığını hepimiz biliriz. “Yüksek bir dağın tepesinde yedi köşeli bir kaledir. İlk  bakışta direksiz ve serensiz kalyon gemi gibi görünüyor. Yedi tarafından da duvarların yüksekliği yedi ziradır. Yetmiş burç yüz bedendir. Çevresi 3600 adımdır. Dört yanında cehennem gibi dereleri olduğundan hendeği yoktur. Üç kat sağlam demir kapıları vardır.”
                Evliya Çelebi’nin geldiği 17. yüzyılda (1647’de), “Kale içinde 70 kadar ev vardır. Ama evleri dar, ahali susuzluktan perişandır. Eşeklerle ta aşağıdaki nehirden su getirirler. Su yolları vardır fakat kuşatma zamanı işler. Kale içinde su sarnıcı, buğday ambarlarında yüz yıllık darı ve pirinç çeltiği bulunur. Bu kalede küçük Fatih Camii vardır. Diğer imaret camileri aşağı varoşlardadır.” Kale ile birlikte Şebinkarahisar’da 9 mahalle bulunmaktadır
                1520 ve 1569 tahrir defterlerine göre, Kale içinde 265 kişi yaşamaktadır. Bu tarihlerde Şebinkarahisar’ın 7 mahallesi vardır.(Bilban veya Bülbül, Hacı Halim, Suva, Miyane, Güngörmez, Kilise, Deve veya Doka).
                Yrd Doç Dr. Eren Yürüdür ve Doç Dr. İhsan Bulut, başlangıçta Kale içinde toplanan yerleşmenin 10 veya 11. yüzyıllarda kale dışına taştığını,  Şebinkarahisar’ın Türkler tarafından fethi ile birlikte yöreye gelen göçmenlerin Kale dışında yerleşmiş olabileceğini belirtiyorlar.
                H. Hüsamettin Özgan’ın 4 Ekim 1983 tarihli Yeni Şebinkarahisar’da  yayınlanan anılarına göre, Osmanlı’nın son dönemlerinde dahi Kale’de yaşayanlar vardır. Kale kapısından girince Kapıaltı semti bulunuyordu. İki, tarafında toprak damlı evlerin arasından uzanan dar yol sağa kıvrılıyor ve Camiyanı semtine çıkılıyordu. Semtin ortasında Kale Camisi bulunuyordu. Caminin yanında cücül darısı ve şap ambarları vardı. Önceleri üstü mahruti şekilde kapalı ve ahşap olan Kule, yıldırım düşmesi nedeniyle yanmıştır. Yine H. Hüsamettin Özgan, kale kapısının kitabe taşının Mutasarrıf tarafından bir yabancıya hediye edildiğini babasından dinlediğini de naklediyor. Rumca kaynaklara göre de, kitabe Turpçu köyünden Yorgi Haralambo Struptopulas adında bir kişi tarafından 1900’de sökülerek İstanbul’a götürülmüştür.
Kim tarafından çizildiğini tespit edemediğimiz Şebinkarahisar gravürü (Kaynak Ünsal Çalık ve facebook)
                Kale’de, Rumlar tarafından kullanılan kiliseler de bulunmaktaydı.
                Rumca kaynaklara göre, Kule Türkler tarafından 1870 yılına kadar askeri amaçlarla kullanıldı. H.Hüsamettin Özgan’ın bahsettiği yangından sonra terk edilmiş olsa gerekir. Diğer deyim ile Kule 1870 yılında yanmış olmalı.
                Kale’nin son sakinleri Fazlıoğlu Süleyman, Topçuoğlu Mehmet ve H. Hüsamettin Özgan’ın dedesi olan Gürgür Hoca adı ile bilinen Hoca Mehmet Efendi’dir. Bunlar da 1876 (1293) yılında şehre inmişlerdir.
                1925 Ermeni Ayaklanması’nda, Kale’de iskan bulunmamaktadır. Bu nedenle de Ermenilerin Kale’ye kolayca silah  ve cephane depoladıkları düşünülebilir. Habip Rıza Efendi,  tarihinde, Ermenilerin önceden kaleye yeteri miktarda cephane, silah ve erzak depolamış olduklarını belirtiyor. Terk edilen Kale Mahallesi, isyan esnasında Öksürük Kayası Uluburun denilen yere konan  top ile sürekli  bombalandığı için  tamamen tahrip oldu. Sonraki yıllarda da defineciler kalıntıları yok ettiler.  
               Kale’de bir arkeolojik incelenme veya araştırma yapılması gerekiyor.
Şebinkarahisar Kalesi'nin  helikopterden 1980'lerde çekildiği sanılan  fotoğrafı.
Arka planda Kavaklar Mahallesi'nin bir kısmı.
(Kaynak: facebook)
                KAYNAK    :   1- Tarih ve Kültür Sempozyumu Bildiriler, Şebinkarahisar Belediyesi
                                         2- Yeni Şebinkarahisar Arşivi
                                         3- Koloneia Dini Bölgesi İle Nikopolis’in Tarihi ve Folkloru, Atina 1964, Çeviren
                                             İ. Hakkı  Uluğ
                                         4- The Byzantıne Monuments And Topography of The Pontos, Antohony Bryer-
                                             David Wınfıeld, Washington 1985
                                         5- Giresun Yıllığı 1973
                                         6- Habip Rıza kişisel tarihi
Bu yazı Kasım 2009 da yazılmış ve Yeni Şebinkarahisar Gazetesi'nde yaynınlanmıştır.

10 Mart 2013 Pazar

1880


                1880 YILINDA DA ULAŞIM SIKINTISI VARDI
                                                                                                                        
                Şebinkarahisar,  bugün olduğu gibi Osmanlı'da da ulaşım sorunu ile boğuşuyordu.  II. Aldülhamit devrinde yazılan bir raporda,  Şebinkarahisar'ın "memleketin içerisinden başka hiç bir cihetden dahi yolu olmadığı" belirtiliyor.
                Başbakanlık Arşivi Yıldız evrakında bulunan,  Prof. Dr. Musa Çadırcı tarafından günümüz Türkçesine aktarılan ve yorumlanan "Heyet-i Teftişiye'nin geşt-ü güzâr eylemiş olduğu mahallerin ahvaliyle heyet-i mezkûrun harekâtı " başlığını taşıyan layiha, oluşturulan bir heyetin Anadolu gezisinden bahsediyor.
                Prof Dr Musa Çadırcı'ya göre, 1879 baharında taşrada olup bitenlerin öğrenilmesi, 1871 tarihli Vilayet Nizamnamesi'nin uygulamaya konulmasıyla ortaya çıkan sorunların saptanması ve özellikle kurulmakta olan Jandarma teşkilâtı ile ilgili araştırmalarda bulunmak amacıyla Teftiş Komisyonları oluşturuldu.
                "Heyet-i Teftişîye" diye adlandırılan kurulun başkanı Sait Paşa (İngiliz) idi.Osmanlı hükümetinden gizlice İngiltere'nin İstanbul Sefarethanesi görevlilerinden Cim Sayed'in talimatıyla "Heyet-i Teftişiye"ye katılanlardan birisi olduğu belirtilen Beykır Paşa, teftiş süresince komisyonda yer almıştı, Refakatinde erkân-ı harp miralayı Şakir ve jandarma alaybeyi Tahir ve rum milletinden erkân-ı harp kolağası Zihni, jandarma mülâzımı Yusuf un bulunduğu komisyon İngiltere'nin de isteğiyle Anadolu'nun dört vilâyetinde polis ve jandarma teşkilinin denetimiyle altı aylık bir süre için görevlendirilmişti.
                28 Kasım 1879'da İstanbul'dan Halep'e harekeyle başlayan gezisinde, Heyet 5 Haziran 1880 tarihli Başvekalet telgraf yazısıyla Sivas'tan Erzincan'a geçmiştir. Ancak, kestirme yol varken, İngiliz'in hıristiyan halkla ilişki kurmak ve askerî açıdan görmek istediği yerler için Karahisar-ı Şarkî yolu tercih edilmiş ve o civardaki gümüş madeninde İngiliz seyyar konsolosu Cim Sayed ile orada görüşmüştür. Rapora göre, heyet 13 Haziran 1880 pazar sabahı Endires'den (Suşehri) ayrılarak akşamı Karahisar-ı Şarki (Şebinkarahisar) mutasarrıflığına ulaşmıştı.
II. Abdulhamit (kaynak wikipedia)
                Raporda Karahisar-ı Şarki'den şöyle bahsedilmektedir.
                " Karahisâr-ı Şarkî ezmine-i kâdimede cari olan usul ve a'detâ ittibaen mürtefi-i cebel üzerinde kain yalçın kayaya arkasını vermiş olduğu halde ticaretgâh bir okur, şehir olub mezkûr kayanın üzerinde vaki kâr-ı kadim kalasının ateşi altında bulunmuş olduğundan zikr olunan kal'a gerçi kâr-ı kadim ise de şehrin her tarafına hakim olduğu gibi memleketin içerisinden başka hiç bir cihetden dahi yolu olmadığından teshiri pek müşküldür.
                 Şehr-i mezkûrun arka tarafı minvâl-ı meşrûh üzere yalçın kaya olduğu misillü batı cihetinde Dekle (?) menzilinde kezalik mürtefi ve aynı suretde diğer cebel daha mevcut olmağla memleket tabii bu iki cebelin miyânelerinde hâsıl olan boğaz arasında vaki olub tarif olunduğu veçhile mevkii ferah ve dil-küşâdır. Şehr-ı mezbûrun etrafında bağ ve bahçeler olub gayet münbit arazisi vardır. Mahsulatı karidesini idare ederek harice de vermekdedir. Burası Karadeniz sahilinde vaki Giresun Iskelesi'nden mesafesi otuz saat olub, fakat şose tariki yapılmamış bir iki defa bu tarikin tesviyesine mübaşeret olunmuş ise de neticesiz kalmıştır. Karahisâr-ı Şarkî ahalisi İslâm ve Hıristiyan olub kamilen ticaretle me'luf olarak gayet açıkgöz ve müsta'id ve Dersaadet'çe muteber tüccarları ve münâsebâtları vardır. Buraca zuhura gelen yangın memleketin çarşu ve pazarının bir mikdarını tahrib etmişse de li'1-hamd ekser mahalleri kurtulmuşdur. Ahalinin mutasarıf olunan arsaların yaptırmak üzere âmâde bulunduklarından mühendisin vüruduna intizâr etmekde bulunurlar. Bir müddetden beru mutasarrıf güya umur-ı zaptiyesini tesviye zımnında gitmiş ve şu halin devamı birçok uygunsuzluğa ve muhasebenin dahi pek çok fenalıkları görülmüş ve işidilmiş, tahkikât-ı acizanem de aynı yolda netice bulmuş olduğundan bunun ıslâh ve icrâ-i serisi her halde fermân-ı ma* delet-unvân-ı seniyyelerine vabeste olduğu hasbe's-sadaka arz olunur.
                Sair yerlerde olduğu misilli burada dahi Ermenilerin burunları yukarı kalkmış ve Beykır Paşa dahi ahallinin kısm-ı mütegalibesiyle ticaret ve servet hususlarını tahkik ve muayene etmişdir."

Bu yazı Kasım 2010'da yazılmış ve Yeni Şebinkarahisar Gazetesi'nde yayınlanmıştır.