yol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mart 2013 Pazar

1880


                1880 YILINDA DA ULAŞIM SIKINTISI VARDI
                                                                                                                        
                Şebinkarahisar,  bugün olduğu gibi Osmanlı'da da ulaşım sorunu ile boğuşuyordu.  II. Aldülhamit devrinde yazılan bir raporda,  Şebinkarahisar'ın "memleketin içerisinden başka hiç bir cihetden dahi yolu olmadığı" belirtiliyor.
                Başbakanlık Arşivi Yıldız evrakında bulunan,  Prof. Dr. Musa Çadırcı tarafından günümüz Türkçesine aktarılan ve yorumlanan "Heyet-i Teftişiye'nin geşt-ü güzâr eylemiş olduğu mahallerin ahvaliyle heyet-i mezkûrun harekâtı " başlığını taşıyan layiha, oluşturulan bir heyetin Anadolu gezisinden bahsediyor.
                Prof Dr Musa Çadırcı'ya göre, 1879 baharında taşrada olup bitenlerin öğrenilmesi, 1871 tarihli Vilayet Nizamnamesi'nin uygulamaya konulmasıyla ortaya çıkan sorunların saptanması ve özellikle kurulmakta olan Jandarma teşkilâtı ile ilgili araştırmalarda bulunmak amacıyla Teftiş Komisyonları oluşturuldu.
                "Heyet-i Teftişîye" diye adlandırılan kurulun başkanı Sait Paşa (İngiliz) idi.Osmanlı hükümetinden gizlice İngiltere'nin İstanbul Sefarethanesi görevlilerinden Cim Sayed'in talimatıyla "Heyet-i Teftişiye"ye katılanlardan birisi olduğu belirtilen Beykır Paşa, teftiş süresince komisyonda yer almıştı, Refakatinde erkân-ı harp miralayı Şakir ve jandarma alaybeyi Tahir ve rum milletinden erkân-ı harp kolağası Zihni, jandarma mülâzımı Yusuf un bulunduğu komisyon İngiltere'nin de isteğiyle Anadolu'nun dört vilâyetinde polis ve jandarma teşkilinin denetimiyle altı aylık bir süre için görevlendirilmişti.
                28 Kasım 1879'da İstanbul'dan Halep'e harekeyle başlayan gezisinde, Heyet 5 Haziran 1880 tarihli Başvekalet telgraf yazısıyla Sivas'tan Erzincan'a geçmiştir. Ancak, kestirme yol varken, İngiliz'in hıristiyan halkla ilişki kurmak ve askerî açıdan görmek istediği yerler için Karahisar-ı Şarkî yolu tercih edilmiş ve o civardaki gümüş madeninde İngiliz seyyar konsolosu Cim Sayed ile orada görüşmüştür. Rapora göre, heyet 13 Haziran 1880 pazar sabahı Endires'den (Suşehri) ayrılarak akşamı Karahisar-ı Şarki (Şebinkarahisar) mutasarrıflığına ulaşmıştı.
II. Abdulhamit (kaynak wikipedia)
                Raporda Karahisar-ı Şarki'den şöyle bahsedilmektedir.
                " Karahisâr-ı Şarkî ezmine-i kâdimede cari olan usul ve a'detâ ittibaen mürtefi-i cebel üzerinde kain yalçın kayaya arkasını vermiş olduğu halde ticaretgâh bir okur, şehir olub mezkûr kayanın üzerinde vaki kâr-ı kadim kalasının ateşi altında bulunmuş olduğundan zikr olunan kal'a gerçi kâr-ı kadim ise de şehrin her tarafına hakim olduğu gibi memleketin içerisinden başka hiç bir cihetden dahi yolu olmadığından teshiri pek müşküldür.
                 Şehr-i mezkûrun arka tarafı minvâl-ı meşrûh üzere yalçın kaya olduğu misillü batı cihetinde Dekle (?) menzilinde kezalik mürtefi ve aynı suretde diğer cebel daha mevcut olmağla memleket tabii bu iki cebelin miyânelerinde hâsıl olan boğaz arasında vaki olub tarif olunduğu veçhile mevkii ferah ve dil-küşâdır. Şehr-ı mezbûrun etrafında bağ ve bahçeler olub gayet münbit arazisi vardır. Mahsulatı karidesini idare ederek harice de vermekdedir. Burası Karadeniz sahilinde vaki Giresun Iskelesi'nden mesafesi otuz saat olub, fakat şose tariki yapılmamış bir iki defa bu tarikin tesviyesine mübaşeret olunmuş ise de neticesiz kalmıştır. Karahisâr-ı Şarkî ahalisi İslâm ve Hıristiyan olub kamilen ticaretle me'luf olarak gayet açıkgöz ve müsta'id ve Dersaadet'çe muteber tüccarları ve münâsebâtları vardır. Buraca zuhura gelen yangın memleketin çarşu ve pazarının bir mikdarını tahrib etmişse de li'1-hamd ekser mahalleri kurtulmuşdur. Ahalinin mutasarıf olunan arsaların yaptırmak üzere âmâde bulunduklarından mühendisin vüruduna intizâr etmekde bulunurlar. Bir müddetden beru mutasarrıf güya umur-ı zaptiyesini tesviye zımnında gitmiş ve şu halin devamı birçok uygunsuzluğa ve muhasebenin dahi pek çok fenalıkları görülmüş ve işidilmiş, tahkikât-ı acizanem de aynı yolda netice bulmuş olduğundan bunun ıslâh ve icrâ-i serisi her halde fermân-ı ma* delet-unvân-ı seniyyelerine vabeste olduğu hasbe's-sadaka arz olunur.
                Sair yerlerde olduğu misilli burada dahi Ermenilerin burunları yukarı kalkmış ve Beykır Paşa dahi ahallinin kısm-ı mütegalibesiyle ticaret ve servet hususlarını tahkik ve muayene etmişdir."

Bu yazı Kasım 2010'da yazılmış ve Yeni Şebinkarahisar Gazetesi'nde yayınlanmıştır.  

25 Şubat 2013 Pazartesi

Giresun Yolu


BİR YOL HİKAYESİ-150 YILLIK SORUN: ŞEBİNKARAHİSAR-GİRESUN YOLU

Şebinkarahisar Giresun Yolu'nun tarihi, iki ayrı yazı halinde  Yeni Şebinkarahisar Gazetesi'nde yayınlamıştı. İki yazıyı birleştirerek burada sunuyorum. Bu yazı, aşağıda yerel siyaset başlığı altındaki Eğribel Tüneli'ne ilişkin yazı ile birlikte değerlendirilmelidir. 
Asarcık Virajları 1950 (Kaynak,  www. facebook.com/Sebinkarahisar.Tarihi)

           "Bir yolun öyküsü veya tarihi olur mu? Bu yol, Giresun Şebinkarahisar Yolu ise, hikayesi de olur, tarihi de. Hatta üzerine şiir de yazılır.
            19 Yüzyılda Giresun Kazası’nın en önemli karayolu Giresun’u Şebinkarahisar’a bağlayan yoldu. 19 Yüzyılda büyük bölümü Sivas Vilayeti’nin sınırları içinde kalan Giresun Şebinkarahisar Yolu’nun      Giresun’dan 30 km uzaklığa kadarki bölümünün genişliği 7 metre idi. Yol 30 km’den sonra dağlık arazide daralmakta, kimi yerlerde eni 4 metreye ve hatta 3 metreye kadar inmekteydi. Yan yana iki aracın aynı anda geçişine elverişli olmayan bu yol derin uçurumlar nedeniyle oldukça tehlikeliydi. Darlığına, tehlikesine ve Şebinkarahisar’daki bölümleri henüz tamamlanmamış olmasına karşın bu yol, uzun yıllardan bu yana kervanlara geçit vermekteydi.
Şebinkarahisar-Giresun Yolu (eski ve yeni  yol bir arada Asarcık)
             Giresun Şebinkarahisar Yolu’nun Trabzon Vilayeti’nin sınırları içinde kalan bölümünün uzunluğu 50 km, toplam uzunluğu ise 122 km idi. Cuinet’in belirttiğine göre, Giresun Şebinkarahisar Yolu’nun yapımına 1870’de başlanmış 1890’ların başında henüz bitirilememişti. Bunun başlıca nedeni Trabzon ile Sivas Vilayetleri arasındaki sınır uyuşmazlıkları idi.
           Tarihçi İlber Ortaylı’ya göre, Giresun Şebinkarahisar Yolu’nun yapımı gündeme getirildiğinde, imtiyaz sahibi Alman ve Fransız şirketleri arasında büyük bir rekabet yaşanmıştı. O dönemde yaklaşık 2000 km uzunluğunda Trabzon-Giresun-Şebinkarahisar-Erzurum Yolu projelendirilmiş ancak yapılamamıştı.
Yolun yapımı sırasında, halen ilçemizin en büyük caddesine ismi verilen Halil Rıfat Paşa, Sivas Valisi, Reşit Paşa da Şebinkarahisar Mutasarrıfı’dır. Halil Rıfat Paşa II. Abdülhamit saltanatında, 7 Kasım 1895 - 9 Kasım 1901 tarihleri arasında sadrazamlık yapmış, bunun öncesinde de Sivas ve İzmir valilikleri esnasında bu bölgelerde büyük hizmetleri dokunmuş bir Osmanlı devlet adamıdır. “Gidemediğin yer senin değildir.” sözü tarihe geçmiştir.
          1903 Sivas Vilayet Salnamesine göre,  20. Yüzyıl başlarında, Taşlıyurt-Şebinkarahisar-Giresun arasında, 5-8 metre genişliğinde 104.110 metre yol ve 171 köprü yapılmış, 6277 metre yol, 23 köprü ve 210 metre istinat duvarı onarılmıştır. O dönemde, halen yıkılmış olan Tamzara yakınlarındaki Deliktaş Tüneli yapılmıştır.
           1933 yılında Şebinkarahisar Vilayeti’nin lağvedilmesi ile ilgili kanun görüşmelerinde Meclis’te konuşan Şebinkarahisar Milletvekili İsmail Sabuncu, Giresun Şebinkarahisar Yolu’nu “”sıfırdan başlayarak 45 kilometreden sonra 1900 metreye çıkan sonra 2300 metre irtifadan geçen bir yol” sözleri ile anlatmıştır. 1965 yılında Şebinkarahisar’a gelen Tarım Bakanı Turan Kapan, “Giresun’dan buraya beş saatte geldim. Otuz yıldır araba kullanırım. Yalnız bu yolda başım döndü” şeklinde konuşmuştu.
Eski Yolda Asarcık Virajları
        Osman Kaya’nın anlatmasına göre, 1933 yılında vilayetliğin iadesi için kendisini ziyaret eden Şebinkarahisar heyetinin, “Giresun ile aramızda yol yoktur. Yazın birkaç ayında işleyen kervancılık döneminde kalan bir yoldur, perişan oluyoruz” şeklindeki yakınmalarına karşı, İsmet İnönü, “ben o dağları deldireceğim, size mükemmel yol açtıracağım” cevabını vermişti. 1957 yılında başlayan inşaat, birkaç kez durdurulmuş, 1974 yılında Bayındırlık Bakanı Erol Çevikçe’nin Şebinkarahisar’ı ziyaretinden sonra inşaata tekrar başlanmış ve yol 1987 yılında bitirilmişti.r.
          Giresun Şebinkarahisar Yolu’nun tarihinde Eğribel’den sonra, Asarcık Virajları trafik kazaları yönünden oldukça sabıkalıdır. 1950 yılında, Şebinkarahisar heyetini kabul eden zamanın Başbakanı Şemsettin Günaltay, “Asarcık virajları hatırımdan çıkmaz. Asarcık virajlarında yolculuk yaparken attan düştüm kolum kırıldı” demişti. Birçok araç burada virajı alamadığı için uçuruma uçmuş, yine birçok muavin virajı almaya çalışan aracın geriye kaçmaması için takoz atarken tekerleklerin altında kalarak can vermiştir. Halen kullanılan yolun  ulaşıma açıldığı 1987 yılında 30 kişi trafik kazasında yaşamını yitirmiştir. İlçemizde yayınlanan  Tamzara Gazetesi’nin Temmuz 1952  tarihli ve 7 sayılı nüshasında yer alan haber Giresun ŞebinkarahisarYolu’nda yaşanan trafik kazalarına  bir örnektir. “İlçemiz belediyesinde kayıtlı 15 plaka numaralı kamyonet Giresun’a giderken Karınca mevkiinde duvar uçması yüzünden devrildi. Bir ölü bir yaralı var”
        Ve Eğribel’in sürekli kapanması, Giresun Şebinkarahisar Yolu’nda ulaşım imkansızlığı bugün dahi umur-u adiyedendir."

Roma Antik Yolu
            "Antik çağlardan bu yana kullanılan Şebinkarahisar-Giresun Yolu’nun yapımı Osmanlı döneminde de yılan hikayesine dönmüştü. 1900 tarihli bir arşiv belgesine göre, Şebinkarahisar-Giresun Yolu’nun üçte biri 15 senede, kalan üçte ikisi ise 3,5 ayda tamamlandı.. Diğer deyim ile Osmanlı Döneminde dahi yolun yapımı yıllar aldı. 
             Bilindiği gibi, ilçemize adını veren şap madeni, antik çağlarda Giresun Limanı’na naklediliyor ve yurt dışına ihraç ediliyordu. Yine bu yol, Roma İmparatorluğu zamanında önemli bir askeri yoldu. Her ne kadar 19. yüzyılda askeri önemini kaybetmiş ise de Osmanlı döneminde tahsil edilen “Bac-ı rah-ı Karahisar-ı Şarki” (Karahisar Yolu’nun Vergisi)  önemli bir gelir kaynağı olmuştu. Bu çerçevede tesviyesi ve bakımı da sürekli sorun halini almış, daha 1859 (1275) yılında tesviye için çalışmalar başlamıştı. 1861 (1277) tarihli, Giresun İskelesi ve Karahisar-ı Şarki arasındaki yolun tesviyesinin Padişah'ı memnun ettiği yolundaki bir arşiv belgesine göre, Şebinkarahisar-Giresun Yolu’na o tarihlerde dahi önem verilmekte idi.

Antik Yol üzerinde antik çeşme
                    1869 yılında yürürlüğe giren Turuk ve Maabir (yollar ve Köprüler) Nizamnamesi ile bütün ülkede hızlanan yol yapımları çerçevesinde, Şebinkarahisar-Giresun Yolu da yeniden  ele alınmıştı.1869 yılında Sivas Vilayeti’nin Şebinkarahisar-Giresun Yolu’nun tesviyesi talebi Şura-yı Devlet Nafia Komisyonu tarafından kabul edildi ve Kazgankaya adı verilen mevkiden geçirilmesi istenen yolun yapımı için mühendisler atandı. Ancak 1870 yılında yapılan keşifle Şebinkarahisar-Giresun Yolu’nun Kazgankaya’dan geçirilemeyeceği, Roma İmparatorluğu zamanında da yol güzergahında yer alan Lapa Ormanlarından geçirilmesi gerektiği fikrine varıldı. Bu arada ikinci sınıf yol statüsü ile Ordu-Mesudiye (o tarihteki isimleri ile Bucak-Milas) yolunun yapılması da kararlaştırıldı. Yolların yapımı için gereken masrafın bir kısmı bütçeden karşılanacak, geri kalan ise “amele-i mükellefe” hizmetine sayılacaktı. Yolun 3 sene de bitirilmesi öngörülmesine rağmen, Trabzon Vilayeti’ne bağlı Giresun tarafında çalışmalar büyük bir hızla sürerken, Sivas Vilayeti’ne bağlı Karahisar-ı Şarki sınırları içerisinde uzun süre inşaata başlanamadı. 1874 yılında Giresun Trabzon’dan alınarak Karahisar-ı Şarki’ye bağlandı ve Şebinkarahisar-Giresun Yolu’nun 6 yılda bitirilmesi kararlaştırıldı.
                Zaman zaman güzergah değişiklikleri gündeme gelen  Şebinkarahisar-Giresun Yolu’nun 18 km’si 1882 yılında, 29 km’lik kısmı 1883 yılında şose olarak yapıldı. Bu tarihte 51 km’si genişletilerek araba yolu haline getirildi. Karahisar-ı Şarki Mutasarrıfı Enis Efendi’nin gayretleri ile yol tamamen bitirilerek 1885 yılında ulaşıma açıldı.
                Bugünün siyasetçi ve yöneticileri anlamamakta dirense de, bu yolun önemi o tarihte dahi dile getirilmişti. 1887 tarihli Trabzon Vilayet Salnamesi’ne göre, Şebinkarahisar-Giresun Yolu’nun hizmete açılması ile birlikte Giresun’a haftada 5-6 vapur uğrayarak ticari eşya ve emtia alıp vermeye başladı.
                Cumhuriyetin ilk yıllarında “Giresun-Erimez Hanları-Gavur Hendeği-Sipahiler Köprüsü-Despot Suyu-Kulakkaya-Süllü Köyü-İkisu-Tamdere-Asarcık-Tamzara ve Şebinkarahisar” güzergahında ulaşıma açık olan Şebinkarahisar-Giresun Yolu sıkıntılı bir yoldu. Kış aylarında kapanan yol, diğer aylarda heyelan, duvar ve köprü çökmesi nedeniyle sık sık ulaşıma kapanıyordu. Her yıl 5-10 kişinin donarak öldüğü Eğribel’de, Jandarma Cankurtaran Karakolu vardı ve bu karakolun da özellikle kış aylarında yolcuların yol bulmasını sağlamak için çanı bulunmakta idi. 1926 yılında bir otomobil Giresun’dan Şebinkarahisar’a kadar gelebilmiştir. Giresun’lu şair Can Akengin’in beyanına göre, otomobil Şebinkarahisar’a ulaştığında bayramı andıran bir karşılama yapılmıştır. Aynı yıl Haziran ayında da Giresun ve Şebinkarahisar arasında seferler başlatılmıştı.
                Şebinkarahisar-Giresun Yolu’nun önemi Cumhuriyetin ilk yıllarında da yerel basın tarafından dile getirilmişti. Bugünkü yerel basının ilgisizliğinin aksine, o tarihlerde Yeşil Giresun Gazetesi’nde ve İzler Dergisi’nde, Şebinkarahisar-Giresun Yolu ile ilgili birçok haber ve yazıya rastlamak mümkündü ve bu yolun önemi sık sık dile getiriliyordu.
                Bu arada, 1912 yılında Şebinkarahisar-Giresun arasında dar bir demiryolu yapılıp yapılamayacağı da incelenmiş ancak yapılamayacağı sonucuna ulaşılmıştı. Yine 1912 yılında Dereli üzerinden Şebinkarahisar’a ulaşması planlanan bir yolun da yapımına başlanmış, ancak 1936 yılın da bu yolun yapımına hız verilmişti.
                Bir konuyu da anmakta fayda var. 1933 yılında vilayetliğin iadesi için kendisini ziyaret eden Şebinkarahisar heyetinin, “Giresun ile aramızda yol yoktur. Yazın birkaç ayında işleyen kervancılık döneminde kalan bir yoldur, perişan oluyoruz” şeklindeki yakınmalarına karşı, , “ben o dağları deldireceğim, size mükemmel yol açtıracağım” cevabını veren İsmet İnönü, 1935 yılında hazırladığı ve Atatürk’e sunduğu “Kürt Raporu” adı verilen raporunda, “Bayburt, Kelkit, Şiran, Alucra, Şebinkarahisar, Koyulhisar, Reşadiye, Niksar, Erbaa noktalarından geçen uzunluğuna ve Karadeniz’den gelen bütün irtibat yolların değen bir güzergahın tayini” önermişti. (2008)" 

KAYNAKLAR      : 1- Saygı Öztürk, İsmet Paşa’nın Kürt Raporu, İst, 2007
                                 2- Yrd. Doç Dr. Selahattin Tozlu, “Giresun Şehri’nin Kara ve Deniz Ulaşımı”
                                 3- Yrd. Doç Dr. Sadık Sarısaman “Cumhuriyetin İlk Yıllarında Giresun”
                                 4- Dr. Nazım Elmas, “İzler’deki Şebinkarahisar”
                                 4- www.devletarsivleri..gov.tr

Bu konuda okunması tavsiye edilen yazılar
1-   http://muratdursuntosun.wordpress.com/2012/12/26/uzun-bir-yol-hikayesi-ordu-giresun-karahisar-yolu/

23 Şubat 2013 Cumartesi

Eğribel'e Tünel

                   BU YAZILAR HALA GÜNCELLİĞİNİ KORUYOR
                 Aşağıdaki üç yazım Mart 2006'da seri halinde yerel gazetemiz Yeni Şebinkarahisar'da yayınlanmıştı. Aradan geçen 7 yılda yazılar güncelliğinden bir  şey yitirmiş değil. Rize Erzurum arasına yapılmasına başlanan yaklaşık 14 km'lik tünel inşaatında 900 metre ilerlenmişken, Eğribel'e yapılması istenen tünelin proje çalışmaları bitirilebilmiş değil. Sivas-Suşehri arasındaki Geminbeli'ne yapılması planlanan tünelin ihalesi de önümüzdeki günlerde yapılacak Şiran-Çamoluk-Gölova arasındaki yolun yapımının bitirilmesi ile de Şebinkarahisar çıkmaz sokak halini almış durumda.
                  Buyurun 2006 yılındaki görüşlerime. Bugün ile karşılaştırın lütfen.


                     "EĞRİBEL’E TÜNEL, NEDEN?                                                                                                                          
                İzleyenler fark etmiştir. Bu gazetenin her sayısında Eğribel’e tünel yapılması istenmekte, sürekli olarak gündemde tutulmaktadır. Bundan rahatsız olanlar olduğu gibi, konunun sürekli canlı tutulmasının sıkıcı olduğunu söyleyenler de çıkacaktır.
                Eğribel’e tünel yapılmasını neden istiyoruz? Çocuklar gibi,” başkasında var ben de isterim” şımarıklığı ile mi hareket ediyoruz?
                Tabii ki hayır.
                Şebinkarahisar’ın artık çıkmaz sokak olmaktan kurtarılması, ilçemizin ve bağlı olduğumuz ilimizin kalkınması, vilayetlik gibi tünelin de hakkımız olması, yıllarca çekilen sıkıntılara son verilmesi, 1933 yılında İsmet İnönü’nün verdiği sözün yerine getirilmesi, Şebinkarahisar-Giresun Yolu, Doğu Karadeniz’i İç Anadolu ve Akdeniz’e bağlayan en kısa yol olduğu için tünel istiyoruz.
                Sadece Şebinkarahisar’ın değil, Giresun’un kalkınması, limanın işlemesi için de, Eğribel’e tünel yapılması gerekli ve hatta zorunlu. Trabzon ve Ordu bürokratları ve milletvekilleri, Anadolu’nun içlerine daha sağlıklı bir yolla bağlanabilmek, illerini içeriye açabilmek için çaba harcıyor.  Ordu’lu, Ordu’yu, Mesudiye üzerinden Sivas’a ve İç Anadolu’ya bağlayacak, üzerinde onüç tünelin de yer aldığı, “Dere Yolu” adı verilen yolun bir an evvel bitirilmesi için çalışıyor. Trabzon’un, Gümüşhane-Şiran-Çamoluk üzerinden Sivas’a bağlanması için çalışmaların devam ettiği belirtiliyor. Osmanlı döneminde dahi  limanın canlandırılması için Giresun-Şebinkarahisar Yolu’nun önemi kavranmış iken, Cumhuriyet döneminde bu yolun es geçilmesini anlamak mümkün değil.
                Şebinkarahisar yıllardır yol sorunu ile boğuşuyor. Özellikle  kış aylarında Şebinkarahisar-Giresun Yolunda araçlar kelle koltukta kullanılıyor. İnsanlarımız yolda kalıyor. Tamdere veya Karayolları Bakımevinde, kuru sandalyeler üzerinde uyumaya çalışıyor. Geçmişte kış boyunca, 6-7 ay,  Şebinkarahisar-Giresun Yolu kapandığından, ilçemiz insanı, Gümüşhane-Tirebolu veya Koyulhisar-Ordu üzerinden bağlı olduğu vilayetine ulaşmak zorunda kaldı. Saatlerce süren  bu yolculuklarda bugüne kadar kaybedilen zamanın yarattığı ekonomik kayıplar ve çekilen sıkıntılar  hesaba katıldığında Şebinkarahisar insanı tüneli çoktan hak etti. Bugün de aynı sıkıntı Eğribel kapandığında yaşanıyor.
                İlçemizin tanınmış simalarından merhum Osman Kaya, Yeni Şebinkarahisar’da yayınlanan anısında, 1933 yılında vilayetliğin iadesi için Şebinkarahisar heyetinin İsmet İnönü’yü ziyaret ettiğini, “Giresun ile aramızda yol yoktur. Yazın birkaç ayında işleyen kervancılık döneminde kalan bir yoldur, perişan oluyoruz” şeklindeki yakınmalara karşı, İsmet İnönü’nün, “ben o dağları deldireceğim, size mükemmel yol açtıracağım” cevabını verdiğini  söylüyor. Daha o yıllarda tünel gündemde yerini alıyor. Vilayetlik talebinde olduğu gibi, tünel konusunda da devlet büyüklerinin verdiği sözler hava da kalıyor ne yazık ki. Vilayetliğini haksız yere lağvederek Şebinkarahisar’ı ekonomik geri kalmışlığa ve yalnızlığa iten Devletin, artık verilen sözleri tutması, İsmet İnönü’nün sözlerini artık hayata geçirmesi zamanı gelmedi mi sizce?  Hasan Tahsin Okutan, 1944 yılında yayınlanan Şebinkarahisar ve Tarihi kitabında, “Asarcık’tan girilip Tamdere’den çıkacak bir tünel” isteğini daha o tarihte dile getirmiştir.
                Haritaya bakıldığında görüleceği gibi,  Doğu Karadeniz’i İç Anadolu’ya ve Akdeniz’e bağlayan en kısa yol, Şebinkarahisar-Giresun Yolu’dur. Bu yo üzerinde ulaşımı etkileyecek geçit sayısı da, bu güzergahın önemsenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Giresun-Şebinkarahisar-Sivas güzergahında Eğribel ve Gemin Beli geçitleri bulunuyor. Trabzon-Gümüşhane-Çamoluk-Sivas güzergahında Zigana, Kösedağ, Çilhoroz ve Geminbeli geçitleri Ordu-Mesudiye-Koyulhisar-Sivas güzergahında ise Gürgentepe, Harçbeli, Iğdırdağı, Geminbeli geçitleri yer alıyor. Eğribel’e tünel yapıldığında Giresun-Şebinkarahisar-Sivas güzergahında sadece Geminbeli geçidi kalıyor. Bu da, ulaşımın büyük oranda rahatlaması anlamına geliyor.
Giresun-Şebinkarahisar Yolu'ndan 2010

                Burada, halen Şiran-Çamoluk arasında yapımı devam eden, zamanın Adalet Bakanı ve Gümüşhane Milletvekili Oltan Sungurlu’nun, Şiran Belediye Başkanı’nın isteği ile başlattığı yol, gelecekte Şebinkarahisar’ı yakından etkileyecek yol olarak karşımıza çıkıyor. Şebinkarahisar-Suşehri Yolu’nda güzergah değişikliği ve Eğribel’e tünel yapılmaz ise, Şiran-Çamoluk arasındaki yol ulaşıma açıldığında, korkarız ki Şebinkarahisar çıkmaz sokak değil, kapalı sokak halini alacaktır. Bu durumda Şebinkarahisar-Suşehri Yolu, sadece Şebinkarahisar’lının kullandığı, Şebinkarahisar’a “özel yol” olacaktır. Şu anda dahi yabancı kamyoncuların korkulu  rüyası olan Şebinkarahisar-Suşehri Yolu, Şiran-Çamoluk yolu ulaşıma açıldığında, Şebinkarahisar’lı kamyoncular dışında yabancılar tarafından kullanılmayacak. Şebinkarahisar’ın yalnızlığı daha da artacak.
                Bizden söylemesi."

Şiran-Çamoluk-Gölova Yolu'ndan
                "BAYBURT-ŞEBİNKARAHİSAR YOLU
              “Bölgesel ulaşım ağının genel şeması, bölgenin tümünü ülkenin geri kalan bölümü ile bütünleştirirken, kıyıdaki alanları bölgenin güneyi ile de bütünleştirmek üzere, kuzey-güney arterlerinin güçlendirmesini vurgulamak  durumundadır. Bu nedenle, bölgesel kalkınma stratejisinin bir parçası olarak,  kuzey-güney bağlantı yollarının kurulmasına ve düzenli bakım/onarımına ihtiyaç olacaktır. Trabzon-Gümüşhane-Bayburt Karayolu hala bölgeyi güneye bağlayan ana arter olarak görev yaparken, ikinci derece arterler olarak, Hopa-Borçka-Artvin- Erzurum Yoluna ek olarak, Tokat’a ve İç Anadolu’ya bağlanan Ünye-Akkuş Yolu;  Sivas’a bağlantı sağlayan Giresun-Dereli-Şebinkarahisar Yolu; ve Gümüşhane’ye ikinci bir aks olarak bağlanan Tirebolu-Torul Yolu tamamlayıcı ulaşım bağlantıları olarak görev yapacaktır. Bunlar, tamamlandığında Karadeniz Sahil Yolu ile de birbirlerine erişme imkanına kavuşacaklardır. Karayolu ağını tamamlamak üzere, muhtemelen proje dönemi sonrasında, Kelkit ve Çoruh Vadileri boyunca batıda Niksar ile doğuda Reşadiye, Şebinkarahisar, Şiran, Kelkit, Bayburt ve Artvin’i bağlayacak şekilde ikinci bir doğu-batı arteri geliştirilecektir.”
                Bu satırlar,  halen uygulanmakta olan, Doğu Karadeniz Bölgesel Gelişme Planı’na ait Nihai Rapor’da “Ulaşım Sektörü Gelişme Stratejisi ve İyileştirme  Gereksinimleri” başlığı altında yer alıyor.
                İlçemizin gelişmesi,  çıkmaz sokak olmaktan kurtulması,  Eğribel Tüneli yanında,  bu raporda da kabul edilen Bayburt-Şebinkarahisar-Artvin Yolu’nun da yapılmasına bağlıdır.
                Anımsadığımız kadarıyla, 1974 Ecevit Hükümeti’nin hazırladığı Karadeniz’e paralel yol projesi vardı. Raporda da belirtildiği şekli ile, Niksar, Reşadiye, Şebinkarahisar, Şiran, Kelkit, Bayburt ‘tan geçen ve  Artvin’e ulaşan bu proje, daha sonra  güzergah değişikliği ile  Suşehri-Erzincan-Erzurum yolu olarak hayata geçirildi. Şimdilerde, Şebinkarahisar-Alucra-Şiran yolunun yapımından sonra, Şiran-Kelkit-Köse-Bayburt güzergahında yol yapım çalışmaları devam ediyor.
                Aslında bu yol sadece Şebinkarahisar’ın geleceği için değil, Bayburt’un geleceği için de önem arzediyor.
                Bayburtlu, Ankara ve İstanbul’a gitmek için,  ya Kop Dağından geçerek Aşkale’ye iniyor veya Zigana Geçidi’ni aşarak Trabzon’a ulaşıyor. 
                Şebinkarahisar-Bayburt Yolu, Bayburt’u batıya bağlayan en kısa ve ulaşımı etkileyen yüksek geçitlerin yer almadığı en elverişli bir yol niteliğinde.
                Bayburtlu ile birlikte bizim de bu yola sahip çıkmamız gerektiğine inanıyoruz.
                1996’da, TBMM’de bulunan Erzurum Milletvekili Aslan Polat, “Karadeniz sahil yoluna paralel olan ve onun alternatifi olarak kabul edilen Artvin-Yusufeli-İspir Bayburt-Köse-Şiran-Şebinkarahisar Devlet yolunun akıbeti hakkında Bayındırlık Bakanlığınca 7.6.1996 gün ve B.09.0BHİ.0.00.00.25-2-A/1768 sayılı yazı da bu yolun iki etapta ele alındığı Şebinkarahisar-Alucra-Şiran yolunun 1996 yılı yatırım programında devam ettiği (Artvin-Tortum) Ayr.-Yusufeli-İspir-Bayburt yolunun ise 1996 yılı yatırım programına yeni iş olarak teklif edildiği ancak DPT Müsteşarlığınca yapımı uygun görülmeyerek programdan çıkarıldığı belirtilmiştir. Son derece güvenli ve yörenin ekonomik can damarı olan bu yol yeni Hükümetçe 1997 yılı yatırım programına alınarak uygulamaya konulacak mıdır?” şeklindeki soru önergesi ile bu yola sahip çıktığına göre, bizim haydi haydi bu yola sahip çıkmamız gerekiyor. 
                Burada,  Şebinkarahisar-Suşehri arasında güzergah değişikliği, bu yolun sağlıklı işleyebilmesi için önemli ve acil bir konu olarak önümüze çıkıyor.
                Şebinkarahisar-Suşehri arasındaki güzergah,  bir yolun nasıl çekilmez hale getirilebileceğinin tipik bir örneği. Hiçbir yolda böylesine gereksiz virajlar ve rampalar bulunmuyordur herhalde. Sanki özellikle rampa yapılmak için projelendirilmiş.
                Suşehri ayrımından Şebinkarahisar Yolu’na giren yüklü bir kamyon 42 kilometrelik bu yolu üç saatte alabiliyor. Şebinkarahisar’a gelen yabancı kamyoncu bir daha gelmiyor.
               Bu yolda basit bir iyileştirme değil, güzergah değişikliği yapılması, yolun dere-tepeden kurtarılması gerekiyor.
                Şebinkarahisar’lının kendi emeği ile kurduğu ve  geliştirdiği Meslek Yüksekokulunu alıp, Şebinkarahisar’lıya nezaketen sorma gereği dahi duymadan, siyasi gelecekleri olarak gördükleri yeni kurulan bir üniversiteye bağlayan AKP Giresun Milletvekilleri bu konuda ne düşünüyorlar acaba?
                Bu yolun yapılması da, Eğribel Tüneli hakkında söyledikleri gibi, sahil yolunun yapılmasından sonraya mı bırakılacak?
                Yoksa bu proje, yayla yollarından daha mı önemsiz?
                Ne dersiniz?"
Şiran-Çamoluk-Gölova Yolu
             " ŞEBİNKARAHİSAR-SUŞEHRİ YOLU
       Bayburt-Şebinkarahisar Yolu ve Eğribel’e tünel yapılması yanında, ilçemizi batıya bağlayan Şebinkarahisar-Suşehri Yolu da, Şebinkarahisar için çok önemli.
                Ama önce şu soruya bir yanıt verin bakalım
                Alucra ve Şebinkarahisar dağ mıdır?
                Bu da nereden çıktı demeyin de şu satırları okuyun.
                “Şiran-Çamoluk yolu ihale edildi, inşaatı başladı. Bu yol için izahat vermek istiyorum. Önce Alucra Şebinkarahisar’dan giden yolu programa koyup ihale ettirdik. O tarihte Şiran Belediye Başkanı Sabahattin Bey bu kadar zahmet çektiniz bari yolu Kelkit Çayı’nı takiben Çamoluk’a doğru yaptırsaydınız dedi. Ancak burada yol yoktu. Karayolu ağında değildi. Giresun ili hudutlarındaydı ve Sivas ili karayollarına bağlıydı. Biz buranın karayolu ağına alınması için bir çalışma başlattık. Ancak daha önce buradan bir köy yolu vurmak istedik. Bunun için de Çamolukluların Gümüşhane’ye bağlanma taleplerine sıcak baktık. Bu mümkün olmadı. Fakat biz bu yolu karayolu ağına aldırmaya, programa koymaya ve ihaleye çıkarma konusunda başarılı olduk. Bu suretle Bayburt’tan kalkacak arabalar, Köse, Kelkit, Şiran, Çamoluk üzerinden Kelkit Çayı’nı takiben, hiç dağ çıkmadan Ankara-İstanbul’a gideceği gibi icabında Erzurum’dan kalkan arabalar da kışın bu yolu tercih edebilirler. İleride Kop tüneli vurulması halinde yolun değeri birkat daha artacaktır”
                Bu satırlar, bir zamanlar Belediye Başkanı Mehmet Özdemir’in Şebinkarahisar’lıları kendisine şikayet ettiği, zamanında Adalet Bakanı olan, Gümüşhane Eski Milletvekili  Oltan Sungurlu’ya ait. “sungurlu.net” isimli kendisine ait internet sitesinde Gümüşhaneli’lere yazdığı mektupta yer alıyor.
                Oltan Sungurlu’nun,  “dağ” olarak nitelediği yer, Alucra ve Şebinkarahisar.
                Trabzon’u kısa mesafeden Sivas’a bağlayacak bir güzergah da olan, Şiran-Çamoluk yolu yapılınca, araçlar  Alucra-Şebinkarahisar yolunu  kullanmayacak. Şebinkarahisar-Suşehri Yolu bu hali ile kaldığı sürece de bu kaçınılmaz olacak. Oltan Sungurlu’nun rüyası da böylece gerçekleşecek.
                Şebinkarahisar’ın “dağ” olmaktan kurtulması için Şebinkarahisar-Suşehri Yolu’nda güzergah değişikliği ve iyileştirme zorunlu. Hem de hemen.
                Şebinkarahisar-Suşehri Yolu, Kınık ve Karacaören köylerinden geçen eski yol Kılıçkaya Baraj Gölü altında kaldığı için, 1980’lerde bugünkü güzergahında yeniden yapıldı. İlk yapıldığında Gökçekent Köyü (nahiyesi) yolunun devamı gibiydi.  Ağcaağıl Ayrımı da, bir ilçeye ve il merkezine giden bir yol değil de, bir köy yolunun ana yola çıkışı şeklindeydi. Yol ilk önce ham yol olarak ulaşıma açıldı ve uzun süre Şebinkarahisar insanı çamur deryasını andıran bu yolu kullanmak zorunda bırakıldı. Daha sonra Çamlıgöze Barajı altında kalan kısımları yeniden inşa edildi, şevlerde ve virajlarda iyileştirmeler yapıldı. Bundan birkaç yıl önce de, yolun yaklaşık 15 kilometrelik kısmına iyileştirme adı altında dere çakılı döküldü. Şebinkarahisar’lılar 11 ay süre ile, içinde futbol topu büyüklüğünde taşlar bulunan bu çakıl üzerinde araç kullanmak zorunda kaldı. Şebinkarahisar-Suşehri Yolu’nda bugüne kadar yapılan çalışmalar makyaj veya ciladan başka bir şey değil. Esas sorun, yolun kendisi ve güzergahı. Bunun için de yapılan çalışmalar sorunun çözümünden uzak.
                Güzergahın dere-tepe olduğunu söylemeye gerek dahi yok. Şebinkarahisar-Suşehri Yolu’nun yapımında, her zaman ve her konuda olduğu gibi, en ucuz maliyetli proje ve güzergah seçildi. “Ucuz etin yahnisi” de böyle oldu işte. Şimdi, yüklü bir kamyon 42 kilometrelik bu yolu 3 saatte ancak alıyor.
                İnsan sormadan edemiyor.
                Bu yol özellikle mi rampalı ve çok virajlı yapıldı?
                Bu yolu  projelendiren mühendislerin Şebinkarahisar’a özel bir kasıtları mı vardı?
                Zamanın Şebinkarahisar’lı yerel siyasetçilerin bu projeden hiç mi haberleri olmadı?
                Bu güzergah, Oltan Sungurlu’ya Şebinkarahisar’a “dağ” dedirtmek için seçilmiş olmasın sakın?
                AKP Giresun Milletvekili Sayın Nurettin Canikli, pazar günü yapılan partisinin ilçe kongresinde bu yolun  yapılacağını söyledi.
                Yolun halen kullanılan güzergah üzerinden yapımı halinde, ilçeden Uğurca köyüne kadar yaklaşık 15 kilometrelik kısım, Çakır-Çağlayan köyleri üzerinden ve yeni bir güzergahtan yeniden yapılmalı. Ama bunun için masraftan kaçınmamak gerekiyor. Biraz “uçuk” olarak değerlendirilebilir, ancak viyadük gerekiyorsa yapılmalı. Daha önce olduğu gibi “ucuz olsun düşüncesi” hakim olursa yapılacak işin anlamı kalmaz.
                Aynı şekilde Uğurca Köyü Yol Ayrımı ile Çat Deresi arasının da iyileştirilmesi de zorunlu. Sökün Köyü ile Eskimeşe Köyü arasındaki kısım heyelanlı sahadan geçiyor. Yolun güzergahının değiştirilmesi halinde, yol heyelandan kurtulacağı gibi, Sökün Köyü yakınındaki, özellikle kış aylarında araçların zorlandığı “S” şeklindeki viraj da ortadan kalmış olacak.
                Şebinkarahisar-Suşehri Yolu, sadece Şebinkarahisar’ın değil, Eğribel Tüneli ile birlikte Giresun’un da sorunu.. Trabzon’un, Şiran-Çamoluk üzerinden kısa mesafeden Sivas’a bağlama çabaları bulunuyor. Ordu’nun Mesudiye üzerinden Sivas’a kısa mesafeden bağlanma çabaları mesafe katetmiş durumda. Giresun’lu halen limana bir gemi yanaştığında bayram ediyor, ama, fındıktan, sahil yolundan başka bir şey de görmüyor.
                Yayla yollarından, sahil yolundan, fındıktan kafanızı kaldırın da söylediklerimize bir kulak verin.
              Bu bakımdan, Sayın Milletvekili Nurettin Canikli’nin duyarlılığına, yine de, teşekkür etmek gerekiyor"