şebinkarahisar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şebinkarahisar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ekim 2024 Cuma

 

100.YILINDA MUSTAFA KEMAL’İN ŞEBİNKARAHİSAR’A GELİŞİ VE BİR FOTOĞRAFIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

   Giriş             

Mustafa Kemal, Cumhuriyet ilan edildikten yaklaşık on ay sonra, 29 Ağustos - 18 Ekim 1924 tarihleri arasında elli günlük bir yurt gezisine çıkmıştır. Genel itibariyle bakıldığında, bu gezinin birinci amacı daha ilk yılını doldurmayan Cumhuriyetin benimsenip kökleşmesini sağlamak, ikincisi de eşi Latife Hanım’ın şahsında kadınlar için yeni bir örnek oluşturmaktır (Balcı, 1996). Latife Hanım’ın bu gezide bulunması, gezinin en önemli özelliği olarak değerlendirilmektedir (Onat, 1984).           

Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı koşullarında ve özellikle savaşı kazandıktan sonra yurt gezilerine önem vermiş, bu gezilerinde, siyasal, toplumsal, askeri, kültürel, ekonomik alanlardaki durum tespiti ile alınması gereken önlemleri incelemiştir. Asker-sivil çeşitli uzmanlarla gerçekleştirmiş olduğu bu geziler, her yörenin olduğu kadar aynı zamanda ülkenin sorunlarını aşmaya yönelik olmuştur (Gül, 2006). Önemli mesajlarını ve görüşlerinin bir kısmını bu gezilerde dile getirmiştir. 

Cumhuriyet rejimine geçilmesinden sonra 1924 yılında Hilafet ile Şeriat ve Vakıflar Nezareti kaldırılmış, Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve yeni bir Anayasa kabul edilmiştir. Bu önemli atılımlar, parlamentoda tartışmalara neden olmuş, Kâzım KarabekirRauf (Orbay) BeyAli Fuat (Cebesoy) Bey,  Refet (Bele) Bey öncülüğünde yeni muhalif bir oluşumun, Mustafa Kemal 'nın hem parti üyesi hem de cumhurbaşkanı olmasına, partili cumhurbaşkanlığına karşı olan tarafsız cumhurbaşkanlığını savunan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının hazırlıkları ortaya çıkmaya başlamıştır. Aynı zamanda Musul Sorunu varlığını korumaktadır. Mustafa Kemal, böyle bir ortamda ve bu gezide Şebinkarahisar’a gelmiştir. Nitekim güneydoğu sınırındaki durumun ciddileşmesi üzerine, Mustafa Kemal, Şebinkarahisar’dan ayrıldıktan sonra 12 Ekim günü Suşehri’nden çektiği telgraf ile TBMM’ni toplantıya çağırmıştır (Onat, 1984).             

Trabzon ve Samsun’da yaptığı konuşmalara bakıldığında, Mustafa Kemal’in 1924 yılındaki bu uzun gezisinin bir amacının da, muhalif girişimlere ilişkin görüşlerini dile getirmek ve baş gösteren tartışma ve eleştirilere cevap vermek ve toplumu aydınlatmak olarak kabul edilebilir (Kuyaş, 2004). Gezi, 29 Ağustos 1924 günü Dumlupınar’da başlamış, devamında on gün Bursa’da ve akabinde Hamidiye Gemisi ile Karadeniz’de devam etmiştir. Mustafa Kemal 16 Eylül’de Trabzon’da iken 13 Eylül 1924 günü Erzurum’da deprem olduğunu öğrenmiştir. Buradan çektiği telgraf ile Erzurum Belediye Başkanlığına ve Erzurum Valiliğine “Bütün Karadeniz ve Akdeniz kıyılarında sürdürmek üzere başladığım geziyi, bu elim vaziyet karşısında yarıda bırakmak kararını verdim. Trabzon-Erzurum yolunun durumu ve Trabzon’da yararlanılabilecek otomobil bulunmaması dolaysısıyla bu yolla hemen hareket olanaksız görülmüştür. Gerekli taşıtları bularak diğer yönden” yola çıkacaklarını bildirmiştir (Onat, 1984).           

Mustafa Kemal, hükümetten araç temin edilerek Samsun’a gönderilmesini istemiş, araçlar gelene kadar da gezi programını sürdürmüş, Rize, Giresun, Ordu’yu ziyaret etmiş, törenlere katılmış ve bilahare Samsun’a ulaşmış ve 24 Eylül’de Samsun’dan ayrılmıştır. 29 Eylül 1924 akşam saat altıda hafif yağmurlu bir havada Suşehri’ne varmıştır. Geçiş yolu üzerindeki il ve ilçeler Mustafa Kemal’i davet eden telgraflar ve delegeler göndererek saygı gösterisinde bulunmuşlar, Koyulhisar ve Şebinkarahisar’dan özel olarak gönderilen heyetler Suşehri’nde Mustafa Kemal’in gelmesini beklemişlerdir (Onat 1984).

Gezinin her bölümünde Mustafa Kemal’in beraberinde farklı kişiler olmakla birlikte genel olarak, kendisine eşi Latife Hanım, Bozok Milletvekili Salih Bozok, İstanbul Milletvekili Hamdullah Suphi, Gaziantep Milletvekili Ali Kılıç, Rize Milletvekili Rauf Benli, Genel Sekreter Tevfik Bıyıklıoğlu, Muhafız Birliği Komutanı İsmail Hakkı Tekçe, Başyaver Rusuhi ve birkaç kişi daha eşlik etmiştir (Aydın ve Ergün, 2018). Ayrıca, Salih Bozok’un eşi Pakize Hanım ile Fuat Bulca’nın eşi Sabiha Hanım da geziye katılanlar arasında bulunmaktadır (Atnur, 2006)           

29 Eylül Günü Suşehri’ne ulaşan Mustafa Kemal’i Şebinkarahisar’a, Milletvekili Ali Sururi başkanlığındaki heyet davet etmiştir. Heyet ile bir süre görüşen Mustafa Kemal, dönüşte Şebinkarahisar’a uğramayı kabul etmiştir (Özdemir ve Özhan, 1983). Gezi boyunca il ve ilçelerden yapılan davetlere icabet etmeyen Mustafa Kemal’in, gezi güzergahı üzerinde bulunmayan Şebinkarahisar’a gelmeyi kabul etmesi ve bir gece kalması da dikkat çekicidir. 

Bu çalışmada, internette yer alan bir fotoğraftan hareket ile Atatürk’ün Şebinkarahisar’a gelişi, 100. yılında geniş bir bakış açısıyla ele alınmıştır. İlçenin o tarihte kullanılan Karahisar’ı Şarki ve Şarkikarahisar isimleri döneme uygun ve kaynaklarda kullanıldığı şekilde yazıda kullanılacak, genel olarak da Şebinkarahisar ismine yer verilecektir. Atatürk’ün adından da o dönemde kullanılan şekli ile Mustafa Kemal olarak söz edilecektir.

 Mustafa Kemal Şarkikarahisar’da 

11 Ekim 1924 sabahı Erzincan’dan hareket ve akşam geç vakit Şebinkarahisar’a varılmıştır (Onat, 1984). Vali Abdurrahman Bey ile Belediye Başkanı Binbaşızade Ali Rıza Bey, Mustafa Kemal’i Suşehri’nde karşılamışlardır (Giresun Valiliği, 1973). 11 Ekim’de Mustafa Kemal’in ziyaretinden haberdar olan ilçe halkı, uzun süre Suşehri Yolu’nda Mustafa Kemal’in gelişini beklemiştir (Özdemir ve Özhan, 1983). Mustafa Kemal gece saat 21.00’de ilçeye ulaştığında, kaleden top atışı ile selamlanmış, kalede ve sokaklarda aydınlatma yapılarak şenlik yapılmış meşalelerle şehir gündüze döndürülmüştür. (Özdemir ve Özhan, 1983; Unat, 1984). Karşılamada, Karahisar’ı Şarki Vilayeti Beş sınıflı Kız Mektebi öğrencisi 11 yaşındaki Mürüvvet Hanım Mustafa Kemal’e çiçek sunmuştur. Mürüvvet Hanım, 1957- 1960 yılları arasında Giresun Milletvekili olan Mustafa Hemiş’in kız kardeşidir (Çalık, 2016). 

Mustafa Kemal, 11-12 Ekim gecesi, Çakmakçı Mustafa Ertem’in, bugün Atatürk Evi ve Müzesi olan, evinde misafir edilmiştir. Mustafa Kemal, dinlendikten sonra ilk olarak Vali Bey’i çağırtarak, muhacirinin diğer deyim ile mübadillerin durumunu sormuş ve bilgi almıştır (Çalık, 2021). Daha sonra, yemek esnasında, sofrada hazır bulunan Belediye Başkanı Ali Rıza Bey’e hitaben “Reis bey, Türk Ocağı şöyledir, Türk Ocağı böyledir der dururuz, Türk Ocağı nedir?” diye sormuş, Ali Rıza Bey’den “Gazi paşa oğlumuz, Türk Ocağı denilen ocak, muazzam bir mabettir. O’nun ocağında yanan ateşin alevi yükselir yükselir ondan hasıl olan kıvılcım dünyayı yakar” cevabını almıştır. Bu cevabı beğenen Mustafa Kemal, yerinden kalkarak Ali Rıza Bey’in elini öpmüş ve “Belediye Reisi pederin şerefine” diyerek kadeh kaldırmıştır (Özdemir ve Özhan, 1983).           

Mustafa Kemal’in misafir edildiği evin sahiplerinden Belkıs Çağatay’ın Yeni Şebinkarahisar Gazetesi'nin 13 Ekim 1981 günlü sayısında yayınlanan mektubunda o günü şöyle anlatılmıştır. "Atamız şehrin davetini kabul ederek geldiği zaman eski bir Belediye Reisi olan dayım Mehmet Emin Ertem evin oğlu olarak, babam Halit Bilecen de (o zaman Askerlik Şubesi Mülhakı) evin damadı olarak Mustafa Kemal’in hizmetinde bulunmuşlardır.  İkinci katta sofa olan kısımda ziyafet masası kurulmuştur.  Sofraya dedem Mustafa Çakmakçı (Ertem) da oturtulmuştur. Anneannem Bedriye Hanım ve annem Hatice Bilecen (Şebinkarahisar'ın ilk kadın Belediye Meclis Üyesi) alt kattan sofaya çıkan merdivenin başında konuşmaları dinlemişlerdir. Sofaya açılan geniş odada tek yatak hazırlanmıştır. Yaverlerinden Cevat Abbas Bey kendi yatağını bu odanın önüne serdirerek günlük kıyafetleri ile yatmıştır. Beraberinde bulunan diğerleri selamlık dediğimiz (eski) Hastane tarafındaki odada yatmışlardır. Onlar gittikten sonra Atamızın yattıkları odaya girdiklerinde sanki hiç yatılmamış gibi her şeyin yerli yerinde ve muntazam olduğunu görüp şaşırmışlar" (Çalık, 2017). Belkıs Çağatay 11 Kasım 1980 günlü Yeni Şebinkarahisar Gazetesi’nde yayınlanan diğer bir mektubunda da Atatürk'ün ön cepheye bakan ve Sabuncuların bahçeye (bugünkü İş Bankası Şubesi’nin olduğu yer) doğru köşedeki büyük salonda ağırlandığını belirtmektedir (URL 1). 

Mustafa Kemal 12 Ekim günü, Belediyeyi, Valiliği, Halk Fırkasını, Alay Komutanlığını, Ortaokulu ve Türk Ocağını ziyaret etmiştir. Türk Ocağı ziyareti sırasında gençler ocağı yeni açtıkları için eksikleri olduğunu söyleyip, özür dilemişlerdir. Mustafa Kemal, burada kendisini dinleyen hem ocaklı gençlere hem de vatandaşlara hitaben şu konuşmayı yapmıştır. “Ben bu güzel şehri çok beğendim. Bu sevgimin bir nişanesi olarak Karahisar-ı Şarki (Şarkikarahisar) olan şehrin adının Şebinkarahisar olarak tashihini teklif ediyorum. Şabı başta olmak üzere fatihlerin otağ kurduğu bu toprakların içinde daha neler varsa ele alınmalı ve tarihen olduğu kadar iktisaden de bu şehri ileri götürmek vazifemiz olmalıdır. Sürekli yangınlar görmüşsünüz, memleketiniz bir harabeye dönmüş, fakat esef etmeyin. Şu tek gözlü, mütevazi ocağınızda derin bir samimiyet, geniş ve anlayışlı bir kültür buldum. Kalkınacaksınız, mesut
olacaksınız. Türk ocakları modern dekorlarla ölçülmez. Türkün bu şan ocakları sönmez alevlerle ilelebet tütecektir ve bu harabeler bir gün birer mamureler haline gelecektir”. Türk Ocağı Defterine de şunları yazmıştır. “Türk Ocağı, Türkün has ocağı, varlık ve birlik ocağı, yüksek alevlerle tütsün, muhitine nurlar saçsın, yaşasın ve yaşatsın” (Özdemir ve Özhan, 1983; Giresun Valiliği, 1973).
           

Lise Müdürü Ömer Lütfi Bey okuluna davet etmiş ise de, Mustafa Kemal teşekkür ederek yolun uzaklığından dolayı gelemeyeceği cevabını vermiştir. Mustafa Kemal bu arada Şarkikarahisar'da iken yapımına başlanıldığını haber aldığı Sivas-Ankara demiryolu dolayısıyla Başbakan İsmet Paşa'ya bir tebrik telgrafı göndermiştir (Sarısaman, 1997).

Saat 15.30 sıralarında otomobilinin yanına gelen Mustafa Kemal, burada Karahisar'ın coğrafî öneminden ve güzelliklerinden bahsetmiş, Şarkikarahisarlıların devlete olan bağlılıklarından ve misafirperverliklerinden duyduğu memnuniyeti dile getirmiştir. Mustafa Kemal mümkün olduğu kadar daha fazla kişi ile vedalaşmaya çalışmıştır. İskân memuru Zeki Bey muhacirler adına Mustafa Kemal’in elini öpmüştür. Şebinkarahisar'ı ve halkını çok sevdiğini ifade eden Gazi ilk fırsatta yeniden Karahisar'a geleceği sözünü vererek Sivas'a gitmek üzere şehirden ayrılmış, tören yapılmaması için yapılan uyarıya rağmen, bütün halk tarafından “yaşa” dilekleri ve gözyaşları ile yola çıkmıştır (Onat, 1984; Sarısaman, 1997).           

Mustafa Kemal Şarkikarahisar'dan ayrıldıktan kısa bir süre sonra iki yanında birer bayrak asılı olan Katırcıoğlu Çeşmesi önünde bir ihtiyar tarafından otomobili durdurulmuştur. Bu kişi kendisini Tamzara İmamı İsmail Kâzım diye tanıttıktan sonra "Paşam, iki dileğim vardır. Bunlardan biri sizi yakından görmek, konuşmak, ayak bastığınız yerden bir avuç toprak almak ve sizi dua ile selâmetlemekti. Hamdolsun muradıma erdim, ikinci dileğim geçimimle ilgilidir. Bu güne kadar fahri olarak imamlık yaptım. Artık yaşlandım. Tamzara Camii'ne bir maaş bağlanırsa kendimi tamamen camie vermek istiyorum" demiştir. İsmail Kâzım Efendi Latife Hanımın nerede olduğunu sorunca Gazi "Onu Suşehri'nde bıraktık hocam, iyi duygularınıza teşekkür ederim. Sizi unutmayacağım. Her zaman duanızı beklerim" cevabını vermiştir. Mustafa Kemal Paşa İsmail Hoca'nın yanından ayrılırken kendisine bir demet para vermek istemiştir. Hoca almamak için direnmiş ise de de ısrar üzerine kabul etmek zorunda kalmıştır (Sarısaman, 1997; Özdemir ve Özhan, 1983; Giresun Valiliği, 1973).

Şarkikarahisar Türk Ocağı 

Görüldüğü üzere, Mustafa Kemal, Şarkikarahisar’da, ilk olarak mübadillerin diğer adı ile muhacirlerin durumunu sormuş, Türk Ocağı üzerinde durmuş, Türk Ocağında yaptığı konuşmada ilçenin adının değiştirilmesini teklif etmiştir. 

Lozan’da 30 Ocak 1923 tarihinde, Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan Türk-Yunan Nüfus Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol” ile İstanbul dışında oturan Türkiye topraklarında yerleşmiş Rum-Ortodoks Türk vatandaşları ile Batı Trakya dışında Yunanistan topraklarında meskûn Müslüman Yunan vatandaşlarının 1 Mayıs 1923’ten itibaren karşılıklı ve zorunlu olarak değişimi öngörülmüştür (Balcı, 2008). Bu anlaşma çerçevesinde, Haziran 1924 itibariyle Karahisar-ı Şarki Vilayeti’ne 4.625 mübadil sevk edilmiş ve bu rakam Ağustos 1924 tarihinde 8.788'e ulaşmıştır (URL 2; Balcı, 2008). Mustafa Kemal, bu gezisinde her gittiği yerde mübadillerin durumu ile yakından ilgilenmiştir. Şarkikarahisar’da da ilk sorduğu soru da mübadillerin durumu olmuştur. 

Mustafa Kemal, gittiği yerlerde resmi kurumları, oradaki özel kurum ve dernekleri ve Halk Fırkası şubeleri yanında özellikle de Türk Ocağı şubelerini de ziyaret etmiş, Türk Ocağına önem verdiğini göstermiştir.            

25 Mart 1912 tarihinde kurulan ve Milli Mücadelede faaliyetleri azalan Türk Ocağı, Mustafa Kemal’in isteği ile 29 Aralık 1922’de yeniden canlanmış, CHP ile birleştirilerek kapatıldığı 24 Mart 1931 tarihine kadar, eğitim, kültür, sanat çalışmaları ve halk eğitimine yönelik faaliyetler gerçekleştirmiştir. Mustafa Kemal, Türk Ocaklarını Cumhuriyet rejimine bağlı, çağdaş ve gerçekçi bir kültür milliyetçiliğinin işlendiği ve bunun yayılması için çalışan kuruluşlar haline getirmeye çalışmış, Cumhuriyetin ilk ve zor yıllarında Türk Ocakları ve ocaklılar ile bağını hiç koparmamıştır. Cumhuriyetin ilanından önce ve sonra çıkmış olduğu yurt gezilerinde özellikle Türk Ocaklarını ziyaret etmiş, yeni Türk devleti ve milleti açısından birçok önemli konuşmayı buralarda yapmış, ocakların şeref defterlerine onurlandırıcı yazılar yazmıştır.

Başlangıçta siyasi faaliyette bulunmayan Ocak mensupları, zaman içerisinde siyasetle ilgilenmeye başlamışlar ve bazı Ocak’lar iç politikada Mustafa Kemal karşıtı olan eski İttihatçıların toplandığı bir merkez haline gelmiş, bu da yeniden hesap sorma ve Cumhuriyetin geleceği açısından yeni bir tehdit olarak değerlendirilmiştir (Kodal, 2014).

Mustafa Kemal’in Şebinkarahisar Türk Ocağı’nı ziyareti ve Ocak’ta söylediği sözler ve anı defterine yazdığı yazı bu çerçevede değerlendirilmelidir.

Şarkikarahisar (Şebinkarahisar) Türk Ocağı 1924 yılında açılmıştır. Mustafa Kemal’in ziyaretinde yetersizlikten bahsedilen Şarkikarahisar Türk Ocağı farklı alanlarda gerçekleştirdiği çok sayıda faaliyetle birlikte Şebinkarahisar vilayetinin sosyo-kültürel gelişimine 1924-1930 yılları arasında önemli katkılar sunmuştur. Ocak müzik alanında; ud, cümbüş, def, kaşık, kanun, darbuka gibi farklı alanlarda kurslar açmış ve bu kurslarda yetişen kişiler Şebinkarahisar’a müzik anlamında önemli hizmetler sunmuşlardır. Şebinkarahisar Türk Ocağı’nın sanatsal faaliyetlerinden bir diğerinin de tiyatro faaliyetleri olduğu görülmektedir. Yurt genelinde henüz kadınlar sosyal hayatın içine çok fazla girememişken Şebinkarahisar Türk Ocağı’nda kadınlar çeşitli oyunlarda sahnede görev almışlardır. Şebinkarahisar Ocağı spor faaliyetlerinde de geri kalmamış güreş, cirit, at yarışı gibi alanlarda faaliyetler geçekleştirmiştir. Öyle ki 1926 yılında Şebinkarahisar Türk Ocağı’na ağırlıklı olarak muallimler ve genç kitle gitmektedir ve burada kültür-edebiyat alanında çalışmalar yürütülmektedir. Ayrıca Şebinkarahisar Türk Ocağı’nın önemli kültürel faaliyetlerinden biri de ünlü Türkçü şairlerden Şebinkarahisar mebusu Mehmet Emin (Yurdakul) Bey’in de katıldığı konferans faaliyetleridir. Şebinkarahisar Türk Ocağı’nın 1927 yılı bütçesi 2000 lira, 1928 yılı bütçesi ise 2677 liradır. Kapatıldığında Şebinkarahisar Türk Ocağı’nın kendi mülkiyetine ait bir binanın bulunmadığı belirtilmektedir (Çakmak, 2019).

Mustafa Kemal’in şehre gelişinde ve çok iyi bilinen fotoğrafta Belediye Caddesinde bulunan tak, Şarkikarahisar Türk Ocağı tarafından hazırlanmıştır. Nitekim fotoğrafta takın üstünde “Türk Ocağı” ve “Türk Ocağı büyük Münci’yi kalpten selamlar” yazıları yer almaktadır (Önder, 1985).       

Mustafa Kemal’in, “…Şabı başta olmak üzere fatihlerin otağ kurduğu bu toprakların içinde daha neler varsa ele alınmalı ve tarihen olduğu kadar iktisaden de bu şehri ileri götürmek vazifemiz olmalıdır. Sürekli yangınlar görmüşsünüz, memleketiniz bir harabeye dönmüş … kalkınacaksınız, mesut olacaksınız…” şeklindeki sözleri ve Şebinkarahisar isminin kullanılmasını önermesi de Rumeli’de doğmuş, o tarihe kadar ülkenin özellikle de batı ve güney bölgelerinde hayatı savaşlarda geçmiş bir liderin, Anadolu’da çok da dikkat çekmeyecek bir yerleşim yerinin tarihini bildiği anlamına gelmektedir. 

Karahisar-ı Şarki adının Şebinkarahisar olarak tashihi 

Türk Ocağı’nda yaptığı konuşmada, “Ben bu güzel şehri çok beğendim. Bu sevgimin bir nişanesi olarak Karahisar-ı Şarki olan şehrin adının Şebinkarahisar olarak tashihini teklif ediyorum” demesi, yukarda belirtildiği üzere, Mustafa Kemal’in Şebinkarahisar’ın geçmişi hakkında bilgi sahibi olduğunu göstermektedir. 

Atatürk 1924 yılında ilçemizi ziyaret ettiğinde, ilçemizin Karahisar-ı Şarki (Şarkikarahisar) olan adının Şebinkarahisar olarak değiştirilmesini teklif ederken, daha önce de kullanılan ismini önermiştir. Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde “Karahisar-ı Şarki ve Şebin Karahisar da derler. Osmanoğulları devletinde … adet Karahisar vardır. Dünyaca meşhur olanı bu Erzurum toprağındaki Karahisar-ı Şarki'dir. Bunlar dünyaca ünlü hisarlardır ama Afyon Karahisarı'yla bu Şebin Karahisarı'n yeryüzünde benzeri yok bedelsiz iki kaledir. Ama bu Karahisar'ın dağlarında şeb (şap) madeni olduğundan Şebin Karahisarı derler. Ve doğu tarafında olduğundan Karahisar-ı Şarki derler.” demektedir (Dağlı ve Kahraman, 2008). 

Şemseddin Sami, 1800’lerin sonlarında İstanbul’da yayınlanan Kamus-u Alam adlı eserinde “Sivas Vilayetine bağlı sancak merkezidir. Şebinkarahisar adı Şabeynkarahisar’dan gelmektedir. Yörede şap madeninin çokluğu bu ismin oluşmasına neden olmuştur.” şeklinde yazmaktadır (URL 5). Yine 1800’lerin sonlarında yayınlanan Hoca Sadüddine ait Tacüt Tevarih adlı yapıtta, “Şaphane-i Karahisar” ismi yer almaktadır. 1865 (1281) yılında Sultan Abdulaziz’in annesi Pertevniyal Valide Sultan tarafından yaptırılan ve Suboyu köyünde bulunan Pertevniyal Çeşmesi’nin kitabesinde “Şebinkarahisar’ın Bige köyünde” sözcükleri geçmektedir (Önder 1985; URL 4). Bütün bunlar, “Şebinkarahisar” isminin eskiden beri kullanıldığı anlamına gelmektedir. 

Dayanaksız hiçbir söz söylemediği dikkate alınırsa, Mustafa Kemal, ilçenin isminin değişmesini teklif ederken, eski adına ve halk arasında da kullanılan gerçek ismine dönülmesini istemiş olması kuvvetle muhtemeldir. Nitekim “Şebinkarahisar” ismini yeni bulduğu bir isim olarak önermeyip, Karahisar’ı Şarki (Şarkikarahisar) olan adının Şebinkarahisar olarak değiştirilmesini teklif etmiştir.           

Bakanlar Kurulu tarafından, Düstur Tertip 3, cilt 7. sh.1681-82’de yayınlanan, 24 Teşrinievvel 1926 tarih ve 4248 nolu, İki İsimli Vilayetlerimizin Yalnız Bir İsmiyle Yad Edilmesine Dair Kararname ile “Vilayetlerimizden bazılarının iki isimli olması hasebiyle muhaberat ve muamelatta ıttıradsızlığı (usul ve tertibe uymayan) mucib olduğu anlaşıldığından, vilayetlerin merbut cedvelde görüldüğü veçhile, yalnız bir isimle yad edilmesi” kararlaştırılmış ve Karahisar’ı Şarki ismi Şebinkarahisar olarak değiştirilmiştir (URL 3).           

Atatürk’ün Yeni Bir Fotoğrafı 

Son günlerde sosyal medya X (Twitter) platformunda “Atatürk’ü Bulun” başlığı ile yayınlanan ve Şekil 1 olarak verilen fotoğraf (URL 6), Roni Margulies Koleksiyonu belgeleri arasında “Gazi Mustafa Kemal Paşa ve Latife Hanım Belediye Binasından Çıkarken Fotoğraf 14 X 9 Cm.” tanıtımı ile İstanbul Müzayede tarafından da satışa sunulmuştur (URL 7).

 


Şekil 1. İnternet kaynaklı yeni fotoğraf

Bu fotoğrafın Atatürk’ün Şebinkarahisar’a gelişinde, Belediye’den çıkarken çekilmiş bir fotoğraf olduğu değerlendirilmektedir. Atatürk’ün Şebinkarahisar’a gelişinde çekilmiş olan ve iyi bilinen  fotoğraf ile bu fotoğraf karşılaştırıldığında, aynı kişilerin büyük çoğunluğunun her iki fotoğrafta da bulunduğu görülmektedir. Söz konusu fotoğraf Şekil 2’de verilmiştir. Özellikle de zabitler her iki fotoğrafta da net olarak seçilmekte ve aynı kişiler olduğu görülmektedir. Atatürk’ün çıkarken görüntülendiği binanın da, Belediye’nin eski binasının farklı zamanlarda çekilmiş fotoğrafları ile karşılaştırıldığında, bugün Şebinkarahisar Müftülüğüne bağlı kuran kursu olarak kullanılan, Belediye’nin eski binası olduğu anlaşılmaktadır. Bu fotoğraf, Atatürk’ün Şebinkarahisar’a gelişine ilişkin önemli, bilinen fotoğraflarına ek bir fotoğraf, yeni bir belge olarak değerlendirilmektedir. Belediye binasının mevcut fotoğrafi Şekil 2’de ve Mustafa Kemali’in Şebinkarahisar ile ilgili yaygın kullanılan fotoğrafı Şekil 3’te verilmiştir.

 


Şekil 2. Şebinkarahisar Belediyesi eski binası.

 


Şekil 3. Mustafa Kemal’in Şebinkarahisar’ı ziyaretinde çekilen ve iyi bilinen fotoğrafı

Sonuç           

Mustafa Kemal, Hilafetin kaldırıldığı, yeni bir anayasanın kabul edildiği bir zamanda ve Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kurulma aşamasında 50 gün süren bir yurt gezisine çıkmış, Trabzon’da iken Erzurum’da deprem olduğu haberini alınca deprem bölgesine hareket etmiş, Suşehri’nde görüştüğü Milletvekili Ali Sururi Bey başkanlığındaki Şebinkarahisar heyetinin davetini kabul ederek 11 Ekim 1924 günü Şebinkarahisar’a gelmiş ve bir gece burada kalmıştır.           

12 Ekim 1924 günü şehirde ziyaretlerde bulunmuş, Türk Ocağı’nda yaptığı konuşmada, şehrin tarihi hakkında bilgi sahibi olduğunu ortaya koyarak Karahisar-ı Şarki (Şarkikarahisar) isminin Şebinkarahisar olarak düzeltilmesini teklif etmiştir. 1926 yılında yayınlanan bir kararname ile de Bakanlar Kurulu tarafından Karahisar-ı Şarki (Şarkikarahisar) ismi Şebinkarahisar olarak değiştirilmiştir.           

Atatürk’ün Şebinkarahisar’a gelişi ile ilgili olarak çok bilinen fotoğraflara ek yeni bir fotoğraf ortaya çıkmıştır. İnternet sitelerinde yer alan bu fotoğraf Atatürk’ün Şebinkarahisar Belediyesinden çıkarken çekilmiş fotoğrafıdır. Bu fotoğraf Atatürk’ün Şebinkarahisar’a gelişi ile ilgili yeni bir belgedir. 

KAYNAKLAR 

Atnur, İ.E. (2006). Reis-i Cumhur’un Doğu İncelemeleri, Ebabil Yayınları, Ankar.

Aydın, N. ve Ergün, E. (2018). 1924 Erzurum Depremi ve Gazi Mustafa Kemal Paşa, Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Dergisi I/2, sf 145-168. 

Balcı, S. (1996). Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün Giresun’u Ziyaretleri, Giresun Tarihi Sempozyumu, 1996, (Bildiri Kitabı, sf 349-354).

Balcı, S. (2008). Lozan Mübadillerinin Giresun’a Yerleştirilmeleri ve Mübadillerin Karşılaştıkları Sorunlar, Uluslararası Giresun ve Doğu Karadeniz Sosyal Bilimler Sempozyumu, (Bildiri kitabı sf 76-85). 

Çalık, Ü. (2016). Tarih İçinde Şebinkarahisar, Bursa.           

Çalık, Ü. (2017). Tarih İçinde Şebinkarahisar 2, Bursa. 

Çalık, Ü. (2021). Kelkit Vadisinde Bir İnci Şebinkarahisar, İstanbul.

Çakmak, S. (2019). Giresun Türk Ocağı Ve Tarihsel Gelişimi (1917-1931), Yüksek Lisans Tezi,  Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü,  Giresun. 

Dağlı, Y. ve Kahraman, S. A. (2008). Günümüz Türkçesiyle Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi:2. Cilt, 2.YKY Yayınları, İstanbul. 

Giresun Valiliği (1973). Cumhuriyetin 50. Yılında Giresun 1973 İl Yıllığı, Ankara. 

Gül, M. (2006). Atatürk’ün Yurt Gezilerinin Kamuoyu Oluşturmadaki Rolü, Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, C.3, sayı 8, sf 51-72. 

Kodal, T. (2014). Mustafa Kemal Atatürk ve Türk Ocakları Atatürk Üniv. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi [TAED] 52, sf 295-314. 

Kuyaş, A. (2024). Muhalif Girişimlere Karşı M. Kemal’in 1924 Yurt Gezisi, #tarih Eylül 2024, sayı117, sf 14-17. 

Onat, N. (1984). Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Sonbahar Gezileri, Çağdaş Yayınları,  İstanbul. 

Önder, A. R. (1985). Av. Polat Sabuncu’ya Yazdığı Mektup. 

Özdemir, A. ve Özhan, H. (1983). İlçe Oluşunun 50. Yılında Şebinkarahisar, Yeni Şebinkarahisar Yayınları. 

Sarısaman, S. (1997). Mustafa Kemal Paşa’nın Şebinkarahisar’ı Ziyareti, Atatürk Yolu Dergisi, cilt 5, sayı 19, sf 297-301. (https://doi.org/10.1501/Tite_0000000042 ) 

URL 1, https://baydin2.blogspot.com/2013/02/yerel-tarih_7013.html  (Şebinkarahisar Atatürk Evi ve Müzesi / Bir Binanın Tarihi), 24.02.2013

URL 2, https://baydin2.blogspot.com/2013/02/yerel-tarih_6388.html  (Mübadele ve Şebinkarahisar) 23.02.2013

URL 3, Levend Kürşat Kırca, ‎Osmanlı Belgelerinde Karahisar-ı Şarki Sancağı, 28.11.2014

(https://www.facebook.com/photo/?fbid=791640394210946&set=pcb.767723766632881 )

URL 4, https://giresun.ktb.gov.tr/TR-243475/pertevniyal-cesmesi.html

URL 5, Murat Dursun Tosun, Değişik Kaynaklarda Şebinkarahisar ve Kalesi, 2012

(https://muratdursuntosun.wordpress.com/2012/02/29/degisik-kaynaklarda-sebinkarahisar-ve-kalesi-2/)

URL 6, https://x.com/kronikkdokuman/status/1789749750989799722

URL7, https://www.istanbulmuzayede.com/muzayede/23747/roni-margulies-koleksiyonu-ve-arsivi-muzayedesi/sayfa/3

 

 

 

 

15 Nisan 2013 Pazartesi

Heyet-i Nasiha


                      KARAHİSAR-I ŞARKİ'DEN BİR "AKİL İNSAN"
                                                                                                                         
                 Bilindiği gibi, geçmişte ilçemiz topraklarında da eylemler yapan terör örgütünün hapisteki lideri ile yapılan,  içeriği bir türlü resmi ağızlardan açıklanmayan, ancak Başbakan'ın Devlet Başkanı olmasını ve ülkenin bölünmesine neden olabilecek yeni anayasanın kabul edilmesini sağlamaya yönelik olduğu anlaşılan bir anlaşmanın Türk Halkına benimsettirilebilmesi için bir "akil insanlar" heyeti oluşturuldu. Gazetelerde, bu akil insanlar heyetinin, Osmanlı'nın son dönemlerinde Damat Ferit Hükümeti tarafından oluşturulan "Heyet-i Nasiha" (Nasihat Heyeti) ile aynı niteliği taşıdığı iddiaları dile getirildi.
                "Heyet-i Nasiha" ile ilgili bir araştırma yapan Mevlüt Çelebi'ye göre, uzun yıllar süren savaşların bütün sıkıntısını çeken Anadolu’nun harap olması yetmiyormuş gibi, azınlıkların silâhlı çeteler kurarak Türkleri sindirmeye çalışmaları ve Türklerin de can güvenliklerini korumak için harekete geçmeleri sonucu, Anadolu’da asayiş bozulmuştu. Özellikle Rumlar, Hükümet’e meydan okumaya başlamışlardı. İzmir'in işgal edileceği söyleniyordu.
                1919 yılının başlarında Sadrazam Damat Ferit Paşa, şehzadeler başkanlığında vilâyetlere, mülkiye, ilmiye ve askeriyeden seçilecek kişilerden oluşacak birer “heyet-i fevkalâde” gönderilmesi fikrini benimsedi. Sadrazama göre heyetler, “hukuk-u mukaddese-i devlet ve milletin sıyânetine çalışılacağı” hakkında halka, padişah adına teminat vereceklerdi. Oluşturulan Anadolu Heyet-i Nasihası Başkanı Şehzade Abdürrahim Efendi’ye göre; “heyetin bu seyahatten amacı, savaşın felâketlerinden etkilenen Anadolu halkını se-lâm-ı şahane ile taltif etmek ve aynı zamanda Anadolu’nun ihtiyaçlarını yakından görerek neticesini hükümete bildirmektir. Sadrazam Damat Ferid’e göre ise, Heyet-i Nasiha’nın vazifesi, “daha ziyade manevidir. Vazifesi, ahaliye selâm-ı şahaneyi tebliğ etmek, padişahımızın kendilerini düşündüğünü anlatmak ve ân-ı hazırda kalb-i hümayunlarının da tebanın kalbi gibi rencide olduğunu anlatmaktı."
                Kısacası Heyet-i Nasiha'nın temel gündem maddesi halkı yatıştırmaktı. Heyet halka “barışın ancak koşulsuz teslim ve düşmanı kızdırmamakla sağlanacağını” anlatmakla görevlendirilmişlerdi.
                Üyeleri Sadrazam Damat Ferit tarafından seçilen ve Şehzade Abdürrahim Efendi başkanlığında Anadolu’ya gönderilmesine karar verilen birinci heyet, Bahriye eski nazırı ve ayandan Ali Rıza Paşa, Divan-ı Harb-i Örfî eski reisi Mahmud Hayret, Süleyman Şefik Paşa, Erkân-ı Harbiye mirlivalığından emekli Ali Fevzi, Bursa Müftüsü Ömer Fevzi, Pazarcık eski müftüsü Halil Fehim, Karahisar eski mebusu Yanko Güvenidis, Dahiliye Nezareti Memurin-i Kalem Müdürü Ohanes Ferid'den oluşuyordu.
                16 Nisan 1919 günü İstanbul'dan hareket eden ve Bursa ve  Balıkesir'de törenle karşılanan ve ilgi gören Anadolu Heyet-i Nasiha'sı, İzmir'de Rum gazetelerin, Aydın'da da Türk din adamlarının tepkisi ile karşılaştı. Heyet, hükümet konağı önünde toplanan halka önce padişahın bildirisini okuyordu. Padişah asayişin korunmasını ve hükümete itaat edilmesini istiyordu. Ayrıca, heyetteki bir paşa veya yüksek dereceli bürokrat konuşuyordu.
                Heyet-i Nasiha Aydın’da ikiye ayrıldı. Mahmud Hayret Paşa başkanlığında ve Süleyman Şefik Paşa, Yanko Bey ile Halil Fehim Efendi’den oluşan heyet Muğla’ya giderken, Abdürrahim başkanlığındaki heyet de Burdur’a hareket etti. Bu heyetin Muğla’ya gidişinin bir nedeninin de Hürriyet ve İtilâf kulübünü açmak olduğu, o dönemi yaşamış kişiler tarafından yazılmıştı. Afyon, Antalya'ya da uğrayan Heyet-i Nasiha’nın Burdur ve Isparta gezilerini değerlendiren İngiliz denetim subayı, “şehzade ve çevresindekilerin, halkın heyete yaptığı sevgi gösterilerine kendisinin dikkatini çekmekteki gayretlerine bakarak, heyeti göndermekteki asıl amacın, unsurlar arasında barışı sağlamaktan çok hükümet ya da sarayın taşradan bekleyebileceği desteği tespit etmek olduğunu” raporunda belirtiyordu.
                Heyet-i Nasiha’nın Konya’da bulunduğu günlerde, İzmir, 15 Mayıs 1919 günü  Yunanlılar tarafından işgal edildi ve bu olay üzerine  Heyet-i Nasiha 18 Mayıs 1919 günü İstanbul’a dönmek zorunda kaldı. Heyeti-i Nasiha'nın önceden planlanan Trabzon ve Karadeniz gezisi yapılamadı. 28 Nisan’da Trakya’ya hareket eden Şehzade Cemalettin Efendi başkanlığındaki ikinci heyet de aynı usullerle kentleri ziyaret ederek çalışmalarını sürdürmüştü.
                Anadolu Heyet-i Nasiha'da yer alanlar arasında ismi bulunan "Karahisar eski mebusu Yanko Güvenidis", Meclis-i Mebusan'ın 3. döneminde, yani 1 Mayıs 1330 (1914) ile 21 Aralık 1334 (1918) tarihleri arasında Karahisar-ı Şarki'yi temsil eden Rum kökenli milletvekili Yanko Küvanoğlu Efendi'dir. TBMM internet sitesinde yer alan  Meclis-i Mebusan'ın 3. döneme ait toplantı tutanaklarında  Yanko Küvanoğlu Efendi'nin "Ayvalık ve civarındaki Rumların tebîdinde methaldar olan Liman Von Sandres Paşa hakkında Hükümetçe ne gibi tahkikat ve takibatta bulunulacağına dair sual takriri"nden başka bir faaliyetine rastlanmıyor.
                Elimizde henüz ayrıntılı bir bilgi bulunmasa da, şimdiki "akil insan"ların çoğunun hükümete yakın olması gibi Karahisar-ı Şarki eski mebusu Yanko Küvanoğlu Efendi de, Heyet-i Nasiha'da yer aldığına göre, Damat Ferit Başkanlığı'ndaki Osmanlı Hükümetine yakın birisi olması gerekiyor. Yine, Heyetin Aydın'dan Muğla'ya Hürriyet ve İtilâf Fırkası'nı açmak  amacıyla ayrıldığı belirtilen kolunda bulunduğuna göre, Hürriyet ve İtilâf Fırkası'nın önde gelen simalarından olduğu kabul edilmeli. Buradaki konu ile ilgili olarak kısaca ifade etmek gerekirse, 1911 yılının Kasım ayında kurulup, Ocak 1913'de dağılan ve Ocak 1919'da tekrar faaliyete geçen  Hürriyet ve İtilaf Fırkası, Mustafa Kemal'in Anadolu'da başlattığı, Kurtuluş Mücadelesi'ne şiddetle karşı çıkıyor,  Kuvayı Milliye'yi, İstanbul'daki meşru hükümete karşı bir ayaklanma sayıyordu. Hürriyet ve İtilaf Fırkası'nın etkin isimlerinden biri de, daha sonra ülkeyi terk etmek zorunda kalan ve Yüzellikler'den olan  Karahisar-ı Şarki eski mebusu Ömer Feyzi Efendi idi.
                İşin ilginç yanı Karahisar-ı Şarki Mebusu Yanko Küvanoğlu Efendi, o zamanki Osmanlı Yönetimi'ne yakın bir "akil insan" olarak görev yaparken, aynı tarihlerde diğer Karahisar-ı Şarki eski mebusu Serdarzade Mehmed Mustafa Efendi  (Atay, Serdaroğlu) Erzurum Kongresi’nde Karahisar-ı Şarki’yi temsil eden delegeler arasında Mesudiye Delegesi olarak yer alıyordu.  Zaten, Heyet-i Nasiha, Erzurum ve Sivas Kongrelerinden sonra etkisini tamamen yitirdi.
 
Anadolu Heyet-i Nasiha'sı İzmir'de (Kaynak http://hakimiyetimilliye.org)
KAYNAKLAR:
1- Mevlüt Çelebi, İzmir’in İşgalinden Önce Şehzade Abdürrrahim Başkanlığında Anadolu’ya Gönderilen Nasihat Heyeti (Anadolu Heyet-i Nasihası): 16 nisan- 18 mayıs 1919, dergi sayı 18, (http://atam.gov.tr)
2- Ercan Dolapçı, 1919'un Akil Adamlarını Aydın'dan Kovmuşlardı, Aydınlık 9 Nisan 2013
3- http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/tutanak_dergisi_pdfler_mmb.meclis_donemleri?v_meclisdonem=0
4- http://baydin2.blogspot.com/2013/02/yerel-tarih_6621.html
5- http://hakimiyetimilliye.org/2013/04/nasihat-heyeti-alev-coskun/
6-http://baydin2.blogspot.com/2013/03/milletvekillerimiz.html
7-Milli Mücadele Döneminde Hürriyet ve İtilaf Fırkası, Hacer Göl, Doktora Tezi.

1 Nisan 2013 Pazartesi

Şebinkarahisar Ermenileri


                   RUS ve BULGAR ORDUSUNDA ŞEBİNKARAHİSAR ERMENİLERİ
                                                                                                                           
                Bugüne kadar bildiğimiz, 1915 yılında Ermenilerin "direniş" dedikleri bizim de ayaklanma adını verdiğimiz bir olay oldu, akabinde Ermeniler tehcire tabi tutuldular.
                Rus ve Bulgar arşivlerinde yapılan araştırmalarda, olayın bu kadar olmadığı, 1912 yılından itibaren Şebinkarahisarlı Ermenilerin ülkede yaşanan olaylarda aktif rol aldıkları ortaya çıktı.
                Gerçi daha önce yazdığımız Tehcir başlıklı yazımızda, suikast hazırlığında olan Şebinkarahisarlı iki Ermeni'nin, Kirkor oğlu Karnik Boyacıyan, ile Arakel Bogosyan oğlu Karakin'in İstanbul'da asılarak idam edildiği,  Şebinkarahisar Asliye Mahkemesi üyelerinden Huruf Bekyan Efendi'nin,  Ermeni örgütünü idare ettiği ve devlet sırlarını açıkladığından  görevine son verildiği dile getirilmişti.
                Yine, birçok cephede Osmanlı'ya karşı savaşan Şebinkarahisarlı Ermeniler arasında en bilinen örnek olan Andranik Toros Ozanyan ise Ermeniler tarafından ulusal kahraman olarak kabul ediliyor.
 
Şebinkarahisar'lı Antranik Toros Ozanyan (Kaynak wikipedia)
                Her ne kadar Ermeniler, Bulgar ve Rus Ordularında gönüllü olarak Osmanlı'ya karşı savaşan Ermenilerin başka ülkelerden geldiğini iddia etmekte iseler de, Osmanlı'ya karşı savaşmak için Rusya'ya başvuran ve Bulgar Ordusu'nda savaşan birçok Şebinkarahisarlı Ermeni'nin ismi yayınlanan belgelerde yer alıyor.
                Mehmet Perinçek'in Rus Arşivleri'nde yer alan belgelere dayanan tespitlerine göre "Taşnakların, Çarlık Rusyası yetkilileriyle yaptıkları yazışmalarından ve görüşmelerden Türkiye’yi işgal planlan çerçevesinde Ermenilere iki misyon yüklenildiği görülmektedir. Ermeniler, cephe gerisinde ayaklanma çıkararak Türk ordusunu zaafa uğratacaktır. Bu birinci görevdir. İkincisi ise oluşturulan Ermeni gönüllü birlikleri yoluyla Türk ordusunun savunma hattını yırtarak Rus işgalini kolaylaştırmaktır. Ayrıca bu temelde Rus yetkililerinin yazdığı sayısız rapor vardır. Bütün bu planlar, Batı devletlerinin ve Çarlık Rusyası’nın emir komutası altında yürütülmüştür.
                Her iki görevin yerine getirilmesinde Türkiye Ermenileri aktif rol oynamıştır. Mesele birkaç Taşnak teröristinin işinden ibaret değildir. Gönüllü birliklerin oluşturulmasına ve ayaklanmalara ne yazık ki, geniş Ermeni kitleleri katılmıştır. Arşivler, Çarlık ordularına hizmet etmek ve Türkiye’ye karşı gönüllü birliklerde savaşmak için Türkiye Ermenilerinin Rus yetkililere başvurularıyla doludur. Osmanlı uyruklu aydınlardan ve doktorlardan üniversite öğrencilerine ve sıradan köylülere kadar binlerce Ermeninin listeleri arşivlerde isim isim mevcuttur. Türkiye Ermenilerinin bu hareketi tehcirin çok öncesinde başlamış ve ülkenin doğusundan batısına, hatta İran’dan Avrupa’ya Amerika’ya kadar yayılmıştır"
                Mehmet Perinçek tarafından yayınlanan belgeler arasında, Balkan Savaşları sırasında Türk Ordularından firar etmiş veya Türk tarafından esir düşmüş, sadık oldukları ve hiçbir anarşist partiye üye olmadıkları  belirtilen 346 kişinin isminin yer aldığı, Rusçuk'da 15.12.1914 tarihinde Bulgarca düzenlenmiş, Hınçak'ın Rusçuk Başkanı Arşak.A. Bakahyan imzalı bir listede, yaşları ve medeni durumları da gösterilen Şebinkarahisarlı Ermenilerin isimleri de yer alıyor. Yine 1915 tarihli Varna'dan çekilen bir telgrafta da, Rus Ordusuna katılarak Kafkasya'ya gitmek isteyenler arasında Şebinkarahisarlı Solomon Bogosyan ismi de bulunuyor (Kaynak,  RGVİA fond 2100, liste 1, dosya 558, yaprak 232, Mehmet Perinçek 150 Belgede Ermeni Meselesi, 53. Belge.)
                Osmanlı'nın Bükreş Sefaretinden İstanbul'a yazılan 1914 tarihli bir yazıya göre, Romanya'da yaşayan Suşehrili fırıncı Kirkor ile Karahisar-ı Şarki'li fırıncı Nişan, Rus Ordusuna katılacak Ermenilere yönelik organizasyonu yürüten kişiler arasında yer alıyor. Yazıda yer alan bilgiye göre, bu kişiler, mektup ve telgraflarla Romanya'nın çeşitli yerlerinde çalışmakta olan  Ermenileri kandırıp, Rus Konsolosunun verdiği maddi destek ve tavsiye yazıları ile Rusya'ya gönderiyordu.
                Ermenilerin  Rus ordusuna katılımı, 1914 yılında doruk noktasına ulaştı. Rus Dışişleri Bakanlığı'nın tahminine göre, Osmanlı'nın 1. Dünya Savaşını izleyen ilk oniki ayda yaklaşık 200 Bin Ermeni sınırı aşarak Rus Ordusu'na katıldı. Bunun öncülüğünü de yine Şebinkarahisarlı Ermeni Antranik Toros Ozanyan yapıyordu.
                Ermeni Gönüllü Tugayları veya Ermeni Gönüllü Kolordu'su,  Rus Kafkas Ordusunda I. Dünya Savaşı sırasında kurulan Ermeni taburlarıdır. Bu birimler Osmanlı Ermenilerden oluşmakta hatta Osmanlı Meclis-i Mebusan üyesi Karekin Pastırmacıyan gibi komutanları vardı. Andranik Toros Ozanyan ise bu Rus gönüllü birliklerin genel komutanı idi. Bogos Nubar Paşa'nın anlatımına göre Ermeniler, "Kafkasya'da, Kafkas Rus Ordusunda altında Tovmas Nazarbekian, Andranik, Nazarbekoff ve diğerleri ile İtilaf devletleri için dört yıl savaşmışlardır, yaklaşık 50.000 Ermeni milis ve 150.000 Ermeni gönüllüsü hiç söz etmeden Rusya Devriminden sonra Kafkasya'daki tek kuvvet olarak Mütareke imzalanıncaya kadar Türklere karşı geldiler" Bu gönüllü akını dışında, Rus Ordusu, daha Osmanlı'nın savaşa girişinden önce Taşnaklarla, Antranik ve Tiflis'teki Ermeni liderlerle tam bir işbirliği halinde Osmanlı Ermenilerini silahlandırmak için yoğun bir şekilde çaba harcamıştı.
           Ermeniler sadece Rusya'nın emrinde Osmanlı'ya karşı savaşmadılar. 1912 Balkan Savaşları'nda da Bulgar Ordusu saflarında Osmanlı'ya karşı savaştılar.
     Suzan Ertürk'ün incelemesine göre, Balkan Devletleri’nin Osmanlı’ya savaş ilan edeceğinin kesinleşmesinden sonra Anadolu’da pek çok kanlı eylemlere imza atmış Şebinkarahisarlı Ermeni Antranik Toros Ozanyan öncülüğünde, aralarında Şebinkarahisarlı Ermeniler'in de bulunduğu yüzlerce Anadolu Ermeni’si de Bulgar Genelkurmayına müracaat ederek, Türklere karsı Bulgar ordusu ile beraber çarpışmak istediklerini iletti. Bulgar ordusu kendi bünyesinde bir Ermeni taburu oluşturdu. Savaşta, Bulgar ordusu tarafından hazırlanan farklı tabur ve çetelerde de Ermeniler görev aldı. Ermeniler, özellikle savasın doğu bölgelerindeki çarpışmalarda Bulgar ordusuna büyük hizmetlerde bulundu. Ermenilerin bu hizmetlerini karşılıksız bırakmayan Bulgaristan, savaş sonrası kendilerine Bulgar tebaalığı verdi.
Kaynak Wikipedia

 RUS ORDUSU'NDA OSMANLI'YA KARŞI SAVAŞMAK İÇİN BAŞVURAN 
                        ŞEBİNKARAHİSAR ERMENİLERİ
              Mnatsakan Daçmanyan,  38 yaşında , bekar
              Kevork Sarkisyan,  32 yaşında, evli
              Avedis Merdinyan, 24 yaşında, bekar
              Kevork Yahonciyan, 21 yaşında, bekar
              Karkin Derderyan, 26 yaşında, bekar
              Setrak Yevronyan, 30 yaşında, evli
              Ohannes Tutyan, 35 yaşında, evli
              Ardaşes Tutyan, 30 yaşında, evli
              Hovagim Babkaryan, 25 yaşında, evli
              Mateos Merdikyan, 32 yaşında, evli
              Yehişe Derderyan, 27 yaşında, evli
              Aram Nersesyan, 27 yaşında, evli
              Karnik Tatyan, 28 yaşında, evli
              Güresh Banyan, 30 yaşında, evli
              Melikset Tutyan, 29 yaşında,  bekar
              Karekin Derderyan, 22 yaşında, bekar
              Muşeh Yervanyan, 24 yaşında, bekar
              Garabet Yervanyan, 26 yaşında, evli
              Bartan Vanyan, 27 yaşında, evli
              Ohannes Bohosyan, 38 yaşında, evli
              Kulust Donikyan, 20 yaşında, bekar
              Rupen Merdinyan, 22 yaşında, bekar
              Artin Kamburyan, 27 yaşında, evli
              Zareh Tutyan, 20 yaşında, bekar
              Agop Mazmanyan, 25 yaşında, evli
              Artin Zurkacinyan, 27 yaşında, evli
              Rapael pahavaryan, 26 yaşında, evli
              Zakar Keşişyan, 26 yaşında, evli
              Hovagim Sarkisyan, 22 yaşında,  bekar
              Markar Minasyan, 27 yaşında,  evli
             Artin Tutyan, 28 yaşında, evli
             Sarkis Asaduryan ,27 yaşında,  bekar
             Agop Baronyan, 21 yaşında,  bekar
             Levan Sarkisyan, 28 yaşında,  evli
             Setrak Iyeretsyan, 30 yaşında,  evli
             Hovagim Şubaroyan,  21 yaşında,  bekar
             Karnik Bakalyan,  30 yaşında,  evli
             Kurken Ter-Nersesyan, 22 yaşında,  bekar               
          (Kaynak,RGVİA fond 2100, liste 1, dosya 558, yaprak 373-377, 373 arkası-377 arkası, Mehmet Perinçek, 150 Belgede Ermeni Meselesi, 39. Belge)

              

                              I. BALKAN SAVAŞI’NDA  BULGAR ORDUSUNDAKİ 
                                            ŞEBİNKARAHİSAR ERMENİLERİ

Agop AMPARSUN, 32 yasında, Şebinkarahisar , Ayakkabıcı, 4. Bölük, 13. Kukus Taburu, Göreve başlama ve bitiş 3 Mart 1913-26 Nisan 1913.
 Nahabed  ÇETAKYAN, 21 yasında, Şebinkarahisar,12.Lozengrad (Kırklareli) Taburu, Göreve başlama tarihi 22 Eylül 1912.
Sapu  EKMEKCİYAN, 21 yasında, Şebinkarahisar, ikamet yeri Burgaz, Saraç, 2. Bölük, 12.Lozengrad (Kırklareli) Taburu, göreve başlama 22 Eylül 1912, 7 Kasım 1912’de yaralanmış, Cesaret Haçı Madalyası.
Vahan  KALAYCİYAN, 22 yasında, Şebinkarahisar, Terzi, 2. Bölük, 12.Lozengrad (Kırklareli) Taburu, Göreve başlama 3 Ekim, 1912.
Agop KIZİRYAN,  27 yasında, Şebinkarahisar, Çizmeci, Stefan Çavdarov çetesinden.
Vartan  KRİKORYAN, 25 yasında, Şebinkarahisar, İkamet yeri Bükreş, Romanya, Değirmenci, 2. Bölük, 12.Lozengrad (Kırklareli) Taburu, Göreve başlama 12 Ekim 1912.
Agop KULYAN, 23 yasında, Şebinkarahisar, Demirci, 2. Bölük, 12.Lozengrad (Kırklareli) Taburu, Göreve başlama 3 Ekim 1912.
Kerofie MAGYARDİÇYAN, 20 yasında, Şebinkarahisar, 2. Manga, 2. Bölük,12.Lozengrad (Kırklareli) Taburu, Görev başlama 22 Eylül 1912.
Leon SARKİSYAN, 28 yasında, Şebinkarahisar, 2. Bölük, 12.Lozengrad (Kırklareli) Taburu.

KAYNAKLAR
1- Mehmet Perinçek, Birinci Dünya Savaşı’nda Türkiye Ermenilerinin Rus Ordularına Katılımına Dair Yeni   
  Belgeler, http://www.karalahana.com/makaleler/tarih/birinci_dunya_savasi_ermenler_rus_ordusu_katilimi.html
2- Mehmet Perinçek, 150 Belgede Ermeni Meselesi, Kırmızıkedi yay. 2012
3- http://tr.wikipedia.org/wiki/Ermeni_G%C3%B6n%C3%BCll%C3%BC_Tugaylar%C4%B1
4- http://tr.wikipedia.org/wiki/Ermeni_milisleri
5- Suzan Ertürk, 1. Balkan Savaşı’nda Bulgar Ordusundaki Anadolu Ermenileri, Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi / Journal of Turkish World Studies, XII/2 (Kış 2012), s.121-140.
6- www.devletarsivleri.gov.tr (belgeyi temin eden Ünsal Çalık)
7- Sean McMeekin, 1 Dünya Savaşı'nda Rusya'nın Rolü, YKY yay. 2012

 Bu yazı Yeni Şebinkarahisar Gazetesi'nde de yayınlanmıştır

13 Mart 2013 Çarşamba

Salname


                SALNAME-İ  KARAHİSAR-I ŞARKİ 1890 (1308)
                                                                                                             
               Yıllık olarak adlandırılan Salnameler Osmanlı İmparatorluğunda,geçmiş yıllardaki önemli olayları özetleyen ve bulunduğu yılın özelliklerini ayrıntılarıyla ortaya koyan yayınlardır.
                İlk salname Said. Reşit Paşa , A. Vefik Paşa ve A. Cevdet Paşa tarafından 1847’de çıkarıldı. 1888’den itibaren devlet eliyle çıkarılmaya başlandı. İlk vilayet salnamesi de Trabzon’da 1864 yılında yayınlandı. Sivas Vilayeti’nin yayınladığı salname sayısı, ilki  1870  yılında olmak üzere 1907  yılına kadar, 17’dir.
             1890 (1308) yılında yayınlanan Sivas Vilayet Salnamesi’nde Karahisar-ı Şarki’den ve kazalarının genel durumundan bahsediliyor ve devlet görevlilerinin isimleri de salnamede yer alıyor.
           Salnamede dikkati çeken bir konu, Karahisar-ı Şarki merkez kazasında bir belediye teşkilatından bahsedilmemesi. Salnamede Karahisar-ı Şarki’de görevli olarak isimleri verilen kuruluşlar arasında belediye teşkilatı ve devlet görevlileri arasında belediye görevlileri yer almıyor.
            Salnameye göre, Karahisar-ı Şarki Sancağının (Livasının) 1888 (1306) yılı itibariyle geliri 4760133 (lira) olup, gideri de 1589304  (lira)dır.
              Karahisar-ı Şarki kasabası merkez vilayetin canib-i şarkisinde (doğu yönünde) vaki olup merkez vilayete 30 saattir.
            Kasaba-yı mezkurda 15 cami-i şerif ve 5 mescit ve 3 medrese ve 4 hamam ve 8 han ve 753 dükkan ve 2.450 hane ve 1 mekteb-i rüşdi ve 1 hükumet konağı ve 15 İslam ve 4 Hristiyan mektebi vardır.
Ma'a nevahi (bucaklar ile birlikte) kasaba-yı mezkure 7.642 hane ve 17.544 İslam ve 8.054 Hristiyan nüfusunu ve 124.574 dönümlük 26.744 kıta araziyi havi olup hınta (buğday), şair (arpa) ve hububat-ı saire ve envai esmar (meyveler) ve sebze ve ipek ve tütün hasıl olarak dahil ve haricde satılır. Kuvve-i inbatiyesi (üretim gücü) evasıt (orta) derecede olup bire altı hasılat verebilir. Cins-i hayvanattan koyun, keçi, esb (at), ester (katır), merkep, camus bulunur.
             Karahisar ve Temezre kasabalarında 50 kadar destgah olup iplik, çitari ve havlu ve çarşaf nesc (dokuma) ve imal olunur.
               Bir bab dakik (un) fabrikası vardır ve pazartesi günleri hafta pazarı kurulup dad-ü sited (alışveriş) edilir.

Görevliler
Mutasarrıf Ahmed Rasih Efendi
Naib (Vekil)  Mustafa Nuri Efendi
Meclis-i İdare    
Aza-yı Tabiiye (Atanmış Üyeler)
Reis Mutasarrıf Efendi
Naib Efendi
Muhasebeci Mehmed Emin Efendi
Müftü Abdülkerim Sıdkı Efendi
Tahrirat Müdürü Rıza Efendi
Meclis-i İdare Başkatibi Mehmed Abdi Efendi
Refiki Mehmed Şadi Efendi
Aza-yı Müntehabe (Seçilmiş Üyeler)
Abdülkadir Efendi
Mehmed Saib Efendi
İlya Ağa
Liva Tahrirat Kalemi
Müdür Efendi
Başkatib Ali Rıza Efendi
Evrak Memuru Ömer Şevki Efendi
Refiki Osman Efendi
Mübeyyiz (kalem katibi) Rıza Efendi
Refiki Salih Efendi
Muhasebe Kalemi
Başkatib Mehmed Vehbi Efendi
Merkez Mal Müdürü Hacı Bekir Efendi
Sandık Emini Manas Efendi
Muhasebe Mukayyidi (Kayıt Memuru) Aziz Efendi
Masarif (Gider) Katibi Mustafa Efendi
Varidat (Gelir) Katibi Abdullah Efendi
Ma'a Tahrir Vergi İdaresi
Vergi Memuru Abdullah Efendi  
Vergi Katibi Rıza Beg
Katibi Salih Efendi
Refiki Rıza Efendi            
Refiki Tahsin Efendi
Diğeri Mehmed Hamdi Efendi     
Nüfus Dairesi
Memuru Bekir Efendi
Katibi Münib Efendi
Mahkeme-i Bidayet
Ceza Reisi Yusuf Efendi
Müddei-i Umumi (Savcı) Muavini Mahmud Efendi
Başkatib Hüseyin Efendi
Müstantik (Sorgu Hakimi) Karabet Efendi
Aza Hafız Mustafa Efendi
Aza Rasim Efendi
Aza Sava Ağa
Aza Agob Ağa
Şeriyye Katibi Asım Efendi
Ceza Zabıt Katibi Ömer Efendi
Ceza Zabıt Katibi Arif Efendi
Hukuk Zabıt Katibi Zihni Efendi
Hukuk Zabıt Katibi Hüseyin Efendi
Aza Mülazımı (Stajyer üye) Mehmed Vasfi Efendi
Aza Mülazımı Mustafa Efendi
Mukavelat Muharriri (Noter) Zühdi Efendi
İcra Memuru Osman Beg
Defter-i Hakani (Tapu ve Kadastro)
Memuru Hüseyin Hasib Efendi
Başkatib Hacı Zühdi Efendi
Tapu Katibi Asım Efendi
Evkaf Dairesi (Vakıflar İdaresi)
Müdürü Mustafa Tevfik Efendi
Başkatib Ali Beg
Refiki Zühdi Efendi
Telgraf ve Posta İdaresi
Müdür Mehmed Şevki Efendi
Baş Muhabere Memuru Halil Efendi
Mekteb-i Rüşdi (Ortaokul)
Muallim-i Evvel Hüseyin Hamdi Efendi
Muallim-i Sani Hüseyin Efendi
Rik'a Muallimi Abdullah Efendi
Zabıta Memurları
Tabur Kumandanı Alay Begi Şevki Beg
Hesap Emini Edhem Efendi
Süvari Bölük Ağası Ahmed Efendi
Piyade Bölük Ağası Ahmed Ağa
Süvari Jurnal Emini Halid Efendi
Süvari Mülazımı (Teğmen) Ali Ağa
Piyade Mülazımı Ali Ağa
Pivadegan

Süvariyan



Kolvekili
2
Kolvekili
3
Muavini
4
Muavini
5
Neferat
20
Neferat
12
Tahsildaran
2
Tahsildaran
8
Ceman Yekün
28
Ceman Yekün
28


                KAYNAK: 1- Salname-i Vilayet-i Sivas, Fikri Karaman, İstanbul 2001
                                   2- www.basbakanlik.gov.tr

2008 Ağustos'unda hazırlanan bu yazı Yeni Şebinkarahisar Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

11 Mart 2013 Pazartesi

Andronikos


                 ANDRONİKOS  I  KOMNENOS
                                                                                                           
                Bizans İmparatorluğu’nun imparatorlarından, “köylülerin imparatoru” olarak anılan Andronikos  I  Komnenos 1183-1185 yılları arasında Bizans’ı yönetti.
                Andronikos  I  Komnenos’un Şebinkarahisar ile ilgisi, imparator olmazdan evvel, o zamanki adı Colonia (Koloneia) olan Şebinkarahisar’da kalması ve buradan Bizans yönetimini rahatsız etmiş olmasında yatıyor.
                Andronikos  I  Komnenos, 1143-1180 yılları arasında Bizans İmparatoru olan ve Kılıçaslan ile 1176 yılında yaptığı Mirkefalon (Myriokephalon-Düzbel)  Savaşı ile bilinen Manuel I Komnenos’un yeğenidir. Şaşılacak kadar yüklü, yenilgilerle zaferler arasında gidiş gelişlerle dolu bir geçmişi vardı. Yirmi yaşından itibaren Bizans’ta skandalları ile tanınmaya başlamıştı. Tehlikeli olunca da İmparator Manuel I Komnenos tarafından hapse atıldı ve 1155-1164 yılları arasında hapiste kaldı. 1164 yılında hapisten kaçarak Rusya’da Haliç Knezi (prensi) Jaroslav’a sığındı ve onları Bizans’a karşı kışkırtmaya çalıştı.
                Manuel I Komnenos, Andronikos’u affederek 1166’da Ermenilerle savaşması için Kilikya’ya Vali olarak atadı. Andronikos burada buluduğu  süre zarfında vergileri zimmetine geçirdikten başka, Kudüs’te bulunan imparatorun Kudüs Kralı Baudin’den dul kalan  yeğeni Teodora’yı kaçırdı. Kuzey Suriye ve Doğu Anadolu’da Türk beylerinin ve prensliklere sığındıktan sonra, o zamanki adı Colonia ( Koloneia) olan Şebinkarahisar Mengücek beyi kendisine yurtluk verince de Şebinkarahisar’a yerleşti. Şebinkarahisar (Colonia - Koloneia)’da bulunduğu sürede de Mengücek Beyi ile Trabzon ve Bizans sınırlarına yapılan seferlere katıldı.
1140 Yılında Anadolu (kaynak wikipedia)

                Trabzon Dukası olan Nikoforos’un Teodorayı kaçırması ve teslim olmasını istemesi üzerine Andronikos, teslim oldu ve affını diledi. İmparator Manuel I Komnenos’un bağışlaması ile de Ünye’ye sürüldü.
                Manuel I Komnenos’un  ölümünden sonra, halk tarafından sevilmeyen dul imparatoriçe Maria'nın, imparator naibi olarak ülkeyi yönetmesine karşı çıktı. 1182 baharında bir ordu toplayarak, küçük yaştaki imparator II. Aleksios'u korumak bahanesiyle Kons­tantinopolis'e (İstanbul) girdi ve iktidarı ele geçirdi. Bunun başlıca sonuçlarından biri, çoğunluğunu Venediklilerle Cenevizlerin oluşturduğu Batılıların kentte topluca öldü­rülmesi oldu. Andronikos hemen ardından dul imparatoriçeyi de öldürttü. Eylül 1183'te Aleksios'la birlikte hükmetmek üzere taç giydi. İki ay sonra Aleksios'u boğ­durttu. Zorbalığını yasallaştırmak için de Aleksios'un 13 yaşındaki dul kansı ile ev­lendi. Bu sırada 65 yaşındaydı
                Başkenti bir kan gölüne çevirmesine kar­şın, yozlaşmış siyasal sistemde giriştiği re­formlar, mevki ve makam satışını yasakla­ması, rüşvet alan görevlileri cezalandırması, en önemlisi de ayrıcalıklarıyla imparatorlu­ğun birliğini zayıflatan büyük feodal soylu­ların ve toprak sahiplerinin gücünü kırması, eyaletlerdeki yaşam koşullarını iyileştirme yönünde sonuçlar verdi
                l185'te,  Normanların yaklaş­makta olduğu yolundaki haberler üzerine başkentte ayaklanma patlak verdi. II. İsa­akios (Angelos) imparator ilan edildikten sonra, Andronikos I  Komnenos  isyancı bir grup tarafın­dan öldürüldü.

Kaynaklar :
1- http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=bizans+imparatorlugu
2- Türkiye Ansiklopedisi 3. Cilt, Ankara 1946
3- Augsute Bailly, Bizans Tarihi
4- Mahmut Goloğlu, Anadolu’nun Milli devleti Pontos, 1973
5- Ana Britannica 2. cilt

Ocak 2007'de hazırlanan bu yazı Yeni Şebinkarahisar Gazetesi'nde de yayınlanmıştır.