4 Mart 2013 Pazartesi

Yangınlar


                 ŞEBİNKARAHİSAR YANGINDAN ÇOK ÇEKTİ
                                                                                                          
                Şebinkarahisar hiçbir şeyden çekmedi yangınlardan çektiği kadar. Yangınlar, vilayetliğinin  elinden alınmasına da neden oldu.
                18 Şubat 1878 (1295) günü çıkan yangında, Şebinkarahisar Çarşısı’nın dörtte üçü yandı. Gece saat  01.00 sıralarında Müezzinoğlu’nun tüccar hanından çıkan yangın, itfaiye teşkilatının olmamasından dolayı  genişledi. Yangında birçok tüccar ve katırcı hanı yandığı gibi, yangının sirayet ettiği ve içinde, gaz, zeytinyağı, beziryağı ve neft yağları depolanmış olan yeni taşhan da  yandı. Taşhan’ın sahipleri olan Ermeni asıllı Altunoğuları, taşhanın boşaltılması teklifini, “biz taşhanı bugünler için yaptık, siz caminizi kurtarın” diyerek reddettiler. Fatih Camisi bu yangından kurtuldu.
                Bu yangından sonra irili ufaklı 11 yangın daha vukubuldu.
                Yusuf Tali Paşa’nın mutasarrıflığı döneminde, 1886 (1302) yılının Eylül ayında, yine çarşı içinde  çıkan genel yangında, Fatih Camisi ve yanındaki medrese ile birlikte önceki yangından kurtulan ve sonradan yapılan birçok işyeri yandı, Küçük Mısır olarak anılan Şebinkarahisar’ın servetinin büyük bir kısmı bu yangın ile yok oldu.
                Mutasarrıf Hüseyin Zeki Bey’in zamanında, 11 Ekim 1910 (1325) günü meydana gelen büyük yangında 1 cami, evrak ve eşyası kısmen kurtarılan Karahisar-ı Şarkî belediye dairesi, 231 dükkan, 6 fırın, 33 kahvehane, 16 han zarar gördü. Gece saat: 21.00 sıralarında belediyenin karşısındaki Hacı Ömer isimli şahsın sahibi olduğu ve Söğütçüoğlu Mustafa tarafından işletilen kahvehaneden çıkan yangın, rüzgarın esmesi, binaların sık ve ahşap olmasından dolayı kısa sürede genişledi ve birkaç kola ayrılarak şehri sardı. Yangında  70.000-80.000 lira değerinde binalar ile han ve dükkanlar içinde bulunan eşya yok oldu. Olayda iki kişi de yaralandı. Yangın sebebiyle acil ihtiyaç için İstanbul hükümetinden 3000 kuruşluk yardım gönderildi . Bu yangının söndürülmesinde ve dükkanların tahliyesinde, insanların kurtarılmasında canını feda edercesine hizmetleri görülenlerden 62. Alay Birinci Tabur Kumandanı Kolağası Rıza Efendi, Birinci Tabur Mülâzım-ı sânîsi Tortumlu Hasan Fehmi Efendi, İkinci Bölük Ser-çavuşu Amasyalı Abdülhamid, birer “Tahlisiye Madalyası” ile taltif edildi.
                En büyük yangın, 1915 yılında, Ermeni Ayaklanması’nda yaşandı. Yangın, ayaklanmanın üçüncü günü, bir bilgiye göre de 362 kişinin öldüğü ve 172 kişinin yaralandığı 10. günü, Ermenilere ait evlerden başladı. İlk olarak Menzilcizadelerin konağının karşısında bulunan Nazarit’in evi, daha sonra Erzincanlıoğlu Hampasyun’un  evi yandı. Yangın şehre sirayet etti ve toprak evlere gelince kendiliğinden söndü. Yangının,  can kayıplarının durdurulması ve Ermenilerin isyandan vazgeçme konusunda ikna edilebilmesi amacı ile çıkarılmış olduğu da iddia edildi. Yangın nedeniyle çıkan panikten yararlanmak isteyen isyancılar eylemlerini artırdılar. Şehrin büyük kısmı kül haline geldi.
1915 Ermeni Ayaklanması Yangınından Sonra  Kızılca ve Taş Mahalleleri (Kaynak Ünsal Çalık)
                Cumhuriyet Dönemine girildiğinde Şebinkarahisar yangılardan bitap düşmüş halde idi. Öyle ki, Vilayet  olarak savaş ve yangın nedeniyle Şarkikarahisar yardıma muhtaç bir vilayetti. Kendi halkı yardıma gereksinim duyacak kadar yoksullaşmış olduğundan, mübadiller için yardım toplamak için öneride dahi bulunulamıyordu. Bütün ülkede mübadiller için yardım kampanyaları açılırken, Şarkikarahisar Sıhhıye ve Muavenet-i İçtimaiye Müdürü, 18.Haziran 1924 tarihinde, Türkiye Hilal-i Ahmer Cemiyeti Merkez-i Umumiyesine gönderdiği raporda, “Bu meyanda zavallı biçare muhacirlerimiz de elem ve ızdırap içinde çırpınmaktadır. Bu durum karşısında vicdan azabı duymamak elde değildir” demek zorunda kalmıştı.
1927 Yılında Şebinkarahisar (kaynak Belediye)
                Şebinkarahisar’ın vilayetliğinin alınmasında gerekçe olarak kabul edilen “gelirinin giderini karşılamaması” da yangınların sonucu olarak ortaya çıktı. Türkiye Cumhuriyeti, Şebinkarahisar’a, yangınların verdiği zarardan daha fazlasını, vilayetliğini lağvederek verdi.
1961 Yangını (kaynak Belediye)
                Cumhuriyet Dönemindeki en büyük yangın da 1 Ağustos 1961 tarihinde meydana geldi. 288 dükkan ve 5 evin yandığı yangının izleri dönemin Kaymakamı Kadir Aydoğan başkanlığında oluşan bir komitenin çalışmaları ile kısa sürede silindi. İmar İskan Bakanlığı tarafından yapılan 96 dükkan ve 3 ev yangınzedelere verildi, dükkan verilmeyenlere de maddi yardım yapıldı. Halen Yeni Çarşı olarak adlandırılan dükkanların, şu andaki meydana yaptırılması önerileri zamanın Belediye Meclisinde kabul edilmedi. Yangın artıkları ile varolan dere doldurularak Hükümet Konağı önündeki şimdiki alan yapıldı, Halil Rıfat Paşa Caddesi yeniden düzenlendi.
1961 Yangınında Yanan Şehir Kulübü  (Kaynak Ünsal Çalık)
KAYNAKLAR :1- Hasan Tahsin Okutan, Şebinkarahisar ve Yöresi
                                2- Ali Özdemir-Hasan Özhan, Şebinkarahisar
                               3- Ayhan Yüksel, Karahisar-ı Şarki Yangını, giresungazete.net
                               4- Habip Rıza kişisel tarihi

28 Şubat 2013 Perşembe

Bağlı Yerleşimler


                ŞEBİNKARAHİSAR’IN “KAZA VE KÖYLERİ”
                                                                                                              
                Daha önce, Şebinkarahisar’ın tarih içerisinde yönetim merkezi olma özelliğinden bahsetmiş ve bağlı bulunduğu vilayetleri tarih sırasına göre ortaya koymuştuk. Burada, Şebinkarahisar’a bağlı nahiyeler ile tahrir defterlerine göre o tarihlerdeki köylerin isimlerini dile getirmek istiyoruz.
                Halen Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivleri Daire Başkanlığı, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü’nde bulunan tahrir defterleri, bir kısım Osmanlı eyaletlerinde nüfus ve vergilendirilebilecek gelir kaynaklarının saptanması için sayımların kaydedildiği defterlerdir. Şebinkarahisar’ın Osmanlı Arşivleri Daire Başkanlığı’nda mufassal ve icmal olmak üzere15 tahrir defteri ve bir de yine ayrıntılı avarız defteri bulunmaktadır. Şebinkarahisar ile ilgili 1485, 1530, 1547, 1569 ve 1613 yıllarında beş mufassal (ayrıntılı) tahrir yapılmış, avarız vergisine ilişkin tahrir de 1643 yılında gerçekleştirilmiştir. Şebinkarahisar’ın tarih içinde geçirdiği idari yapılanma bu tahrir defterlerinde izlenebilmektedir.
                Osmanlı Devleti’nde ilk idari yapılanma 1. Murat devrinde 1362 yılında Rumeli Beylerbeyliği kurularak başladı. Yıldırım Beyazıt 1393 yılında Anadolu Beylerbeyliğini kurdu. 1413 yılında da önce Amasya daha sonra Tokat ve akabinde de Sivas merkez olmak üzere Rum Beylerbeyliği kuruldu. Şebinkarahisar, 1473 yılında Fatih tarafından tam ve kesin olarak Osmanlı topraklarına katıldıktan sonra Vilayet-i Rum-ı Kadim’i oluşturan sancaklar/livalar arasında yer aldı. Şebinkarahisar 1514’de Yavuz Sultan Selim tarafından Baş Mir Ahur Bıyıklı Mehmet Bey’e verildi. 1535 yılında da yeni kurulan Erzurum Beylerbeyliği’ne bağlandı.
                Osmanlı İdaresi, Şebinkarahisar ve çevresinde ilk tahriri, II. Beyazıt döneminde, 1485 yılında, gerçekleştirdi. Bu tahrirde bölgedeki köylerin yaklaşık %38'inin ve mezraların  %45'inin boş veya terkedilmiş olarak deftere kaydedilmesi, fetih sırasında bölgenin oldukça tahrip olduğunu göstergesi olarak kabul ediliyor. Nitekim uzun yıllar süresince Şebinkarahisar ve çevresinde Osmanlılar ile Akkoyunlular arasında pek çok çatışma meydana gelmiş ve bölge zaman zaman el değiştirmişti.. Osmanlı-Akkoyunlu çekişmesinde özellikle Koyulhisar’ın köylerinde Osmanlıların acımasız davranışları büyük tepkilere neden olmuştu. Bölgedeki nahiyelerin hemen hemen tümünde değişik derecelerde görülen bu tahribata Şebinkarahisar nahiyesinde rastlanmıyor. Tahrire göre, toplam 250 haneye varan nüfusu ile bölgedeki en büyük ve yoğun nüfuslu yerleşim birimi Şebinkarahisar’dır. Bunu sağlayan da, ilk çağlardan itibaren varlığı bilinen ve işletilen şap madenidir. Bu da Şebinkarahisar'ı, bölgesel alışverişin yapıldığı, vergiler yoluyla toplanan ziraî artı ürünün pazara getirilerek satılabileceği yegane yerleşim birimi olarak ön plana çıkardı. Şebinkarahisar’ın Fatih’e direnmeden teslim olması da şehrin harap olmasını ve nüfus göçünü önledi.
                1485 yılında bölgedeki nahiyeler arasından sadece Şebinkarahisar ve Koyulhisar, birbirinden bağımsız olarak Rum Eyaleti'ne bağlanırken, geri kalan nahiyeler de, coğrafî yakınlıklarına göre bu nahiyelerden birine dahil edilmiştir. Yapılan bu düzenlemenin sonucunda Şebinkarahisar'a bağlı nahiyeler Emlak, Kösi, Alucara ve Tuzeri, Menteşe, Güdül, Gavezit, Gezenger, Mindavel, Kovana, Serin, Menkufe, Eliği, Suşehri ve Akşehirabad; Koyluhisar'a bağlı nahiyeler ise Hasangeriş, Firuz, Şahneçimeni, Sisorta, Naiblü ve Yemlü'dür. Ancak bu örgütlenme gerçek anlamda bir idari örgütlenme olarak kabul edilmiyor. Bu daha çok vergi toplamada kolaylık sağlayan bir sınıflandırma olarak kabul ediliyor
                Bu yapılanma 1530 yılında yapılan tahrirde de aynen varlığını korumuştur. Bu tahrire göre Şebinkarahisar’a 157 köy (kariye), 110 mezra ve 14 de çiftlik kayıtlıdır.
                Kanuni Sultan Süleyman’ın son yıllarında, 1547 yılında yapılan üçüncü tahrirde ise Şebinkarahisar “Liva/Sancak”tır artık.  Bu tahrire göre, şehir halkından,  müslüman nüfus, Balaban ve Hacı Halim adlı iki mahallede yaşarken, gayrimüslim nüfus Suva, Miyane, Güngörmez, Kilise ve Doka adlarındaki beş mahallede sakindir. 1535 yılında Erzurum Beylerbeyliğine bağlanan Şebinkarahisar’a, 1547’de  kaza olarak Koyulhisar, Bayramlu (Ordu), Pazarsuyu ve İskefser (Reşadiye) bağlı olup, bağlı nahiyeler ise şunlardır: Şiryan (Şiran), Mindaval (Çamoluk), Elige, Alucara ve Kovana ve Kevasa, Melense, Gevezid, Emlak, Ak-şehir-abad, Su-şehri, Hasan-gerişi, Yemişlü, Firuz, Nayiblü, Sis-orta, Şahna-çemeni, Kebsil,(Bulancak) Şemseddin, abulhayr, Bozat, Elmalu, Kırık ili (Yavuzkemal), Ordu, Bolaman, Çamaş, İhtiyar, Bucak, Satılmış, Ulubeğ, Alibeğce, Fermude, Şayiblü, Bedirlü, Milas (Mesudiye), Habsamana (Gölköy).
                1643 yılında avarız vergisi için yapılan tahrirde de 1547 tarihi tahrirde belirlenen yukarıdaki isimler, Şebinkarahisar’a bağlı kaza ve nahiye olarak yer almaktadır.
          1643 tarihli Mufassal Avarız Defteri’nde Taş, Bülbül, Orta, Kızılca mahalleleri yine aynı isimlerle mahalle olarak yazılmış, Tamzara, Avutmuş, Biroğul mahalleleri ise yine aynı isimlerle Gevezid nahiyesine bağlı köy olarak deftere kaydedilmiştir.
               1643 tahririne göre Şebinkarahisar’a 89 köy 6 mezra bağlıdır.


              1530 YILINDA ŞEBİNKARAHİSAR'IN KÖYLERİ

KÖY
Karagevezit (Karagevezider)
Bulundu (Gevezid)
Akviran
Karaköy
Çat (Subak)
Alişir
Karaşehinşah
Darapa (Gelcese)
Alna
Karataş
Delüklütaşı
Aloni
Karacaviran
Direktaş (Küreci)
Amacük
Kavak
Doğancı (Gevezid)
Armudlu
Kavunluk
Elmaağaç
Aslanşah
Kererci (Küreci)
Firenk (Gevezid)
Aşağı Güğercinlik
Keylük
Görene
Aşağı Kınık
Kızık
Göynük
Avutmuş
Koru
İsrefi
Balcana-i Büzürk (Bancananik)
Köpeklü
Karaağaç
Balcana-i Küçük
Kuşçu
Karataş (Gevezid)
Bayhasan
Laklahisak
Karalar (Subak)
Bayhasan(-i diğer)
Muhlisvelibey
Kavras (Gevezid)
Bayram
Ordut
Kezanç
Beyköyü
Ozanlu
Kırlı
Bige (Biği)
Saraycık
Kires Ağacı (Gevezid)
Biroğul (Biravul)
Servin-i Bala
Kumlu (Kuminlu)
Buzkeçi
Servin-i Zir
Kuşhane (Gevezid)
Çeklecük (Mekelcük)
Subak
Kuyucak (Subak )
Çiftlik
Toklaroğlu (Tokluağıl)
Kuyumcu
Çoça (Coç)
Tönük
Kütit
Çuğlu
Tumen
Mahmut Verani (Gevezid)
Darabul
Üregir
Mutavvak
Depeldepe
Yukarı Kınık
Naib Çiftliği (Gevezid)
Dereköy
Yumrucaktaş (Yuvacıktaş)
Ordut
Dolacık (Dolapcı)
Zibere
Pervane (Piravul)
Dona
Sümeri (Subak )
Eksi
MEZRA
Tönuk (Gevezid)
Esküne
Ahurcuk (Gevezid)
Yalman
Frenk
Akviran
Yalnızdam  (Gevezid)
Gelcese
Alan (Subak)
Yazıyıltarıç
Gölve
Atik (Gelcese)
Yukarı Güğercinlik
Hahavla
Bilaktis (Biladis)
Hozana
Çiftlik
ÇİFTLİK
İs-olan (İn-olan)
Çiftlik-i Demircilik
Çalı (Karadumanlu) (Gevezid)
İsrail
Çiflik-i Köse-Haile
Çıtak Abdal (Gevezid)
Kalacık
Bulgat (Gevezid)
Etir (Gevezid)
Karadumanlı


                 1643 YILINDA ŞEBİNKARAHİSAR'IN KÖYLERİ

Ahurcuk
Kızık
Aslanşa
Akviran
Kızılcaviran
Balcana maa Alaca ve Ağırdiş ve Kuşçu
Alan (Subak)
Kolya (Kule)
Dereköy
Alpe
Kozluca
Esküne
Avutmuş
Köpekli
Etir
Bağçecik
Kuyumcu
Feğülara
Bayhasan
Lıklık İsa
Gedahor
Bayramköyü
Mahlas
Göreze
Belegeriş
Mikal
Göynük
Beyöreni
Muğasa
Gülcese
Bege
Ordut
Hacılu
Biravul
Ozanlı
Hahavla
Buzkeçi
Saraycık
Hozana nd. Erbeşe
Cüç
Şeyh Karaman
İstirafil
Çırdak
Şörel
Kalecik
Çoğlu
Şüca
Kara Gevezid
Depeköy
Tamzara
Keylik
Dilce
Tarabul
Kürece
Diltepe
Tokluağlı
Licase
Fernegi
Tona
Niğidala
Gedahor
Tönük
Ovacık
Güğün
Tuman
Subak
Gölve
Tutal
Güvercinlik
Üreğir
MEZRA
Hasan Şeyh
Vank, der kurb-ı karye-i Tamzara
Çiledar (Bige’de)
İmanlu
Yalman
Ibıh  (Ahurcuk)
İsrail
Yalnızdam
Karaağaç (Cüc)
Karaköy
Yaycı
Aluç (Keylik)
Karaşehinşe
Yıltarıç
Çakılalan (Esküne)
Karlu
Yumrucataş
Kaş Resul (Keylik)
Kavunluk
Yusagid
Kâzanç
Ziberi
Kınık-ı Bâlâ
Armudlu
Kınık-ı Zir


KAYNAKLAR          : 1- 387 No’lu Muhasebe-i Vilayet-i Karaman Ve Rum Defteri II (Devlet
                                        Arşivleri Genel Müdürlüğü, Ankara 1997
                                    2- Orta Karadeniz Tarihinin Kaynakları, Karahisar’ı Şarki Sancağı Mufassal
                                         Avarız Defteri, Mehmet Öz ve Fatma Acun, TTK, Ankara 2008,
                                    3- Karahisar-ı Şarki ve Koyluhisar Kazaları Örneğinde Osmanlı Taşra İdaresi,
                                         Fatma Acun, TTK, Ankara 2006
                                    4- Osmanlı Kaynaklarına Göre Fatih Sultan Mehmed’in Siyasi ve Askeri
                                          Faaliyeti, Selahattin Tansel, TTK Ankara 1999,
                                    5- Osmanlı Döneminde Anadolu Şehirlerinin Gelişmesinde Devletin Rolü:
                                           Karahisar Örneği, Fatma Acun, TTK Makaleler
                                    6- Devlet İstatistik Genel Direktörlüğü, 1935 Genel Nüfus Sayımı Köyler
                                           Nüfusu,  Ankara 1937
                                     7- Erzurum Beylerbeyiliği ve Teşkilatı, Dündar Aydın, TTK Ankara 1998

İdari Bağlılık


                           ŞEBİNKARAHİSAR’IN “VİLAYETLERİ”
                                                                                                                          
                Şebinkarahisar tarih boyunca, değişik vilayetlere bağlandı. Türkiye Cumhuriyeti dışında her dönemde de önemli bir merkez oldu.
                Hititler döneminde (İÖ 1900-1200) Anadolu Konfedarasyonu içinde yer alan Şebinkarahisar’ın vergileri Amasya (Amasit) üzerinden Hitit’lerin başkenti olan Boğazköy’e gitmekteydi
                Şebinkarahisar, Pers Satraplığı (İÖ 533-333), Pontus Krallığı (İÖ 301-26) ve Roma İmparatorluğu dönemlerinde, Amasya Vilayeti’ne bağlı olarak imparatorlukların idari taksimatı içinde yerini aldı.. İS 395 yılında Roma İmpartoluğu’nda “Armenyak” adı verilen Amasya  Vilayeti’ne  bağlı 11 kentten birisi Şebinkarahisar (Colonia) idi.
                Bizans İmparatorluğu da bu idari yapıyı başlangıçta devam ettirdi. Zaman zaman idari örgütlenmede değişiklikler yapıldı ve buna bağlı olarak Koloneia’nın bağlılığı değişti. 10. Yüzyılda yapılan değişiklikte Şebinkarahisar, Koloneia Theması olarak yeniden örgütlendi  ayrı bir thema/askeri valilik haline getirildi.
                Koloneia şehri, Bizans döneminde imparatorluğun kuzey kısmındaki kalelerin en önemlisi ve Koloneia Theması’nın en önemli şehri niteliğini kazandı. Themanın valisi kral naibinin bütün iktidarını yürütmekteydi. Egemenlik alanı içinde kendisini bizzat seçerek tayin eden İmparatoru temsil ediyordu.
                Şelçukluların Anadolu’yu fethine denk gelen zamanlarda, Koloneia theması (Şebinkarahisar), Gümüşhane, Ordu ve Giresun çevresini kapsıyordu.
MS 950'de Bizans İmparatorluğunu İdari Bölünüşü (Thema'lar) (Kaynak wikipedia)

                Selçuklular Bizans İmparatorluğunun idari bölünüşünü ve yapısını korudular. Selçuklu ülkesindeki 42 idari birimden birisi de “Karahisar-ı Kögoniye” idi ve vilayet olarak örgütlenmişti. Vilayetin üzerinde ise “Subaşılık” örgütlenmesi vardı. Vilayet, Subaşılığın alt birimi olarak varlığını ve etkisini Osmanlılarda 15. yy sonlarına kadar devam ettirdi.
                Anadolu Selçukluları 13. yy’da birlik kurduklarında Anadolu’yu 30 eyalete ayırdı. Bu eyaletlerin birisi de Keygune (Şebinkarahisar) idi.
                Anadolu Selçuklularının dağılmasından sonra ise Şebinkarahisar’da bulunan beyler egemenliklerini ilan etmiş iseler de etkili olamadılar ve Şebinkarahisar sürekli olarak diğer beylikler/devletler arasında el değiştirdi
                Osmanlı İmparatorluğu döneminde ise, Şebinkarahisar Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katıldığı 1473 yılından 1515 yılına kadar Amasya vilayetine bağlı kaldı.
                Fatih Sultan Mehmet, Karahisar-ı Şarki’yi aldığında, kasaba bir grup gayrimüslim ve kalesinde Müslüman askerlerin yaşadığı yerdi. 1485 tarihli tahrir defterine göre, Emlak, Kösi, Alucara ve Tuzeri, Mentefle, Güdül, Gavezit, Gezenger,Mindavel, Kovana, Serin, Menkufe, Eliği, Suşehri ve Akşehirabad, Karahisar-ı Şarki’ye  bağlı nahiyelerdir.
                1514 sonbaharında Yavuz Sultan Selim’in kanunu ile önce Bayburt ve birkaç hafta sonra Karahisar-ı Şarki, sancağı kuruldu. Her iki sancak da Emir-i Ahur Bıyıklı Mehmet Bey’e verildi.
                Karahisar’ı Şarki Sancağı, 1515 yılında yeni kurulan Erzincan eyaletine bağlandı.           
                Osmanlı Devleti’nin ilk yüzyılında genelde bütün Anadolu toprakları, özelde ise Amasya, Tokat ve Sivas bölgeleri için Rum tabiri kullanıldı. 1413 yılında Anadolu ve Rumeli Beylerbeyliği’nin yanı sıra üçüncü bir idarî birim olarak Rum Beylerbeyliği kuruldu. İlk zamanlarda Tokat, Sivas ve Amasya bölgelerinin birleşmesinden meydana gelen Rum Eyaleti’ne II. Murad’ın son zamanlarında Canik ve Çorum, daha sonra da Karahisar-ı Şarkî bölgesi katıldı. 1413-1520 yılları arasında Rum Eyaleti’nin merkezi, bazen Şehzade Sancağı Amasya, bazen de Tokat oldu. 1520 yılında eyalet merkezi Sivas’a taşındı ve bu tarihten itibaren Rum beylerbeyleri Sivas’ta oturmaya başladılar.
                Fatma  Acun’a göre, fetih yıllarının ardından geçen uzun süre sonunda, XVI. yüzyılın ilk yarısında (1520-1523) bölgede, klâsik Osmanlı idare düzeni olan kaza sisteminin kurulduğu görülmektedir. İlgili tahrirde bölge, "Kazâ'-ı Karahisar-ı Şarkî" başlığı altında kaydedilmiştir. "Hâshâ'-i Mirlivâ-i Karahisar-ı Şarkî" kaydı da, bölgenin tamamının "livâ" olarak düzenlendiğini göstermektedir. Bu dönemde bölge halen Rum Eyaleti'ne bağlı bulunmaktadır. Bu dönemdeki Karahisar-ı Şarki,  “idarî-askerî şehir”dir.
                1534 yılında, Karahisar-ı Şarki, merkezi Sivas olan Rum Eyaleti’ne (Beğlerbeğliğine) bağlı idi.
                Kanuni Sultan Süleyman, onarılıp imar edilmesi  için altmış yıldan beri harap ve boşalmış durumda olan Erzurum’u eyalet haline getirdi ve kendisine teslim olan Safavilerin İsfahan beylerbeyi Dulkadirli Şahruhoğlu Mehmet Bey’i Erzurum Valisi yaptı.
                Karahisar-ı Şarki 1535 yılında Kanuni’nin emri ile kurulan Erzurum Eyaletine (Beğlerbeyliğine) bağlanan sancaklardan birisi oldu. Bu tarihte Ordu dahi Karahisar-ı Şarki’ye bağlı idi.
                Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünde bulunan Tahrir defterlerine göre, bu tarihlerde “Nefs-i Karahisar namı diğeri Köğoniye”nin (Karahisar-ı Şarki’nin) nahiyeleri şunlardır: Şiryan, Mantaval, Elbeği, Alucra ve Kavata ve Kevase, Melense, gevezid, Emlak, Akşehir-abad, Su-şehri, Koylu-hisar, Hasan-keriş, Aşlu, Firuz, Nayiblu, Sisorta, Şahne-çemeni, Bayramlu (Ordu), Bolaman, Çamaş, Ehtiyar, Bucak, Satılmış, ulu-beğ, Ali Bağ-ece, Şayiblü, Bedirlü, Fermude, Kabsil, Şemseddin, Ebül-hayr, Bozat, Elmalu, Kızık, İskefsir (Reşadiye), Milas (Mesudiye) ve Habsamana (Gölköy).
                Karahisar-ı Şarki, 1538 yılında, Saruhan Valisi Mustafa’nın Amasya Valiliğine gönderilmesinden sonra Sivas’tan ayrılarak ayrı bir vilayet haline getirilen Amasya’ya bağlandı. 1548 yılında da Ordu, Karahisar-ı Şarki’ye bağlı idi.
                1553 tarihine kadar Amasya vilayetine bağlı kalan Şebinkarahisar, 1553 tarihinde Amasya vilayetinden alınarak Erzurum'a bağlandı. 1831 yılında Erzurum Eyaleti’nin sancaklarından birisi de Karahisar-ı Şarki idi.
                1846  ve 1860 tarihli Devlet Salnamelerine göre Karahisar-ı Şarki Sancağı Trabzon’a bağlıdır ve Ordu ile Giresun da Karahisar-ı Şarki’nin kazasıdır.
                1857 tarihli Devlet Salnamesine göre, “Eyalet-i Trabzon”a bağlı “Liva-ı Karahisar-ı Şarki”nin kazaları ise şunlardır. Karahisar-ı Şabin, Nevahi-i Yakacık ve Akşehir-abad ve Tamzara, Nahiye-i Suşehri, Koylıhisar, İskefsir, Milas, Sisorta mea Naiblu, Ulucra mea Manzaval, Ma’dini Erbaa, Kırık
                1865 yılında Şebinkarahisar Trabzon'dan alınarak 1854 yılındaki düzenleme ile kurulan Sivas'a bağlandı.
                 1867 Sivas Vilayet Salnamesi’ne göre, Karahisar-ı Şarki sancağı, Sivas Vilayeti’ne bağlıdır. 1877 tarihli Devlet Salnamesine göre de Giresun, Karahisar-ı Şarki’nin bir kazası olarak Sivas Vilayetinin bir kazasıdır.


  KAYNAKLAR                       :1- Büyük Türkiye Tarihi, Yılmaz Öztuna, İstanbul 1983
                                                2- Yurt Ansiklopedisi, İstanbul  1982
                                                3- Anadolu’nun Tarihi Coğrafyasına Giriş, Prof. Dr. Tuncer Baykara,
                                                    Ankara 1988
                                                4- Osmanlıların Kafkas Ellerini Fethi, M. Fahrettin Kırzıoğlu, Ankara 1976
                                                5- Trabzon Tarihi, Mahmut Goloğlu, Ankara 1975
                                                6- İlk Müslüman Türk Devletleri, M. Çağatay Uluçay, İstanbul 1977
                                                7- Şebinkarahisar, Ali Özdemir-Hasan Özhan, 1983
                                                8- Osmanlı Döneminde Anadolu Şehirlerinin Gelişmesinde Devletin Rolü:
                                                    Karahisar  Örneği, Fatma Acun, Belleten, Cilt: LXV, Sayı: 242, Nisan
                                                     2001
                                                9- Tokat Voyvodalığı (1774-1842) , Yrd. Doç. Dr.  Mehmet Beşirli,
                                                    Belleten, Cilt LXIX,  Nisan 2005, Sayı 254

Bu yazı 2009 yılı içinde Yeni Şebinkarahisar Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

İsimler


                                         ŞEBİNKARAHİSAR’IN İSİMLERİ
                                                                                            
                Atatürk 1924 yılında ilçemizi ziyaret ettiğinde, ilçemizin Şarkikarahisar olan adının Şebinkarahisar olarak değiştirilmesini teklif ederken, daha önce de kullanılan ismini önermiş olabilir mi?
                Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde “buraya Karahisar-ı Şarki veya Şabinkarahisar’ı da derler. Karahisar denmesinin nedeni, kale taşlarının kale olmasındandır” demektedir.
                Şemseddin Sami, 1800’lerin sonlarında İstanbul’da yayınlanan Kamus-u Alam adlı eserinde “ Sivas Vilayetine bağlı sancak merkezidir. Şebinkarahisar adı Şabeynkarahisar’dan gelmektedir. Yörede şap madeninin çokluğu bu ismin oluşmasına neden olmuştur.”  bilgisini veriyor.
                Yine 1800’lerin sonlarında yayınlanan  Hoca Sadüddine ait Tacüt Tevarih adlı yapıtta, “Şaphane-i Karahisar” ismi yer alıyor
                1865 yılında Sultan Abdulaziz’in annesi tarafından yaptırılan ve Suboyu köyünde bulunan Pertevniyal çeşmesi’nin kitabesinde  “Şebinkarahisar’ın Bige köyünde” sözcükleri geçiyor.
                Buna göre, “Şebinkarahisar” isminin eskiden beri kullanıldığı ortaya çıkıyor.
                Dayanaksız hiç bir söz söylemediği dikkate alınırsa, Atatürk, ilçenin isminin değişmesini teklif ederken, eski adına ve belki de halk arasında da kullanılan gerçek ismine dönülmesini istemiş olabilir.
                Şebinkarahisar’ın tarihi kayıtlardaki ilk ismi “Koloneia (Rumca) / Colonia (Latince)” olarak geçiyor. Colonia ismi Latin dilinde ordu üssü, yörede Roma’nın bir tutunma merkezi işlevini üstlenen, çoğu kez Roma ordusundan emekli olmuş askerlerin kendilerine arazi verilerek yerleştirildiği dolaysı ile de Roma kolonisini barındıran, stratejik yönden önemli yerdeki bir kenti anlatıyor. Nitekim Justinianus döneminin ünlü Bizans tarihçisi Procopius, “De Aedificiis” adlı eserinde bu kenti Romalıların Colonia’sı olarak Pompeus’un kurduğunu söylüyor. Prof Dr Bilge Umar ise, Şebinkarahisar’ın tarihinin kalede yapılan araştırmalara göre Romalı’lardan çok önceye dayandığını, Pompeus tarafından imar edilerek Colonia olarak adlandırılmış olabileceğini, bu yapılırken de Anadolulu dilinden gelme öz ve gerçek adının lehçeye uyarlanmış olacağının buna göre de Koloneia adının Tanrıça Kula (Ana tanrıçanın yavrusu)’ndan kaynaklanan “Kulana” ya da “Kula(wa)na” diğer deyim ile “Kula Ülkesi” olabileceğini belirtiyor. Doç Dr Haşim Karpuz da Kale’nin tarihinin Hititlere kadar indiğini söylüyor.
                Sivas’ta yayınlanan bazı kitaplarda ve internette yer alan Koyulhisar’ı tanıtan sayfalarda Koloneia (Colonia) isminin Koyulhisar’a ait olduğu iddia edilmekte ise de, birçok kaynak bu ismin Şebinkarahisar’a ait olduğunda hemfikir. Koyulhisar’ın adı eski çağlarda “Anniaka” olarak geçiyor.Türkler Anadolu’ya girdiklerinde de “Mişaz” olarak anılıyor. Nitekim 1918 tarihli Osmanlıca basılmış 200.000 ölçekli gizli memleket haritasında da Koyulhisar’ın isminin yanına parantez içinde “Mişaz” ibaresi yazılı. Dolayısı ile Koloneia (Colonia) isminin Koyulhisar’a ait olması imkanı bulunmuyor. Türkler Anadoluya girdikten sonra, burası Selçuknamelerde ve resmi kayıtlarda Koyulhisar veya Koyunluhisar olarak yer alıyor.
                Koloneia /Colonia ismine,Şebinkarahisar’ın ismi olarak, 9 veya 10.yüzyılda yazılmış bir mektupta da rastlanıyor. 11. yüzyılda Rumca Karakale demek olan “Mavrakastaron” ismi ortaya çıkıyor. Bu tarihte şehre de “Kolonia” deniyor. 12. Yüzyılda kalenin de şehrin de adı Mavrakastaron olarak geçiyor. ve Bizans tarihçisi Anna Komnena da bu tarihlerde yayınlanan Alexiad adlı eserinde  Şebinkarahisar’dan Kolonia olarak bahsediyor. Türkler Anadolu’ya girdiklerinde bu ismi Türkçe’ye uyarlayarak “Kuguniya veya Kögonya” şeklinde telaffuz etmeye başlıyorlar. Nitekim Eretna Beyliğinde 1300’lerde bastırılan sikkelerde ve İbnibibi’nin Selçukname isimli eserinde “Kögonya” ismi yer alıyor.
                Bilindiği gibi, Fatih Şebinkarahisar’ı 1473 yılında fethettiğinde, Kögonya olan adını “Karahisar-ı Şarki” olarak değiştiriyor. Resmi kayıtlarda bu isim kullanılıyor. Nitekim 1710 (1022) tarihli Tahrir defterinde, ilçemizden Karahisar-ı Şarki olarak bahsedilirken, “namı diğer Ketumiyete” ibaresine yer veriliyor.
                19. Yüzyılda Şebinkarahisar “Nikopolis” olarak isimlendiriliyor. Nikopolis, gerçekte Suşehri’nin, eski adı Pürk, yeni adı Yeşilyayla olan köyünün olduğu yere Romalı Komutan Pompeus’un, Pontus Kralı VI. Mithridates’in İÖ 66 yılında yendiği savaş alanında kurdurduğu bir şehir. Nikopolis, kalesinin olmaması nedeniyle saldırılara açık olduğundan ve Arap Akınları ile çapulcuların saldırıları karşısında, Türkler Anadolu’ya girdiği tarihlerde tamamen boşaldı ve terk edildi. Nikopolis Metropolidi de Colonia’ya taşındı. Bu bölge daha sonra Colonia Metropolidinin yetki alanına verildi. Şebinkarahisar’da bulunan metropolidin ünvanı da Nikopolis-Colonia Metropolidi oldu. Zamanla Colonia ismi de ortadan kalktı ve Şebinkarahisar Nikopolis olarak anılmaya başlandı. 19. yüzyılda dahi Şebinkarahisar’ın adı Ermeniler arasında Nikopolis’ti.
                Bazı kitaplarda Nikopolis’in Suşehri olduğu belirtiliyorsa da, Türkler Anadolu’ya girdiğinde Suşehri’nin şimdi bulunduğu terde Andras/Endires  adı ile bilinen küçük bir yerleşim yeri bulunuyordu. 19. Yüzyılda ülkemizi gezen Avrupalı gezginler yayınladıkları eserlerinde Suşehri’nden “Adras” ismi ile bahsetmektedirler. 1918 tarihli Osmanlıca basılmış 200.000 ölçekli gizli memleket haritasında da Suşehri’nin isminin yanına parantez içinde “Endiryas” ibaresi yazılı.

KAYNAKLAR : 1- Bilge Umar, Karadeniz Kappadokia’sı, İstanbul 2000
                                2- The Byzantıne Monuments And Topography of The Pontos, Antohony Bryer-David 
                                      Wınfıeld, Washington 1985
                                3- Yurt Ansiklopedisi İstanbul 1982
                                4- İslam Ansiklopedisi İstanbul 1955
                                5- 1918 basımı 1/200000 ölçekli harita Şebinkarahisar paftası

Bu yazı, "Bayramköy Nikipolis Mi?" başlıklı yazıdan çok önce hazırlanmış ve 2008 yılı içinde Yeni Şebinkarahisar Gazetesi'nde yayınlanmıştır.